Saraybosna‘da güzel bir han var eski. Üst katında bürolar var. Bunlardan birisi genç Müslümanlar cemiyeti. Bu cemiyet Aliye İzzetbegoviç‘in ve avukat Sali Murat‘ın gizli kurdukları bir cemiyet. Aliya‘nın SDA‘sınının da çekirdeği, Bosna‘nın hürriyet savaşınında temel taşlarından. Bu cemiyet hâlâ aktif.
Travnik‘te Elçi İbrahim Bey Medresesi‘ne gittik. Medrese halen aktif çalışıyor. Yüzlerce talebesi var. Hem modern hem dini eğitim veriyor. Bizim imam hatiplerin bir benzeri ama yüksek okul tarzında eğitim veriliyor. Medrese oldukça güzel dizayn edilmiş. Öğrencilerin yattıkları odalar büyük bir salona açılıyor. Salon 1000 kişinin toplantı yapabileceği güzel bir tarza sahip. İstendiğinde Cuma namazı kılınan cami oluyor. Yani çok fonksiyonel.
Medresenin yanından Mavi Suya gidiyoruz. Kaynaktan çıkan su şelalelerle iniyor. Buharlaşıyor. Yanında yediğimiz bazlama içindeki körfez bizim İnegöl köftesi lezzetinde. İnegöl köftesi bize buradan gelmiş olmalı. Mavi suyun üst kısımlarında alabalıklar yetiştiriliyor. İlk defa sarı alabalık gördüm orada.
Balkanlarda savaşta en fazla direnen Travnik olmuş. Hırvatlara karşı müslümanlar çok mücadele vermişler.
Travnik‘te Mavi Su kenarında Bosna kahvelerimizi içerken yanımıza 3 teyze geldi. Boşnak teyzelerin oğulları Srebrenitsa‘nın düştüğü gün şehit olmuşlar. Teyzeler Kakan‘dan. Travnik‘e yakın kasabadan. Adeviye, Nermin ve Beyazit teyzeler evlatlarını şehit verdiklerini gerekirse yine vereceklerini söylüyorlar, Bihaç‘tan bir cami açılışından geliyorlarmış.
Bosna‘da İslam‘ın gittikçe kuvvetlendiğini söylüyorlar. Kakan‘da herkesin dinine bağlı ve dindar olduğunu söylüyorlar.
Saraybosna
Tarihi dokusuyla Baş Çarşı‘sıyla bir Osmanlı Şehri Saraybosna. Son verdiği bağımsızlık savaşı dillere destan. Binalar hâlâ şarapnel ve mermi izleriyle dolu.
Havaalanının altından geçirdikleri tüneli görmeye gittik. O gün için o tünel bir rahmet olmuş. Saraybosna Müslümanları yiyecek, içecek, silah almışlar tünelden. Tam 2 yıl Sırpların haberi olmamış bundan. Tüneli müze haline getirmişler. Savaşla ilgili harita, silah diğer malzemeler ve sırp zulmü videoyla sergileniyor.
Yabancı turistlerinde ilgisini çekiyor. Baş Çarşı‘daki camiler görülmeye değer öncelikle Hüsrev Bey Camii ve Medresesi. Ama camiler namaz vakti dışında kapalı, bundan hüzünleniyorum.
Temmuz ayının sonunda Saraybosna‘da üşüdük. Uzun kollu kazak giymek zorunda kaldık. Bosnalılar ‘burası Balkanlar‘ diyorlar.
İzzetbegoviç, şehit mezarlığında, şehitler arasına defnedilmiş. Öyle vasiyet etmiş. Allah rahmet eylesin. Saraybosna‘nın tüm mahalleleri ve merkezi eski Osmanlı camileriyle süslü. Eski kütüphane yakılmış. Tamirde şu anda.
Bosna‘nın börekleri ve kahvesi meşhur. Hakikaten lezzetli. Kahvesi tadılmaya değer.
Saraybosna‘da güzel bir han var eski. Üst katında bürolar var. Bunlardan birisi genç Müslümanlar cemiyeti. Bu cemiyet Aliye İzzetbegoviç‘in ve bizim Makedonya‘dan arkadaşım avukat Sali Murat‘ın gizli kurdukları bir cemiyet. Aliya‘nın SDA‘sınının da çekirdeği, Bosna‘nın hürriyet savaşınında temel taşlarından. Bu cemiyet hâlâ aktif.
Konyiç
Çok güzel küçük bir kent ismi Konya‘yı hatırlatıyor. Nevedna nehri üzerine kurulu şehir. 5-6 tane camisi var. Tipik bir Osmanlı şehri eski binaların çatıları taş kaplama. Eski taş köprüsünü bu yıl Türkiye‘nin yardımıyla yeniden yapmışlar. Bakan Faruk Çelik açılışına gelmiş. Tesettürlü bayanlar oldukça fazla görülüyor.
Mostar
Meşhur Mostar köprüsü büyülü yeşil renkli ırmagın üstündeki Osmanlı‘nın gerdanı gibi. Son savaşta aslında Boşnak‘lar bildiğimizin tersine ırmağın iki tarafını ellerinde tutmuşlar. Hırvatlar sadece yeni Mostar denilen kentin kuzeyini ellerinde tutabilmişler. Çetin savaşların olduğu binalardan belli. Mostar tarihi dokusunu korumuş bir Balkan Osmanlı şehri. Sadece köprüsüyle değil. İlginç olan bir şey daha; evlerin çatıları yassı taşlarla kaplanmış, basamaklı taşlar ve dik çatılar, ilginç.
Sarı Saltuk Tekkesi
Sarı Saltuk o bölgeyi Müslüman yapmış. Adı hâlâ yaşıyor. Mostar ve çevresinde onlarca Müslüman köyü ve mahallesi var. Sarı Saltuk Tekkesi halen yaşayan bir tekke. Akşamları zikirler yine devam ediyor. Tekkenin kurulduğu büyük su kaynağı dik bir kayanın dibinde. Su kaynağı insanı büyülüyor. Tekke tam bir Osmanlı evi tarzında, hamamı, helası, salonu, sedirleri, çay ocağı.
Potiçel
Hırvatistan‘a girerken son durağımız son Müslüman kalesi, yıkılan tamir edilen camii ile Potiçel insanı büyülüyor. Sanki 14. yüzyıldan kalmış. Burada Saraybosna film festivaline gelen Türkiye‘den bir ekiple ikindi namazını kıldık.
Karadağ
Karadağ‘ın @‘ı Müslüman. Müslümanların güneydekileri Arnavut, kuzeydekilerde Sancak Müslümanları. Sırbistan-Karadağ parçalanıp Karadağ ayrı devlet olunca eski Osmanlı sancak vilayeti de ikiye bölünmüş. Yarısı Sırbistan‘da (Yeni Pazar) kalmış bir kısmı da Karadağ‘da kalmış. Müslümanların Karadağ‘ın başkenti Potgoritsa‘da çıkan Elif adında İslami bir gazeteleri var. Oldukça güzel bir gazete. Karadağ yakın gelecekte bir İslam ülkesi olmaya aday. 600 bin nüfuslu bir ülke. Boşnak, Arnavut ve Sancaklı Müslümanlar oldukça etkin burada. Deniz kıyısı boyunca Müslümanların çoğunlukta olduğu yerler.
Ulsin‘de Kurupazar camisinin baş imamı Rıfat Yusuf, Martici köyü İmamı İrfan Koca ve vaize Süheyla Dibri otele ziyaretimize geldiler. Burada mahzun olduklarını bağımsız oluncaya kadar baskı altında olduklarını söylediler. 3 yıl önce bağımsızlıklarını kazanınca baskının kalktığını ama halkın cahil olduğunu. Çok gayret gösterdiklerini ama geleneksel Müslüman anlayışından öteye fazla geçemediklerini anlattılar.
Türkiyeli Müslümanlardan Arnavutça dini eserler istediklerini ilettiler. Biz kendilerine buna dair Türkiye‘de çalışma yapacağımıza söz verdik.