Geleceğimizden çalmak

Abone Ol

Çocuk hayali denilen bir kavram vardır. Çocukların hayalleri, büyüklerin hayallerinden dehşet şekilde farklılıklar içerir. Çünkü, onların hayal dünyaları, yetişkinlerin hayal dünyalarıyla eşdeğer ve eşit değildir. Farklıdır, geniştir, hülyalıdır, zengindir, çok boyutludur. Nicedir, televizyon ekranlarımızda, çocukların hayal dünyalarını kısırlaştıran, bozan, iğdiş eden farklı bir dizi konsepti oluştu. Aslında bu furya, Kanal D ekranlarındaki Sihirli Annem dizisiyle başladı. Arkasından En İyi Arkadaşım diye sihirli, cinli, perili bir dizi geldi. Arkasından Fox ekranlarını, deyim yerindeyse işgal eden Bez Bebek Selena Arkasından Prenses Perfinya Ve nihayet ATV ekranlarındaki Kayıp Prenses.

Küçük yaşlarda bir kızım olduğu için çok iyi biliyorum Bu tür diziler, çocukları ekran başına neredeyse zamklıyor. İnsanların bir anda ortadan kaybolması, başlarına gelen belalardan abra kadabra yöntemiyle sıyrılmaları Parmaklarını kımıldatarak işleri halledivermeleri Bir ışık huzmesiyle kaybolup, ortaya çıkmaları

Çocuk hayali denilen kavram neredeyse boşaltılıyor bu dizilerle . Çocuklarımızın, genç kuşaklarımızın algı düzeyleri farklılaştırılıyor. Hani, bir ara gazetelere "Ben örümcek adamım" diye bağırarak üçüncü kattan aşağıya atlayan bir çocuğun dramı yansımıştı. İşte, bu dizilerde de miniklerimizin dünyaya bakışları, hayatı algılayışları, hayatın gerçek manası noktasındaki yetişmeleri iğdiş ediliyor. Gerçek hayatın böyle bir şey olması gerektiğini düşünüyor minikler. İnanıyorum ki, çoğu zaman bir çok minik ebeveynine, "Siz neden sihir yapamıyorsunuz " diye soruyordur.

Hayat böyle bir şey değil Hayat, mutluluklarıyla, acılarıyla yaşanması gereken bir bütün. Oysa, bu tür dizilerde, insanın başına gelecek her türlü belanın, karşılığında yapılabilecek bir sihir ve sıyrılacak bir yöntem varmış gibi takdim ediliyor.

Hayat, varolması mümkün görünmeyen dizi senaryolarının va zettiği gibi kolayca yaşanabilecek bir şey değil. Sorunları var Ve bu sorunları çözebilmek için çoğu zaman çok daha karmaşık ilişkiler gerekiyor. İnsanlar, parmaklarının ucundan çıkardıkları ışık huzmesiyle, problemleri halledemiyorlar.

Bizim takıldığımız konu Bu dizi konseptinin maya tutmasından sonra, ardı ardına perili, cinli, sihirli tiplerin ekranlara doluşması. Aynı türden bir çok dizinin, bir anda ortalığı mantar gibi sarması. Biz, bir tanesinin etkilerini ortadan kaldırmak için uğraşırken, ardı ardına bu dizilerin ortaya çıkması, işin ticari boyutunun ne kadar akçalı olduğuna işaret ediyor.

Bu tür dizilerin girişlerinde konulan program sembolü acaba ne kadar gerçekçi

Değil çocuk yaştaki izleyicilerin, büyüklerin bile zihinlerini kurcalayabilecek bu tür programlara konulacak sembol bize göre, en az +18 olmalı Tehlikeli ve şiddet içeren görüntüler sembolü olmalı Zira, bu dizilerin ortaya koyduğu şey, miniklerin damarına bir kez girdi mi bırakmak bilmiyor. Bağımlılık yapıyor Üstelik tedavisi de yok Bu virüs, maalesef çocuklarımızın dün, bugün ve gelecek algılarını yitirmesine yol açıyor. Dünü olmayan bir toplumun, geleceği de olamaz