Geleneksel ailenin gerekliliği

Abone Ol

Uzmanlar, çekirdek ailenin yaygınlaşmasıyla dede ve ninesinden uzakta büyüyen çocukların ileride iletişim sorunu yaşadığını belirtiyor. Doç. Dr. Ali Osman Engin, Türkiye’de yeni bir aile modelinin geliştiğini, ailenin önemli üyelerinden olan dede ve ninenin bu aile yapısı içinde yer almadığını söyledi.

Çocuk gelişimi açısından bakıldığı zaman dede ve nine figürlerinin çocuğun sosyal, psikolojik ve kültürel gelişiminde vazgeçilmez bir noktada bulunduğunu ifade eden Engin, ’Dede ve nine modeli, geniş aileden çekirdek aileye geçişte sistemin dışına itildiği zaman önemli bir ekonomik kayba da neden oluyor. Günümüzün çekirdek aile modelinde anne ve baba çalışıyor, çocuk da tek başına kalıyor. Çocuk, 0–6 yaş arasında edinmesi gereken davranışları elde edemiyor ve tamamen yalnızlığa itilmiş oluyor’’ dedi.

Akademisyenin dikkatimizi çektiği olgu nicedir çoğu insanın vakıf olduğu bir konu. Artık gençler daha bencil, bireysel hakları üzerine toz kondurmak istememekteler.

Oysa bir kuşak öncesinin insanı ile aynı çatı altında yaşamak, üç kuşağın bilgi ve tecrübelerinin de harmanlanması demek. Bugün sosyal hayatta yalnız, mutsuz, içe kapalı, ruhi bozukluklara açık nesillerin oluşmasında bile bu eksikliğin bir sebep olarak karşımıza çıkabildiğine şahit olmaktayız. Şefkatli yaşlılar ve aceleci anne babanın ikileminde bocalayan çocuklara kurtarıcı bir masal öğesi gibidir evdeki nine ve dedeler.

Yabancı bir bakıcı yerine kendisini bir şefkat halesinin sarıp sarmalaması ile psikolojik olarak rahatladığını mı izlemezsiniz. Ya da hep gergin hep koşuşturan yaşam koşullarının, ağır iş sorumluluklarının, trafiğin asabi yaptığı anne ve babasına soramadığı soruların cevabını vermeye çok istekli üstelik tamamen sakin, durulmuş bir insan kalbini yanı başında bulmak. Uykudan uyandığında ona sımsıkı sarıldığını görmek, kucağında bir beşik gibi sallanarak öyküler dinlemek onu ne kadar mutlu etmektedir. Kültürel dünyası da bu zengin sözlük hazinesi yanında kıymet kazanmaktadır.

Geçmişe ait kelime ve unutulmuş deyimler, yörelerin soylu geleneklerini öğrenmek yeni nesillere çok şeyler katacaktır.

Çekirdek aile yalnızlığına mahkûm çocuklar insanlarla iletişim zorluğu yaşamakta, sevgi, saygı, merhamet, şefkat, paylaşma, yardımlaşma değerlerine yabancı olarak büyümekte. Oysa geleneksel ailede, anne ve babası bile bir nesil önceki ebeveynlerinin yanında daha sakin ve saygılıdırlar. Üstelik bugünün zorluklarını, onlar geçmişte daha yoğun yaşamışlardır. Bu tecrübe ile evlatlarına yol gösterecekler, gelecek nesiller için tutarlı bir emsal olacaklardır. Sofradaki paylaşma, büyüğe ikram, kibar davranışlar eminim ki çocukların gelecek hayatlarını da kozalayacaktır.

Zira bugün bireyselliğine toz kondurmayan gençleri görmekteyiz.

İş ortamında ya da yeni yuva kurduklarında olmadık sorunlarla boğuşmak zorunda kalmaktalar. Çoğu zaman bu mücadele yenilgi ile nihayetlenmekte. Özellikle yeni gelinlerin hastalık ya da kimsesizlik, yalnızlık sorunu ile yanlarına gelmek zorunda kalan kayınvalide için, kapıyı çarpıp , “ya o, ya da ben”deyip çekip gitmesinin temelinde de hayatı kimse ile paylaşmamasının getirdiği bencillik yatmaktadır.

Uzmanlar uyarmakta geç bile kaldılar.

Yıllarca akademisyenler çokbilmişçesine söylenirlerdi, yaşlılar çocuğa çok sevgi verip şımartmakta, anne baba çocuk üzerinde otorite kuramamakta, diye.

Şimdi akılları başlarına geldi, duygusuz, acımasız, sevgisiz, saygısız nesillerin çevrelerine verdikleri ürküntüyü gördükçe toplum, nerede hata yaptık diye kara kara düşünmekte.