Dünkü gazetelerde yer alan bazı haberleri kısaca aktarmak, ondan sonra da sormak istiyorum, “Geleceğimizi hâlâ Avrupa’da görüyor muyuz?” Başlığa aldığım sözler 13 Ocak tarihli bazı gazetelerde aynen yer almıştı. Konuşmanın özünü, “Onca haksızlığa rağmen üyelik hedefimizden vazgeçmedik. Millet olarak geleceği Avrupa’da görüyoruz” cümleleri oluşturuyordu. Aslında bu sözler millet olarak yabancısı olduğumuz sözler değildi. Bu ülkede uzun yıllardan beri iktidarlar Avrupa Birliği üyeliğini erişilmesi gereken bir hedef olarak gördüler ve millete öyle takdim ettiler. Yani, AB üyeliği sevdası sadece Sayın Erdoğan’a ait bir hedef değil. Kaldı ki, derdim ne Avrupa Birliği’ni ulaşılması gereken hedef olarak belirlemiş olan yöneticileri eleştirmek değil. Sadece biz ne yaparsak yapalım, ne kadar haksızlığa uğrarsak uğrayalım Avrupalıların Haçlı zihniyetinden vazgeçmedikleri, bundan sonra da geçmeyeceklerine dikkat çekmek, bunun için aynı gün çıkan üç haberi özet olarak aktarmak istiyorum. Böylece dikkatten kaçmışlarsa hatırlamakta ve bir arada değerlendirmekte yarar var diye düşünüyorum. İlk haber gazetede, “Hollanda fişini çekiyordu” başlığı altında yer aldı ve özetle şöyle deniyordu:
“Hollanda yoğun bakımda koronavirüs tedavisi gören Selahattin Kandaz’ı ölüme terk etti. Kandaz’ın kızı Müberra Kandaz’ın yardım çığlığına kayıtsız kalmayan Sağlık Bakanlığı Selahattin Kandaz’ı ambulans uçakla Türkiye’ye getirdi.”
İkinci haber de yine AB ülkeleri ile ilgili ve “Avrupa’da bir yılda, 138 Türk çocuğunu zorla devşirdiler” başlığı altında yer alıyordu ve özetle şöyle deniyordu:
“Avrupa, çocukların kendi ebeveynleri yanında yetiştirilme hakkını ihlal ediyor. Türkiye kökenli binlerce çocuk ailelerinden zorla alınarak Hristiyan ailelere verildi.”
Bunu çocuk sevgileri sebebiyle değil, çocukları köklerinden kopartarak Hristiyanlaştırmak için yaptıklarını söylemeye gerek var mı?
Kısaca aktarmak istediğim bir diğer haber de gazetede, “Soykırımı seyreden askere ödül” başlığı altında yer aldı. Haberin içeriği özetle şöyleydi:
“Hollanda hükümeti, Srebrenitsa’daki katliama müdahale edecek yerde yalnızca seyirci kalan askerlerini 26 yıl sonra skandal bir kararla ödüllendirdi.
Hollanda Savunma Bakanlığı, ‘Ön cephedeki askerlerin kişisel ve sosyal olarak yaşadıkları tecrübelerin ağır faturasını ödedikleri’ gerekçesiyle askerlere ‘jest ve takdir göstergesi’ olarak beşer bin Euro ödeme kararı aldı.”
Hatırlanacağı gibi Boşnakları toplama kampında Sırpların saldırılarından korumak amacıyla BM tarafından görevlendirilen Hollanda askerleri 8 bini aşkın Boşnak’ın Sırplarca katledilmesini sadece seyretmiş ve Bosna’da bir soykırım yaşanmıştı. Bu soykırımdan utanması gerekenlerin askerlerini ödüllendirmelerini anlamak mümkün olabilir mi?
Bu arada Boşnakların Sırplar tarafından katledilmelerinin tek sebebinin Müslüman oluşları da düşünüldüğünde Haçlı anlayışının günümüzde ortaya çıkmasından başka bir anlam ifade eder mi? Son söz olarak diyorum ki, İslam düşmanlığını, Haçlı zihniyetini yüzyıllardan bu yana sürüp getirenlerle hiçbir şey olmamış gibi nasıl bir arada yaşayabileceğimizi özellikle Müslüman yöneticilerin değerlendirmesi gerekmez mi?