Gündem

Gelin çorbası

Gelin çorbası

Abone Ol

Geçen ay içinde yakın köylerden birine ziyarete gitmiştik. Burada genç kızların, çeyizleri için hazırladıkları el işlerinin zengin dilini ve ahengini okumaya çalıştık. Dünya hızla modernleşmeye doğru gitse de, bu kızlar duygularını, hayattan beklentilerini, hayallerini hâlâ elişleriyle ifade etmeye devam ediyorlar.

Kızların işlediği nakışlara, dantellere ördükleri çorap ve hırkalara verdikleri isimleri öğrendiğimde öteden beri sıradan bir iş olarak gördüğümüz el işlerinin bir tür psikolojik aktarım işlevi gördüğünü ve müşterek duyguları barındırdığını düşündüm. İster kabul edin ister etmeyin, buradaki genç kızların ve kadınların, duyguları, nakışlarda, dantellerde, hırkalara işlenen desenlerde yer alıyor... Türkan Şoray‘ın kirpikleri, Kaynana dili, Gelin çorbası, Hasret köprüsü, Yedi başak, Dere yatağı... Bütün bunlar kültürel bir birikim olarak nakışlara işlenmiş. Burada genç kızlar, attıkları her ilmekte, her renkte her desende binlerce duyguyu birden yansıtıyorlar. Danteller bir yazı okuyorlar, iplikten kalem, desenlerden kağıt yapıyorlar...

Geçen gün izlediğim bir belgeselde de, Afrikalı yerli bir kabilede kadınlar, duygularını işledikleri takılara aktarıyorlar ve bu takıları özel bir değer biçiyorlardı. Sanırım sanatsal çalışmaları, sanatsal ürünleri değerli kılan da bu. Çünkü duygular bazen anlatılamıyor, cümlelere sığdıramıyorsunuz, konuşsanız kelimeler boğazınızda kalıyor, göz yaşlarınız dayanamayıp akıyor... Böyle zamanlarda duygularınızı bir nesneye yansıtma ihtiyacı hissediyor ve kalem kağıda ulaşamadığınız yerde bunu yaşadığınız alana, kullandığınız eşyalara yansıtıyorsunuz.

Bütün bunları düşündüğümde, semt pazarlarında, babaannelerimizin başörtüsünde, köy evlerinde, kadınlarımızın sandığında gördüğümüz el işlerinin, el emeği ürünlerin kültürel bir zenginliği barındırdığını düşündüm. O yüzden, evimde bulunan eski dantelleri, eski çorapları, eski bakır kapları, şalları, hırkaları dahi atmadım kaldırdım. Çünkü bu eşyaların hem bir dönemin kültürel dokusunu yansıttığını hem de insanlarımızın duygusal aktarımlarının bir ürünü olduğunu düşündüm.

Olaya bu tarafından baktığımda modern kültürden beslenen ve bu alanda büyüyen çocuklarımızın böylesine bir zenginlikten mahrum kaldıklarını gördüm. Bu gün çocuklarımız en iyi okullarda okuyorlar, belki de en iyi meslekleri icra edebiliyorlar, istedikleri her şeye ulaşıyorlar ama onlar böyle bir zengin aktarım ve üretim imkanlarından uzak kaldıklarından duygusal kaoslar yaşıyorlar ve hayata mutsuz ve umutsuz gözlerle bakıyorlar. Her şeyden önce zengin düşünce alanı kazanma, hayal etme ve üretme kapasiteleri köreliyor. Onlar her şeyi hazır elde etmek, kolay ulaşmak istiyorlar.

Bunun için çocuklarımıza imkanlarımız doğrultusunda bazı şeyler üretmeye, ev içinde estetik bir beceri kazanmaya, sanatsal faaliyetlere teşvik etmemiz gerekir diye düşünüyorum. Her şeyi önüne hazır vermeyip, imkanları doğrultusunda çalışması ve üretmesi için destek sağlamalıyız... İsterseniz, bu kouda onları teşvik etmek için evinizdeki eski dantelleri, hırkaları, el işlerini atmayınız ve bunların kültürümüzü ve insanlarımızın duygularını yansıttığını ifade edebilir onlarla paylaşabilirsiniz.