Yok yok kimsenin hasta olduğundan falan söz etmiyorum,
hasta olan ve de tedavisi artık imkansız gibi gözüken futboldur. Hastalığın adı
nedir mi Makine düzeninde çalışarak önce rakibe top oynatmamak, sonra da denk
gelirse tek atıp maçı götürmek... Adını henüz kimse koyamadı. Sakın ola ki
birileri çıkıp da total futbol falan demesin. Çünkü o stil oyun Hollanda nın
Ajax ı ile başlayıp, aynı ülkenin milli takımı ile devam edip tarihe
gömülmüştür.
Peki, nedir bugünkü futbol Biraz da bizim milli takım
bazında da değerlendirerek izah etmeye çalışalım. Önce birinci prensip olarak
rakibe hiç top yaptırmayacaksınız, onu
bloke edeceksiniz, bunu sert veya herhangi bir tür faulle de yapsanız olur.
Yeter ki rakip sizin savunma bölgenize boş saha bularak gelmesin, sizden adam
eksiltmesin. Zaten topluca savunma modeli de var ya... O kabalalıkta ne iş
yapılır ki kolay kolay...
Bizim milli takıma gelince... Orta alanım tahripkâr
değil. Selçuk, Ozan ve Oğuzhan dan hangisi legal veya illegal faul tutkudur ki
Önde Arda ve Hakan da aynen öyle... O halde rakip topu ve tüfeği ile üstümüze
gelebilir. Savunmamız mı Bu maçtaki en sert ve durdurma özelliği olan tek
adamımız Caner... O da bir buçuk aydır oynamıyordu. Böylesine kurgusu olan bir
futbol topluluğu rakibi karşısında ne kadar dayanır ki Hele hele Rakitiç ve
Modriç gibi hem oynayan, hem oynatan, hem de en sert faulü kurallar içinde
yapabilen bir rakip orta saha varsa...
Şöyle bir oynanan maçları gözünüzün önünde bir kere daha
canlandırın. Bizden başka rakibe 5 lik 6 lık olabilecek bir takım izlediniz mi
Çekler bitime bir kaç dakika kala kaybetti. Almanya maç biterken son golü bulup
2-0 yaptı. Artık öyle ağır skorlu maçlar devri bitti. Böyle bir sonuç alınırsa
biliniz ki bu bir kazadır.
Bütün bu özelliklere rağmen ve de o ülkedeki terör
esintilerini göz önünde tutarsak yine statların ağzına kadar dolu olması ciddi
bir kazanımdır. Sanırım, turnuvaya katılan takımların taraftarları, çokça
Fransa nın bir turizm ülkesi olması avantajını değerlendiriyorlar. Hem futbol,
hem de keyifli yemekler, gezintiler...
Peki, bizim milli takım bu açığını nasıl kapatır Ya da
kapatabilir mi Ben bu takıma her şeye rağmen Emre Belezoğlu nu alırdım. Sakın
bana geleceğin takımını hazırlıyoruz falan denmesin. Hele hele 14 yabancı ile
istilaya uğramış ve tek ihracatı bulunan bir ilke söz konusu ise... Savunmanın
göbeğinde Topal ı harcamaz, oraya, ne yazık ki yabancı istilası yüzünden
sayıları çok azdır, bir yerlerden stoper bulurdum. Örnek mi; Yalçın... Ya da
eldeki Ahmet... Volkan Şen, kavga etmeme şartıyla, banko açıklardan biridir.
Acaba diğeri kadrodaki Olcay mı Ama karşısına rakip alarak geçme özelliği olan
yerli var mı Ne gereği var ki Nasılsa Quaresma, Nani, Podolski falan var ya
Terim hocam! Ben Trabzonspor daki Yusuf u bile, ciddi şekilde eğitmek şartıyla,
kadroda bulundururdum.
Neyse, futbol artık budur...
Hayırlı seyirler!