Günümüz karmaşasında yaşananlar, büyük acılar ve dramlar insanı doğal olarak ürkütüyor. Bu karamsarlıktan nasıl sıyrılacağı, nasıl bir yol bulunacağı üzerine çokça düşünülüyor. Düşünülüyor mu, elbette ki kaygılar insanı ister istemez düşündürtüyor. Kaygılanma zaten başlı başına düşünmeye nedendir.
İnsanlığın en büyük krizinin yaşandığı bir dönem. Batı ruhu ve düşüncesi bütün varlığını dünyevî çıkarlar üzerine inşa ettiğinden ruhu gereği sömürücüdür. Sömürüsüz asla yapamıyor. Kapitalizmin vahşiliği bunun bir sonucudur. Bununla birlikte ideolojiler, kimi düşünceler de bunun etrafında kurgulanıyor.
İnsanlığın kurtuluşu din eksenli bir medeniyet gerektirir. Bu da doğal olarak en saf hâliyle İslâm’dır. İslâm, insanlığın kurtuluşu için vardır. Hakikate ulaştırmak ve hakikat üzere yaşamak için bir yoldur. Zamanların karmaşasında, Müslümanlar da etki altındadırlar. Kendi sistemlerinin dışında farklı sistemlerle yüzleştiklerinden onların içinde, kimi zaman kendine onlar gibi olarak bir yol bulma çabasına düşmüşlerdir. Bu da onları özlerinden uzaklaştırdığından İslâm ile ilgisi olmayan farklı yalpılarla ve hayatlarla baş başa bırakıyor.
Kapitalist ve liberal bir sistemin başında bir Müslüman’ın bulunması o yapıyı Müslümanlaştırmaz. Sistem içine sadece bir çeşni olur, onların işini kolaylaştırır.
Yaşadığımız çağda büyük travmalar yaşanıyor, insanlığın gözünün önünde. Artık eskiden olduğu gibi yerel ya da belli bir çevreyle sınırlı olmuyor yaşananlar. Örneğin Ukrayna ve Rusya savaşı başladığı ilk günden beri insanlığın gözlerinin önünde yaşanıyor. Kimi yanıltmalar, şaşırtmalar, medya üzerinde olsa bile gerçekler asla göz ardı kalmıyor.
Filistin olayı ise büsbütün insanlığın gözünün açılmasına neden oldu. Büyük bir insanlık dramı var ve büyük acılar yaşanıyor. Medya, iletim ve diji alanlardaki bütün propagandalara, baskılara, engellemelere rağmen gerçekler insanların gözlerinden kaçırılamıyor. Diyelim ki ellerindeki güçleri kullanarak sosyal medya kanallarını engelleseler bile bir anlamda bu vahşetin görüntülerinin yayılmasına engel olunamıyor. İnsanlık bir uyanış içinde. Özellikle de Batı’da bunu çok daha etkili olarak görüyoruz.
Hakikatin insanlığa ulaşması için kimi zaman büyük dramlar ve olayların yaşanmasına da neden olabiliyor. Buna büyük doğal felâketler de dâhildir. Metafizik uyanış insanda daha derin ürpertilere neden olur.
İnsan var oldukça insandan umut kesilmez.
Müslümanların bulandıran durumlarda beklenmedik kimi hâllerde yeni çıkışlar sağlar. Her şey bir nedene bağlıdır. Allah’ın insanlığa sunduğu yol her durumda sahih ve güzel insanlar ile yol bulmasını sağlar. Neyin nerede ne zaman ne olacağı bilinmez. Hakikate adanmış olanların varlığı insanlık için de bir nedendir.
İnsana düşen, elindeki olanakları bütün yönleriyle değerlendirmesi ve kullanmasıdır. Gücü yettiğince, bilincini sağlam tuttukça, zamanını israf etmeden dolu dolu geçirirse.
İnsan insana hem yoldur hem ışıktır.
İnsan insana gelecek ufkudur.
Her dönemin yol göstericileri olur, bunların nasıl ortaya çıktığı kendi koşullarında oluşur. Kimi zaman nasıl olduğu bilinmeyen bir sese dönüşür ve yol açıcı olur.
İnsan sesiyle vardır. İnsan bakışıyla ve sevgisiyle vardır ve güçlüdür.
İslâm’ın saf ve duru aydınlığında yol alanlar farkında olsunlar ya olmasınlar birer yol göstericiliğe bürünürler. Onların o saf hâlleri insanı umutlandırır.
Kararmış ruhlular sadece kendi yüzlerini karartmıyorlar, yolları da karartıyor ve engelliyorlar.
Aydınlık yüzlü insanlar oldukça insandan umut kesilmez. En beklenmedik zamanda, en zor koşullarda birden belirirler, insanlığın umudu olurlar.