Amerikan ordusu, İsrail e destek vermek üzere Lübnan a geliyormuş. Şimdi ne olacak Diye sorulan sorular var.
1955 yıllarında Toros ların eteğinde kuş uçmaz kervan geçmez bir köyde biz çocuklar kendi aramızda "Amerika nın elinde bir silah varmış oradan düğmeye bassa bizim köyü yok edermiş" diye konuşurduk.
Gazetenin gelmediği, radyonun olmadığı köye bu kötü haberi kim yayardı bilmiyorum.
Belki Amerikan karşıtı olan Köy enstitülerinden mezun öğretmenlerimiz, Amerika yı kötülemek adına bilmeden Amerika ya hizmet ediyor olabilirler.
Bu da ajanlığın bir başka çeşididir. Parasız ajanlık.
Ajanları ile bizim körpe dimağlarımızı köreltirlermiş. Allah a çok şükür babam beni ilkokuldan sonra Arapça öğreten kursa verdi de Kur an la karşılaştım.
Bütün dünya insanı bir araya gelseler, hepsinin elinde atom bombası olsa müminin imanı biraz daha artar, eksilmez.
Amerika, Irak ta öldürülen binlerce askerini pusuya düşürenleri, pusuyu planlayanları, tankını vuranları, helikopterini düşürenleri göremiyor, bulamıyor, vuramıyor.
Ancak havadan attığı bombalarla düğün evini, ölü evini, okul, hastane, park, mezarlık ayırımı yapmadan vurup kaçmasını biliyor.
Onun için, hala Afganistan daki askerleri Kabil in dışına çıkamıyor, Irak ta direnişçilere karşı hiçbir şey yapamıyor.
"Hiçbir şey yapamıyor" demem de doğru değil. Dünyanın en alçak işini yapıyor.
Yerle bir ettiği köylerden sağ kalan aileleri de hapse atıyor. On beş yaşındaki çocuğun gözleri önünde babasıyla annesine akıl almaz işkenceler yapıyor. Bu işkencelere anne ile baba dayansa bile seyreden çocuk dayanamıyor.
Çocuk Sünni ise "Şii camisine intihar saldırısı düzenlersen annen, baban ve kardeşlerin serbest kalacak. Bak şu karşı koğuştaki ailenin Şii çocuğu, Sünnilere ait camiyi bombaladı, kendisi de öldü ama ailesini serbest bıraktık. Kendi gözlerinle gördün" dedikten sonra on beş yaşındaki çocuğu ölüme gönderiyor, ölüyor, öldürüyor arkasından dünya basın yayın organları "Bakın Sünnilerle Şiiler birbirini öldürüyorlar" diyor.
Bosna dan gelen bir profesörümüz "70 sene komünist rejim altında dinden uzaklaştırıldık. İsmen Müslümandık ama birçok şeyi inkâr ediyorduk. Ancak Sırpların, Amerikan silahları, Alman uçakları, Fransız planları, İngiliz yardımlarıyla üzerimize saldırmasıyla bizimkiler aslına döndü ve Müslümanlaştı ve de aslanlaştı" demişti.
Birleşmiş Milletler i de arkasına alan Amerika blöf yaparak dünyayı sömürüyor. Şu anda direnen yalnız Müslümanlar kaldı.
Müslümanlar da "Hasbünallah ve ni mel vekil" diyerek her bölge ve kıtada yedi veren çiçeği gibi açıyorlar.
Bedir harbini kaybeden Mekkeli müşrikler, Uhud harbinde de tam bir galibiyet elde edemeyince tekrar Bedir de karşılaşmayı teklif ederler. Bedir günü yaklaşınca Ebu Süfyan, ajanlar göndererek müşriklerin askerlerinin çokluğunu, mutlaka galip geleceklerini yaymaya çalışır. Efendimiz 1500 arkadaşıyla Bedir e kadar gider. Sekiz gün orada bekler. Ebu Süfyan ın vazgeçtiği haberini alınca Medine ye döner.
Bunun üzerine şu ayet nazil olur:
"Onlara (müminlere) insanlar: "Şüphesiz düşmanınız olan insanlar sizin için kuvvetlerini topladılar. Onlardan korkunuz" dedi de bu onların imanını artırdı ve onlar: "Allah bize yeter o ne güzel vekildir" dediler." (Âl-i Imran 3/173)
Mehmed Akif merhum bu ayeti, Safahat ında tefsir ederken şöyle der:
"Çekinmezmiş şedâid yağsa, aslâ, iktihâmından;
Zeminlerden ölüm fışkırsa dönmezmiş merâmından."
Safahat ın bir başka yerinde de:
"Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz;
Bu yol ki Hak yoludur, dönme bilmeyiz, yürürüz!" diyerek o günlerde Çanakkale de, bugünlerde dünyanın her yerinde bizlere yol gösterir.