Gündem

Geçmişi değiştiremeyiz ama geleceği şekillendirebiliriz!

Geçmişi değiştiremeyiz ama geleceği şekillendirebiliriz!

Abone Ol

Ergenlik dönemi

Bu dönem 12-14 yaşlarında başlar ve 21 yaşına kadar devam edebilen bir dönemdir. Ergenlik dönemi kişinin kendisi için çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemidir.

Ergenlik döneminde gencin arayışlarının yoğun olduğu, anne - babaya ve çevresine genellikle ters düştüğü, kendisiyle toplum arasında kendine göre var olan çelişkileri en çok hissettiği ve bundan kaynaklanan zıtlaşmaların yaşandığı bir dönemdir. Bu nedenle gelişmekte olan kişi kendi benliğini bulması ve tanımlaması ergenliğin en önemli adımıdır.

Bu dönemde genç, daha önce inandığı değer ve yargıları gözden geçirir. Her şeyin eleştirildiği ve sorgulandığı ve kendine özgü bir dünya kurma çabaları da yine bu dönem de yaşanır.

Genç, çocukluk döneminde ailenin değerleri etkisindedir. Ancak ergenlik süreciyle birlikte yaşıtlarının değerleri de önem kazanmaya başlar. Burada anlatmaya çalıştığımız ergenlik dönemindeki gençlerimizin davranışlarının temelinde yatan çatışma ve arayışları fark edebilmenizdir.

Sınav Kaygısı

Kişinin olumsuz düşünce ve inanışlarının sebebi olan kaygı psikolojik bir dönemdir. Kaygı aşırıya gidilmezse insanı amacına yönlendirir, motive eder. Ancak yüksek düzeyde kaygı kişiyi olumsuz yönde de etkileyebilir. Bunlara örnek olarak öğrenci olan kişinin kendisinin çalışkanlığını ispat etme, ebeveynlerinin hayallerini veya emeklerini boşa çıkarmama çabası veya arkadaş grubu tarafından dışlanma korkusu yaşamasıdır.

Sınava girecek kişinin daha önce kendisine amaç edindiğine sınavı bir araç olarak görmesi ve çalışmalarını bu duygu ve düşünceye yönlendirmesi doğru bir yaklaşım olacaktır.

Tabii ebeveynler olarak da kişinin kaygı düzeyini dengeleyici tutum ve davranış sergilemeniz doğrultusunda onun sınav dönemini rahat geçirmesine neden olacaktır inşallah.

Çalışma alışkanlığı

İnsanlar  hayattan istek ve beklentileri birbirinden farklılık gösterebilir. Bu doğrultuda sınav hazırlıklarına veya ders çalışmaya başlamadan önce de bir amacın belirlenmiş olması gereklidir ki buna ulaşmak için kendine bir yol çizmesiyle ancak hedefine ulaşacaktır. Belirlenen amacın net ve anlaşılır olması önemlidir.

Etkili bir çalışma için öğrenilmesi gereken ders veya konuların planlı ve belli bir düzen içerisinde olmasıyla gerçekleşecektir.

Ebeveyn olarak belirlenen amaçlar doğrultusunda kişinin hareket ve davranışlarını yargılamadan (daha ne zaman ders çalışacaksın, hala tv izliyorsun, yeterince çalışmadın) bu sorumluluğun kendisine ait olduğunu hissettirerek (ders çalışma programı hazırlamış mıydın, programın nasıl gidiyor) konuşabiliriz.

Başarı - Başarılarımız

Günlük olarak sık duyduğumuz bir kelimedir aslında başarı. Başarılı bir iş adamı, başarılı öğrenci, başarılı bir eğitmen... Sözlükte ise bir işi istenilen biçimde bitirmenin anlamıdır, başarı.

İnsanlarımız arasında yaşanılan başarı ise kişinin mutlu olabilme yollarından biridir.

Hepimizin en büyük arzusu kendi çocuklarımızı daha iyi yerlerde görebilmektir. Anne baba olarak "yapabileceğini düşündüğünden daha fazlasını yapamayacak insan yoktur" bu düşünceyi çocuklarımıza yerleştirirsek onlarla birlikte istenilen noktaya ulaşma imkânımız olacaktır inşallah.

Sınav

Sınav, başarıyı ölçme ve değerlendirmede sıklıkla kullanılan bir araçtır. Aslında sınav sadece çocuk ya da gençlerimizin değil hayatımız her döneminde karşılaşabileceğimiz başarılarımızı ölçme aracıdır. Sınav hayatımızda karşılaştığımız basamaklardan biridir. Sınav kişilik testi olarak da görülmemelidir. Anne ve babalar olarak çocuğumuzun hayatı boyunca karşılaşabileceği sınavlar için gerekli bilgi ve becerilerin kazandırmakla birlikte mücadeleden yılmayan, özgüvenli, gelişime açık tutumları da kazanabilmesine yardımcı olmamız gereklidir.

Ergenle ebeveyn arasında meslek seçimi

Genelde okula gitmeden başlar "büyüyünce ne olmak istersin" soruları, fakat çocuk bu dönemde duygusal ve hayali isteklerle cevap verir ve zamanla bu cevaplar genelde değişir.

Bildiğiniz gibi meslek; belli bir eğitim ile edinilen, bireylerin yaşamlarının devamı için yaptıkları iş olarak belirtilir.

Bazı yanlışlarımızdan biri de çocuklarımızın kişiliğini, yeteneğini ve ilgisini değil de kendi isteklerimiz doğrultusunda çocuklarımızı yönlendirmemiz veya baskı yapmamızdır.

Tabii bu beraberinde getirdiği mesleki başarısızlık ve meslek hayatındaki verimsizliğe neden olabilir. Bu nedenle ebeveynler, çocuğunun meslek seçimi sırasında özelliklerini destekleyici bir tutum içinde bulunmalıdırlar.

Ergenle iletişim

Kişilerin birbirlerini tanıma ve anlamalarının en etkili yolu, kurdukları sağlıklı iletişimdir. Genel anlamda iletişim, kişilerin düşünce alışverişi içinde bulunmasıdır. Ergenlik dönemindeki kişinin anne baba iletişimi, gelişimi üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. İletişim sadece konuşma ile sınırlandırılmamalıdır. Dinlemenin yanı sıra el kol hareketleri, yüz ifadeleri, beden duruşu, ses tonu gibi sözsüz hareketler de iletişimin önemli parçalarıdır.

Dinlemek sadece konuşmaları duymak değil aynı zamanda onun duygu ve düşüncelerine de saygı duymaktır. Ebeveynlerin bu yaklaşımı ergen kişinin onlara yaşadığı iç dünyasını açmasına vesile olacaktır inşallah.

Ergen kişiyi yargılamadan kendi duygu ve düşüncelerinizi aktarmanız ergenle sağlam ve etkili bir iletişim kurmanıza neden olacaktır. Ve sonuç itibari ile Allah‘ın izni ile ergen kişi kendini rahatça anlatabilecek ve anne baba çocuk iletişimdeki engeller de ortadan kalkacaktır.

Motivasyon

Gençlerimiz amaç edindiklerini kendi yaşantıları ve kendi istekleri olduğunu hissettiklerinde amaçlarına varmak ve engelleri de aşmak isteyeceklerdir.

Motivasyon ise bireyin ihtiyaç ve amaçları doğrultusunda olursa destekleyici olacaktır.

Ama anne baba olarak yaşayamadığımız hayallerimizi çocuklarımızın kişiliğini duygu ve düşüncesi ve ilgi alanını önemsemeden yapmasını beklememiz genç için hayal kırıklığına ve aranızda çıkacak olan çatışmalara neden olacaktır.

Bu nedenle gencimizi kaybetmeden yönlendirme veya bilgilendirme sırasında sevgi, saygı ve güvenimizi hissettirerek yapılmalıdır.