Yolculuklar ileriyedir, gelecek zamanadır, ufkadır,
öteleredir.
Zor zamanın zor koşullarında insan olma erdemi kolay
korunamaz. Bu zaman öyle biri zaman. Karanlık, boğucu, bunaltıcı.
Müslüman ız. Bir hayat anlayışımız var. Belirlenmiş
ilkeler bulunuyor. Hayatın tamamı bir bütündür ve bu bütünün içinde Müslüman
olma bilinci ile erdemli bir yaşama tarzı anlamlıdır. Bizim için anlamlıdır.
İnsan her an bir sınavdadır. Kendisiyle. Çevresiyle, eşya
ile dünya ile. Bu zamanda Müslümanlar kendi olamadıkları için sağlıklı bir yol
üzerinde değildirler. Bulunulan yol onlara ait değil. Tarz, üslup, anlayış
onlara uygun değil. Kendilerine giydirilmiş gömleklerin kendilerine ait
olmadığı için, içinde bulundukları kisvelerin onları etki altında tuttukları
gerçeği göz ardı olamaz.
Zorun zorudur şu yaşananlar.
Dünyamızda olup bitenlerin belirleyicisi, yönlendiricisi
Müslümanlar olmadığı için edilgindirler. Güdülüyorlar ve yönlendiriliyorlar.
Bunları anlatırken asla bir karamsarlık, bir bezginlik,
bir umutsuzluk içinde değiliz ve olamıyoruz. İnsanın olduğu yerde asla umut
tükenmez. Müslümanların dünyasında umutsuzluktan söz edilemez. Her şeyden önce
bir insan teki kendinden sorumludur. Kendisinin üzerine düşeni yerine
getiriyorsa bir kere kendisini kurtarmış oluyor. Bulunduğu daireyi genişletmek
onun atacağı adımlara bağlı. Her adım ileriye atılandır ve bir hamledir.
Müslümanları etki altında tutan boğucu düşünceler
dışarıdan gelmedir. Dışarıdan gelenlerden sakınmak ve kendine ait bir dünyada
var olmak insanın kendisine bağlıdır. Müslüman insan biliyor ki hayatın hem bu
taraf hem de öte tarafının yaşanmaya değer yanları ve özellikleri var. Bunları
oluşturan da kendisidir, kendi iradesi, emeği, çabası ve gücüdür.
Ben hangi zamana aitsem o zamandan sorumluyum. Bana düşen
sorumluluklarımı hakkıyla yerine getirmek. Önümde bulunan yolu yürümek. Yolumun
üzerinde bulunan engelleri kaldırmak. Ritmimi hızlandırmak. Enerjimi sağlıklı
ve yerinde kullanmam.
Müslümanlar bir kuşatma altında ve güdülüyorlar. Siyasal,
kültürel, ekonomi, askeri, yani hayatın hemen bütün alanları kuşatma altında.
Bana düşen bu sisi dağıtmak, yolu ve geleceği görünür kılmak. Biliyorum ki yola
düşsem yalnız olmayacağım, yalnız olmadığım gibi.
Hayatı anlamsızlaştıran ben olacağım gibi anlamlandıracak
olan da benim. Çünkü ben insanım ve benimle bir hayat var. Benim dışımdaki
hayatlar, insanlar da birer varlık. Güçlerini birleştirenler, adımlarını
hızlandıranlar, yüksek volümlü enerji ile çabalayanlar yol alır ve kazanırlar.
Müslümanları yöneten kuklalar yerli değil. Adları
üzerinde kukla. Oysa biz kendi irademiz, bilincimiz ve duruşumuzla kendimize
ait bir hayat kurabiliriz. Başkalarının hayatı bizi ilgilendirmez. Şatafatları,
mülkleri, zorbalıkları, görünür görünmez lüksleri beni ilgilendirmez.
Bana verilen sorumluluk, üzerime düşenleri hakkıyla
yerine getirmemdir. Ben benden sorumluyum önce. Kendimi tartıya koyar da ne
olduğumu bilirsem yapacaklarımın ne ve nasıl olduğunu da bilirim.
Küresel dünya egemenleri artık içimizdedirler. Hem
kendileriyle hem de kuklalarıyla. Bizi bizimle oyalıyorlar bizi bizimle
öldürtüyorlar, bizi bizimle etkisiz kılıyorlar. Bu kaostan kurtulmak gerekiyor.
İlk adımı ben atıyorum. Yola düşüyoruz. İstikametimiz beli, yolumuz yordamımız
belli. Yeter ki yol yürümeyi bilelim. Ötesi avunmaktan başka bir şey değil. Ne
demiş atalar: Yol yürüyenin kılıç kuşanın. Bizim kılıcımız kalem, düşünce,
söz ve yaşayış biçimi. Büyük milletimizin, büyük medeniyetimizle buluşmasını
sağlayacak yoldur bizi götüren. Ötesini bilmiyorum.