Diri toplumların, insanların devinişi, eylemde bulunuşları çabaları kendini görünürde belli eder. Diri olmak canlılık göstergesi. Bir toplumun en çok gereksinimi olması gereken durum.
Uyuşuk, donuk, eylemsiz olanların tutum ve davranışları da kendilerini belli eder. Özellikle sadece insanların yanlışlarını kusurlarını gözetlerler. Geçmişin karanlık dönemlerini kurcalarlar. Onların üzerine kafa yorarlar. Bugün için bir önerileri olmaz.
Tarihte yaşanmışlar geçip gitmiştir. Olumlu ve olumsuzluklarıyla. Onların üzerinden kavga etmek, kafa yormak, çekişmek insana hiçbir şey kazandırmaz. Başarılar elde etmiş olanların yol ve yöntemi benimsenmedikçe, aynı yol üzere daha yoğun yaşanmadıkça övgülerin bir karşılığı olmaz. Onların yaptıkları kendilerinindir. Başarıları onlarla anılır. Kötülükler yapanlar, sapanlar, insanlığa kötülükte örnek olanlar da geçmişte kalmıştır. Onların kavgasını bugün sürdürmenin ne bir değeri var ne de bir katkısı olur.
İnsanlar birbirleriyle didiştiklerinden yapabileceklerini yapamadıklarından zamanlarını boşa tüketiyorlar. Ya da enerjilerini gereksizliklerle tüketiyorlar.
Tarihteki başarılar elbette övünülmeye değer. O övgü onlar içindir. Bugünün insanı bugün için ne yapıyor, yarına kalıcı olacak neler yapıyor?
Tarihin karanlık dönemleri, inişleri çıkışları, krizleri ve ferah zamanları var. O zaman krizlerin nedenleri nelerdir, kitleler neden bu duruma sürükleniyorlar, ona bakılmalı. Yeni krizlerin yaşanmaması için geçmişi anlama önemlidir.
Sevgili Efendimiz ile en yakın arkadaşları halifeler zamanı saadet asrı diye tanımlanır. Yani huzur ve mutluluk zamanı. O zamanın da acıları vardı, fazlasıyla. Ancak geleceğe, iyilik ve güzelliklere olan yönelim, geçmişin karanlıklarından sıyrılış temel amaçtı. İnsanlığın kendisini bulabilmesi için. Ne ki sonraki dönemlerde bu ana özden uzaklaşıldığından sağlıklı bir ortam oluşmadı.
Biz bugünü yaşıyoruz. Peygamber zamanı yüzyıllar öncesine ait. İnsanlığa getirilmiş olanlar büyük bir gelecek oluşturdu. İnsanlığın huzur buluşu, kurtuluşu ve geleceğinin daha iyi ve hayırlı oluşu için. Bunda kısmen başarıldı, kısmen sapıldı.
Bugünü yaşayan bizler Peygamber ahlâkı, ilkeleri, inanışı üzerinde olmadıkça, istediğimiz kadar kendimizi Müslüman olarak tanımlayalım, bu sadece bir söylemden ibareti kalır.
İnsanlığın ufkunu ve geleceğini karartan yaşam biçimleri, başkalarını basamak olarak kullanış bugün yaşama tarzıdır. Peygamber çağının yaşama biçiminin ve tarzının çok uzağındadır.
İnsanlığın aldanışı görünümdedir. İnsanlığın insan oluşu üzerine değildir hakikati buluşu için değil de kendisi, refahı ve konforu içindir tek amacı.
Bugün yaşanır, yarına erilir, yarın bir sonraki günün başlangıcıdır. Yarına ve daha sonrasına atılacak eylemli bir adımın varlığı duyumsanmadıkça atılan adımlar ve yürüyüşler anlamsızdır. Nedenlerin ve niçinlerin oluşu üzerinde durmak daha bir anlamlıdır.
Geleceğe bakışın temel amacı yol yürümekle olur. Yerinde durmak, sayıklamak, yürüyor gibi yapmak sadece oyalanmadır. Çalımlı ve bilinçli yürüyüşler amaca varışı kolaylaştırır. İnsanın dengesi yapılabileceklerinin göstergesi olur. Gözü eylemde olanların zamanı kıymetlidir, acelesi vardır. Bu acelecilik telâşla ilgili değildir. Daha çok zamanın kıymetini bilme ile ilgilidir.
Hayata hazırlıklı olanların her davranışı bir bilinç iledir. Temkin ve dikkat ile çaba ve azim ile yol almak.
Bir Müslüman kendisine günümüz insanlarını örnek alması kimi zaman yanıltır. Ne yazık ki gözlerinin önünde olanları görüyor ve onlarla yaşıyor. Ancak asıl örnek alınması gerekenin uzağında kalınıyor.
Her lokmanın, adımın, eylemin hesabını verenler geleceğe olun yolculuklarında emindirler, rahattırlar. Çünkü ne yaptıklarının farkında ve bilincindedirler.