Uzun yıllar önce Türk futbolunun Avrupa macerası tek tük alınan galibiyetler ve beraberliklere sevinerek başlamıştı. 80’li yılların ortalarına gelindiğinde Avrupa’nın en iyi liglerindeki ünlü takımlarını, ligimizin şampiyonluk yaşamış ekipleri hafif hafif ısırıyordu. Fenerbahçe’nin Bordeaux’udeplasmanda yenerken spikerin, “Hüseyinnnnn, Hüseyinnn” diyerek rahmetlinin ismini tekrarlaması hâlâ kulaklarımda yankılanır.
İnter’i Trabzon’da şaşkına çeviren bordo-mavililer bir türlü golü bulamıyordu. 88. dakikada Tuncay’ın harika golü tüm futbolseverleri ayağa kaldırmıştı. Tuncay’ın gol sevinci hâlâ gözlerimde tekrar canlanır. Gerçi 1976’da Cemil’in penaltı golü o yılın Şampiyon Kulüpler Şampiyonu Liverpool’a tek yenilgisini tattırmıştı fakat İnter karşısındaki futbol gelecek için bizleri daha da umutlandırmıştı. Mustafa Denizli ile Şampiyon Kulüpler Kupası’nda Galatasaray kendini yarı finalde bulmuştu. 3-0’lık Neuchathel yenilgisinin rövanşı 5-0 bitmiş ve İsviçreli kibir abideleri elenmişti. Rahmetli Can Bartu’nun, “İsviçreli spor yazarları 3-0’ın rövanşına bu kadar Galatasaray taraftarının gelmesine çok şaşırmışlardı. ‘Eleneceklerini bildikleri halde tribünleri doldurmuşlar. Hayret!’ demişlerdi. Maçın sonuna doğru o gazetecileri göremedim. Onlara cevabı veremediğime üzülüyorum” sözleri hâlâ hafızamdadır. Fakat Prekazi’nin Monaco’ya attığı serbest vuruş golünden sonra İlker Yasin’in, “Ve gooolll ve gooll ve goolll” diye füze gibi vuruşu dile getirmesi, maçın bitiş düdüğünden sonra da “ağlamak istiyorum Galatasaray yarı finalde” cümlesi bir şeylerin habercisiydi belki de!
Çünkü Galatasaray 2000’de Arsenal’i penaltılarla geçip UEFA Kupası’na uzanırken de rakip takımın teknik direktörü Monaco’nun başında olan ArseneWenger’di.
Daha öncesinde ise Feldkamp (nam-ı diğer Kalli) ve RainerHolmann ile Türk futbol tarihinde özellikle Avrupa için önemli kırılma anları yaşandı. Kurt Hoca Kalli E. Frankfurt’u kupa dışına iterken ülkesindekilere ders veriyordu. Yeboah, E. Frankfurt’un en gözde golcüsüydü. Fakat G. Saray’a karşı hiç etkili olamadı. Kalli’ye maçtan sonra sordular nasıl önlem aldınız? Kalli de, “Yeboah’a önlem almadık. Ona pas atanları etkisiz hale getirdik. Eğer balığı öldürmek istiyorsanız balığın suyunu kesmelisiniz” diye cevaplamıştı.
M. United, OldTrafford’da henüz maçın başlarında 2-0 öne geçmişti. Farka gider diye düşünürken, maç döndü Galatasaray 3-2 öne geçti. Bir hatalı pas durumu 3-3 yaptı. Rövanşında Ali Sami Yen’de karşılaşma 0-0 bitti. 4. Torba takımı Galatasaray, İngiliz devi MANU’yu Şampiyonlar Ligi dışına itmişti. MANU’nun hisseleri borsada düştü. Her şeyi Şampiyonlar Ligi’ne ayarlayan yönetimin hesapları karışmıştı. Uzanlar’ın zarar eden Star televizyonu Galatasaray sayesinde reklâm alıp kâra geçmişti. Şampiyonlar Ligi’nde statü değişti. Ülke puanı geldi. Puanı iyi olan ülke takımları doğrudan lige katılacaktı.
Ardından Galatasaray Terim’le İtalyan, Alman, İngiliz, İspanyol demeden UEFA Kupası’nı Türkiye’ye getirmesi, Lucescu ile Süper Kupa ve çeyrek finalleri, Sergen Yalçın’ın Chelsea’ye 5 dakikada 2 gol atarak herkesi şokta bırakması, Milli Takım’ın dünya üçüncülüğü Türk futboluna çağ atlatmıştı. Sergen’in yıldızlaştığı, Lucescu ile Avrupa’da ivme kazanan Beşiktaş, 2003’de Şampiyonlar Ligi’ne doğrudan katılmıştı ve çeyrek final gördü.
Fenerbahçe de çeyrek final yaşadı. Şampiyonlar Ligi’ndeki statü değişiklikleri her nedense hep Galatasaray’a uygulanmıştır. İlk gruptan çıkan G. Saray, ikinci grupta Juventus ile puanları eşit olsa da çeyrek finale ülke puanı sayılır gerekçesiyle çıkartılmamıştı. Sonra ise takımların kendi aralarındaki maçlar sayıldı! O yıl uygulanmış olsaydı G. Saray, Juventus’u ikili averajda geçiyordu.
2008 Avrupa Şampiyonası’nda Milli Takım’ın yarı finale yükselmesi, son olarak Beşiktaş’ın Şenol Güneş ile grup maçlarının bitmesine 1 hafta kala şampiyonlar liginde çeyrek finale çıkmayı garantilemesi ülke puanına önemli katkılardı. Tabii bu sırada Türkiye ve takımları hep cepten yedi. UEFA Ligi maçları neredeyse katılan takımlar açısından angarya sayıldı. Kulüpler, Finansal Fair Play nedeniyle transfer ettikleri önemli isimleri maç başına para vermemek için bilerek oynatmadılar. Milli Takım yıllar sonra Avrupa Şampiyonası Finalleri’ne gitme hakkı kazandı. Dünya Kupası Finalleri’ne 2002’den beri katılamıyor. Fransa’nın karizmasını çizen Türkiye’nin fiyakasını Macaristan’ın genç yetenekleri bozdu.
Sonuçta kaza geliyorum dedi ve son Avrupa Kupaları’nda hiçbir takımımız kalmadı. Bu nedenle de önümüzdeki sezon direkt katılmamız diğer liglerin takımlarının isimlerine bağlı. Fakat 2021-2022 ve 2022-2023 sezonlarında Türk takımlarını elemeli günler bekliyor. Milli Takım’ın istikrarsız sonuçları da Türk futbolunu kaosa sürükleyebilir.
Yani yukarıda Türk futbolu için yazdığım güzel kelimeleri mumla arayabiliriz. Sizin anlayacağınız “o günler geçti be cancağızım”!