1984’TEN beri devam eden terör son iki aydır şiddetini artırmış durumda. Önce terörün kaynağı ile ilgili sağlıklı bir teşhisimiz olmalı. Sonra da ülkemizi tehdit eden bu belayı hep birlikte ortadan kaldırma mücadelesine girişmeliyiz.
Terörün dış kaynaklı olduğu ve dıştan beslendiği konusunda hemfikir olduğumuzu sanıyorum. Batı, PKK’yı bir bölge halkının özgürlük mücadelesi olarak gösteriyor, böyle tanımlamak işine geliyor. Baştan beri, PKK’lıları kendi ülkelerinde himaye ettikleri, her türlü tanıtma konusunda yardımcı oldukları herkesçe biliniyor. PKK ve DAEŞ’i bölgeye musallat edenin de ABD olduğu kimsenin meçhulü değil. Erbakan Hoca, 1992’de Çekiç Güç’ün görüşüldüğü bir Meclis oturumunda siyasilere şöyle uyarmıştı:
“-Dış politikayı değiştireceğiz. ABD güdümünden çıkaracağız. Onlar, ‘Biz sizi parçalayacağız’ diyor. Siz onların içine girmek istiyorsunuz. Temelde bu sakatlık varken bu işi düzeltemezsiniz. Hem onlara tabi olacaksınız, hem de onların planlarını önleyeceksiniz. Bu mümkün değil. Bunu AB, İsrail ve emperyalistler yapıyor. Planları açık. Onlar İsrail’e ilaveten, ayrıca kendi kontrollerinde bir Kürt devleti kurmak istiyor; ayrıca, 2. İsrail’i de Ermenistan’da kurmak istiyor. Bizi parçalamak için 100 senelik planları bu! Irak, Suriye, Türkiye olarak bir araya gelecek, meseleyi ABD değil, biz çözeceğiz, biiizzz! ABD’nin bu bölgede ne işi var ”
İNİSİYATİF BİZDE OLMALI
Erbakan Hoca’nın her konudaki çözüm önerilerine bakın! Göreceksiniz ki, zaman onu hep haklı çıkardı. Çünkü kadim değerlerimizi biliyor. Hak - batıl mücadelesini iyi kavramış. Dünyada olup bitenin farkında! Olayları formüldeki yerine koyuyor ve sonucu görüyor. Tüm siyasilerin Erbakan Hoca’dan öğrenecekleri çok şey var.
Siyonistler hedefe kilitlenmiş durumda. Bu, onların çarpık inançlarının gereği! Müslümanlar üzerinde ciddi hesaplar yapıyorlar. Önlerinde en büyük engel olarak da Türkiye’yi görüyorlar. Bu sebeple Türkiye’nin sorumluluğu büyük!
Irkçı emperyalizm, coğrafyamız üzerinde ciddi planlar yapıyor, her gün yeni oyunlar sahneye koyuyor. Temel meselelerden uzaklaştırmak için dikkatimizi farklı noktalara çekiyor, bizi başka konularla meşgul ediyorlar.
Sezai Karakoç’un bir tespiti var: “Kürt sorunu, Arap sorunu, Arnavut sorunu, Türk sorunu yoktur. İslam milletinin parçalanmışlık sorunu vardır.”
Emperyalizmi çok iyi tanımalı, tuzaklarına düşmemeliyiz. Çünkü onlar yöneticileri kullanarak hedeflerine giden yolun alt yapısını hazırlamayı, zaman kazanmayı çok iyi biliyorlar.
2003’te çıkarılan İkiz Yasalar bunun en açık örneği. TBMM bu yasayla, “Türkiye’de halklar kendi geleceklerini özgürce tayin etme hakkına sahiptir” hükmünü getirdi. AB normları bahanesiyle çıkarılan bu yasa, bugün Doğu ve Güneydoğu’da bazı belediye başkanlarına “özerklik isteme” cesareti vermektedir. Türkiye, kendi kalesine gol atma tehlikesi taşıyan bu yasayı derhal değiştirmelidir.
ÇÖZÜMÜN ADRESİ MECLİS’TİR
Terör konusunda Türkiye’nin en büyük açmazı, “stratejik müttefik” diyerek ABD’yle; “vazgeçilmez hedef” diyerek AB ile birlikte hareket etmesidir. Onlar Türkiye’yi parçalamak istiyorlar. Sömürgeci güçlerle istihbarat paylaşımı yapmak, domuzla çuvala girmekten farksızdır.
Bunun en açık örneğini “Çözüm Süreci”nde gördük. Bu sürecin amacı PKK’nın silah bırakmasını sağlamaktı. Peki, sonuç ne oldu PKK zaman kazandı, silah yığınağı yaptı, faaliyetlerini artırdı. Bugün yaşadığımız sıkıntılar yanlış yürüyen dış politikanın ürünüdür.
Sonuçlarıyla da görülmüştür ki, Çözüm Süreci PKK’yı güçlendirdi. KCK yapılanması ile terör şehirlere indi. PYD olarak Suriye’de faaliyete geçti. YPG olarak gençlik yapılanmasına girişti. HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ, “Sırtımızı PYD ve YPG’ye dayıyoruz” açıklaması yapma cesareti buldu.
ABD, 12 bin km. öteden Türkiye’yi yönlendiriyor. Tüm ABD’li yöneticiler, “Hedef PKK değil, DAEŞ olmalı” diyerek PKK tehlikesini küçümsüyorlar. Türkiye ABD, İsrail ve Batı’ya karşı tavrını yeniden belirlemelidir.
Her konuda olduğu gibi, PKK teröründe de çözümün adresi milli iradenin temsil edildiği Meclis’tir. Saadet Partisi bunu her platformda dile getiriyor. Sayın Kamalak geçtiğimiz günlerde bir TV kanalına verdiği mülakatta şöyle demişti: “Çözümün yeri Oslo ve Kandil değil, TBMM’dir. Yanan ülke, akan kan bizim. Araştırma komisyonu kurularak buna çözüm getirilmelidir. Kritik bir dönemden geçiyoruz. 550 milletvekili çözüm paketinde ne olduğunu bilmiyor.”
Terör, 78 milyonuyla tüm Türkiye’nin meselesidir. Başta TBMM olmak üzere herkes bu konuda üzerine düşeni yapmalıdır. Tehlike daha fazla büyümeden konuya acilen el atılmalıdır.