Geleceğin mi peşindesin, gerçeğin mi?

Abone Ol

“İdare” ile “yönetim”in birbirinden ayrılma zamanı geldi de geçiyor. Kimin idareci, kimin yönetici olduğu nasıl anlaşılır Çok basit: geleceğin peşinde olanlar idarecidir. Yöneticiler ise sadece gerçeğin peşindedir. Bu yüzden plan yapan ama bunu planlayamayanlar idarecilerdir. Önüne bir hedef koyup sadece hedef şaşırtmaya çalışırlar. Üstelik ortaya konulan hedef de kendilerine ait değildir. Yönetici ise, plan yapmaz, planlama yapar. Çünkü planı yapacak bilgi sahibi ve planlamayı yapacak donanıma sahip insanlarla birlikte çalışır.

“Doğru insanları dahil etmek”, yöneticiliğin ilk adımıdır. Doğru insan, yöneticinin yakınında bulunursa ne âla. Ama uzakta da olsa yönetici onu bulup getirir. Doğru insanı bulmak, istişareyle, getirmek ise yöntemle olur. Çoğu zaman bulduğumuz doğru insanların sadece bedenlerini getirmekle meşgul oluruz. Halbuki bize lazım olan fikirleri ve yetenekleridir. Bunu bilen yönetici için kural bellidir: “Yemen’desin yanımdasın, yanımdasın Yemen’desin”.

İdareciler “işi doğru” yapmaya hemen başlarlar. Yöneticiler ise, stratejik ve odak noktası farklı uygulamalar peşinde oldukları için “doğru iş”i ararlar. Doğru işi bulmadan yapılacak “koordinasyon” etkinlik üretmez, belki verimlilik sağlayabilir. Buradan da “proje” ortaya çıkmaz. Halbuki yöneticiler, sürekli yeni projeler peşinde koşarlar.

Yöneticiler icra kadrosuna, idareciler ise kendisine yalakalık yapanlara harcama yaparlar. İcra kadrosuna yatırım yapmak, yeni rol inşa etmektir. Bunu başaramayan idareciler hep eski rollerini sergilemek zorundadır. Müziğin değiştiğini bilseler de dansı değiştir-e-mezler.  Ne sektörlerine ne de sahalarına yenilik katamazlar. Eskiyi parlatmaktan, yeni tutumlar geliştirmeye zaman bulamazlar.

Yönetici, yönetime katkı sağlama şekillerini arttırma açısından da hep öndedir. Özellikle raporlamada teknolojiden istifade ederek, hem başarı kazandıranları (küçük de olsa) ödüllendirir hem de “daha farklı yaparak” motivasyon sağlar. Teknolojiden sağlanan istifadeyi çalışanları için esnek çalıştırmaya dönüştürerek yeni fikirler için zaman üretirler. Yeni fikir üreten çalışanlarına da yeni tatil (ar-ge) fırsatları sunarlar. Geleceğin peşinde değil, önünde olma düşüncesi, yeni kaynak geliştirme noktasında da fark oluşturur. Maddi kaynakların çeşitlendirilmesi ve harcama kalemlerinin alternatiflerle beslenmesinin yanında, beşeri sermayeden de istifade etmek önem taşır.

Gelecek, gerçeği takip etmek zorundadır. “İdare”den geçip “yönetim”e adım atmak isteyenler bu zihin yolculuğuna hazır olmalıdır. Çünkü, toprak insana göre değerleniyor. Hakikati arayana “yaklaştıran yol”, malayaniye dalana çamur bir bataklık oluyor. İnsan, ne hal üzere ise, bastığı toprak da halini yansıtıyor. Kendine bir sor: “Neyin peşindesin” Geleceğin mi, gerçeğin mi!