Gel bikini git burkini kim besledi bu kini?

Abone Ol

Dünya kadın giysisi üzerine odaklanmış.

Ne dökülen kanlar, ne yok olan insanlığımız dünyanın gündemine bu derece girmiyor.

Sosyal adaletsizlik, açlık ve çocuk ölümleri üzerine kalem oynatılmayacak denli sıradanlaştı.

Asıl hayati meseleler ‘burası dünya, olur böyle şeyler’ kabilinden savuşturuluyor.

Varsa yoksa kadının açılması ve kapanması…

Dünyanın bir yerinde etek boyu meselesi, gerdan sorunu ve zülüf problemi gündemi işgal ederken, başka bir yerinde burka sorunsalı, haşema problematiği ve burkini tartışması zirve yapıyor.

Bikini ile burkini karşısında ne yapacağını şaşırmış bir dünya var şimdi.

Ortadoğu ülkelerinde “örtünmeye zorlanan” kadın fotoğraflarını hepimiz kanıksadık; ama batı ülkelerinde kolluk gücüyle açılmaya zorlanan karelerle hiç karşılaşmazdık. Bu da oldu. 

Orası Avrupa’ydı, insan hakları diye bir şey vardı ve kesinlikle kimsenin bedenine hükmedilemezdi. 

Meğerse batı gerçek yüzünü gerektiğinde çekip kullanmak üzere hep çekmecede saklıyormuş.

Daha birkaç gün önce Fransa’da Nice plajında üzerinde burkinisiyle çocuklarını bekleyen bir anne tabiri caizse polisler eşliğinde ‘açığa alındı’.  Güvenlik güçlerinin müdahalesiyle kadının önce uzun kollu elbisesi sonra da başörtüsü tesirsiz hale getirildi. Fransa kendine özgü laiklikten sıkılmış olmalı ki eski Türkiye’ye özgü laikliği uygulamaya koymuş olmalı.

Ah laiklik sen nelere kadirsin!

Gözünü sevdiğimin çağdaşlığı, ödeneğin bile örtülüsüne karşı reaksiyon geliştirmeyi başarabilmiş!

Canını yediğimin Fransa’sı nasıl da gerekçeli kararını hemen uyduruvermiş. “Kamu düzenini tesis etmek, güvenliği sağlamak ve cumhuriyet değerlerini korumak” Keşke denize girenler için de dalgaların vücutlarını setretme tehlikesi karşısında belden yukarısı dışarıda kalacak şekilde yüzme mecburiyeti koymuş olsalardı. Hem denizden gelebilecek DAEŞ tehlikesine karşı da önlem almış olurlardı(!) Ne adına olursa olsun beden üzerinde yasakları geliştirmek bir tahakküm hedefi gütmektedir.

Zorla açmak kadar zorla kapatmak da aynı amaca hizmet eder.

Bilinci ve istenci devre dışı bırakarak başkasını kendi güç ve etki alanına tabi kılmaktır burada hedeflenen. 

***

Burkini bikiniye şunu söyler: Gölgeni gövdene yakın tut. Sakın yanlış anlama, ben senin sınırlarını değil, kendi sınırlarımı koruyorum. 

Bikini burkiniye şöyle yanıt verir: Kinim bedenimi ortaya sürenlere, bikinim var, ama sana bi kinim yok.

“Biliyorum” der burkini, açılacaksan bana açıl. Derdini engin denizlere açma!

Haşema girer söze: Ben soğuk bir 28 Şubat sabahı Türkiye’de doğdum, ben ve hemcinslerim bu soğuk savaşın haşemasından çıktık. 

“Bizi döven dalgalar farklı farklı olsa da hepimiz aynı sahillerin çocuklarıyız” diye söylendi bikini. Mini etek’le çarşaf hemen yan masada oturmuş çekirdek çıtlatıyorlardı. “Şunlara bak” dedi Mini etek bikiniyle burkiniyi işaret ederek.  

Hiç oralı olmadı çarşaf.

Zaten hiçbir zaman oralı olmamıştı.

“Ben oralı değilim, Erzurumluyum” dedi çarşaf, “dağları, tepeleri gümrah ırmakları bilirim, denizi bilmem”

“Erzurum”u duyar duymaz dalıp gitti Mini etek. İçini bir üşüme kapladı. “Üstüme bir şey verir misin” dedi çarşafa.

Deniz çarşaf gibiydi. Deniz konuşulanları duymuş olmalı ki üzerindeki çarşafı sıyırıp uzattı Mini eteğe. 

Etek tüm bedeni turlamaya başladı.

Gün susmuştu.

Çarşıda kahvenin önündeki masada oturan dört adam hâlâ bir sürü balığı sokarak zehirleyen denizanasını konuşuyorlardı.