İnsan, yeryüzünün ve yaratılmış olanların biricik varlığı. Düşünen, yaşayan, hayata düşündüklerini ve çabaladıklarını uyarlayan tek varlık. İnsan olmak sorumluluk. İnsan olmak geleceğe yolculuğu olan ve bunun çabası içinde olandır.
İnsanlığın dönemleri var. Yaratıldığı ilk günden beri. İlk insandan bugüne her insan kendi benini yaşıyor. Her insan ancak kendisi oluyor ve kendinden sorumlu.
Dönemlerin zor ve karanlık olanları var. İnsanın rahatladığı, soluklandığı zamanların da olması doğal.
Yaşananlar insanın kendi eseri genelde. Eliyle, diliyle, kalbiyle, bakışıyla hemen bütün eylemleriyle. Bir bakışın bile insanı üzdüğü ya da sevindirdiği, mutsuz ettiği ya da olumsuz etkilediği bir gerçek. İnsanı insana kavuşturan, bağ kurduran güzel bir söz güzel ve sıcak bir bakış. İnsanı geleceğe güvenilir adımlarla götüren insanın kendisidir. Yani yapıp ettikleri.
Her insanın yeryüzünde bir eseri mutlaka vardır. Bu insanlık için veya kişinin kendisi için olumlu ya da olumsuz olabileceği göz ardı edilemez.
Çalkantılı bir dünyadayız. Bu çalkantı insanları alabildiğine sarsıyor, başını döndürüyor, midesini bulandırıyor, zihnini karıştırıyor. Oysa bu çalkantıdan sıyrılmanın ve kurtulmanın yolu, sakin, sağlıklı düşünme için zaman ve ortam gerekli.
İnsanın zor yolculuğu onu kendine güvenerek aşması ve yoluna devam etmesidir. İnsanın en çok gereksinim duyduğu bilgi sahibi olması, bilgiyi içselleştirmesi, yoğurması ve bundan sonuçlar çıkarması, ufuk açmasıdır. Bilgi, bir başına elbette önemlidir. Ancak bilgiyi yoğurmak, buna anlam kazandırmak bilgiyi daha anlamlı hâle getirir.
Bir Müslüman için karamsarlık asla yoktur, olamaz ve olmamalı. Çünkü insan teki her şeyden önce kendinden, yapıp ettiklerinden sorumludur. Gücünün yettiğini yapan, yerine getiren görevini yapmıştır. Toprağa atılan tohum, sunulan düşünceler mutlaka bir biçimde karşılık bulur. Çorak toprakta verim alınamaz. Verimli hâle gelebilmesi için toprağın işlenmesi gerekir. İnsan da böyledir. Başlangıçta hamdır, zaman ilerledikçe kendini bulur, gelişir.
Sıradan bilinen bir insan toprağını işleye işleye, bir fabrikada, makine başında çalışanlar deneyim kazanırlar, işlerinin ustaları olurlar. Toprak durduğu yerde ham hâliyle bir değerdir ancak verimsizdir. İnsan, bilgi sahibi oldukça bunu iyice işlerse, önce kendisine sonra da insanlık için bir yararı olur.
Geleceği, anı iyi yaşayanlar oluşturur. An içinde bulunulan zaman değerlidir. Bir koşu bandında bulunuyorsanız adımlarınızı hızlandırmak zorundasınız. Yoksa ayakların altındaki bant kayıp gidiyor üstündekini düşürüyor.
İşini iyi yapan, eylemlerini sağlıklı yerine getirenler geleceğin aynasını parlak oluştururular. O parlak aynada insan kendini iyi görür.
İnsan bilgi sahibi oldukça ne çok şey bilmediğinin farkına varır. Çabaladıkça düşünce okyanusunda yol almaya devam eder, kulaç atar, çırpınır ve yolculuğunu sürdürür.
İnanan, çalışan, emek veren insan için karamsarlık olmaz. Çünkü o kendi gücüyle ne yapabileceğinin bilincindedir. Önemli olan karamsarlığa kapılmadan bildiği, inandığı yoldan sapmadan devam etmesidir.
İnsanın yol yorgunluğu doğaldır. Yürüyen, koşan, çabalayan yorulur. Gözü hep ufuktadır. Dünya hayatı uzun bir yolculuk. Bu yolculukta ne elde ederse onun kârıdır. Yapıp ettiklerinin mutlaka karşılığını alır.
Duran, yürümeyen, tembel olanlar oldukları yerde kalırlar. Onlar için gelecek yoktur. Onların düşünce heybelerinde tembellik, miskinlik, yılgınlık olur. Biri kolundan tutup götürmedikçe olduğu yerde kalır.
Müslüman’ın bir geleceği var, bitmeyen ve sürekli olan. O kendi aynasını kendisi oluşturur, sırrını sıvar, o camda da kendini görür. O zaman hakiki bir varlık olduğu belli olur.