Birey ve toplumların tarihi geçmişleri geleceğin yönünü
tayin eder. Fakat bunun için şimdiki kuşağın geçmişi doğru okuması ve doğru
anlamlandırması gerekir. Geçmişte yaşananlar bir bütün olarak
içselleştirilmemeli, hatalar ayıklanmalı, iyi şeyler alınmalıdır.
Ne yazık ki bizim toplumumuzda özellikle genç kuşak
geçmişi ile barışık değil aksine köklerinden kompleks duyuyor. Geçmişlerini
ilerlemenin önünde bir engel olarak görüyorlar. Çünkü onlar olaylara maddi bir
gözlükle bakıyor ve medeniyetlerin bağrında yaşayan erdem ve faziletleri
göremiyorlar. Kökleriyle barışamadıklarından, güvensiz, zayıf ve yetersiz
kalıyor ve taklitçiliğe meylediyorlar.
Gençler ailede, eğitim kurumlarında sadece yaşamın maddi
yönüyle ilgili hedeflere yönlendiriliyor. Daha iyi şartlarda yaşamanın dışında
bir hayat tasarımı yapmış değiller. Geçmişleri ile gelecekleri arasında bariz
bir çelişki var ve bu çelişki onların yaşamlarını çıkmaza sokuyor. Çünkü
geçmişten süzülüp gelen yaşanmışlıklar şimdiki nesiller için bir motivasyon
kaynağıdır. Bizim çocuklarımız bu noktada yetersiz kalıyorlar.
Çocuklarımız yuvadan uçarken, onları tıpkı bir kuş gibi
sadece yiyecek devşirmeye odaklıyoruz. İnsanoğlu hayatta kalabilmek için
çalışmaya ihtiyaç duyar bu hayatın bir gerçeğidir. Fakat insanın bunun dışında
aşkın görevleri vardır.
Bugün çocuklarımızın tek amacı para kazanmak haline
gelmişse, geleceğe umutla bakma imkânımız kalmamış demektir. Zira yaşamı
anlamlı kılan erdemlerin böyle bir ortamda yeşermesi mümkün değildir.
Annenin Çocuğuna Nasihatı
Sana hayat boyu lazım olacak şu tavsiyelerimi unutma:
Çalışarak elde ettiğin paradan bir miktarını infak etmeyi
ihmal etme.
Evine geldiğinde seni koruyan kollayan ve gününü sağlıklı
şekilde geçmesini sağlayan Allah a şükret.
Yoksulları ziyaret et, onların ihtiyaçlarını gidermeye
çalış. İnsanlara tepeden bakma, unutma hepimiz toprağın çocuklarıyız.
Arkadaşlarını seçerken dindar ve dürüst olmalarına özen göster.
Kötülerden uzak dur fakat kötülüğün ortadan kalkması için
onlara tebliğ yapmaktan geri kalma.