Geçmeyin

Abone Ol

Bir yarayı deşer gibi geçiyorlar.

Umutların solduğu o geceden sonra.

Yaşama sevincinin bıçakla kesildiği o tarihten itibaren,

Acılı toprakların sahipleri,

Yaşamıyor gibi yaşarken,

Onlar şarkılarla, türkülerle, bayraklarla geçiyorlar.

Suni bayramlarla, davullarla, zurnalarla geçiyorlar.

Bari seçim otobüslerinizin sesini kıssanız diye düşünüyorlar.

Ya da yıkılmayan evlerin sokağından geçseniz,

Hadi kimi cenazeler çıkarıldı,

Taşa moloza sarınıp da ayırt edilemeyenlerin kanlarının durduğu şu yıkıntılardan geçmeyin bari diye bakışlarıyla uyarıyorlar.

Kimin umurunda.

Hayatın akışı sürecek.

Seçimler yapılacak,

Hesaplar tutarsa,

Rantlar devşirilecek,

Ölenler çok çabuk unutulacak.

Ramazan’da genç kız, gözlerinde acının haritası,

“Yemek kokusuna bile tahammül edemiyorum” dedi.

“O kokudan bile hoşlanmıyorum.

Çünkü annem yok artık”

Şen şatır sofraların kurulduğu,

Anne eli değmiş yemeklerin sunumlarla sıralandığı.

Bir bahar sahurunda annesinin kavurduğu soğan ve domatesin rayihasının bütün evi sardığı,

Menemen yemeğine uyandığı o mutlu masaldan sonra.

Genç kız, gayrı tahammül edebilir mi yemek kokularına.

İçini çeke çeke ağladığı anne yoksuludur artık.

Evladını yitirmiş genç kadın, o şen şakrak seçim otobüslerinin sesini duyduğunda ağlayarak dönüyor sırtını,

Ciğerine hançer saplanmış gibi, “yapmayın” diyor.

Yaşama sevincini yitirmiş annelerin, kapanmamış yaralarını yeniden açmak değil midir, oynak fırıldak müzikleriniz.

Eşini kaybetmiş adamın,

Ancak mezarına giderek biraz nefes alabildiği şu yalan dünyada,

Her geçtiğinde konvoylar, arabalar; acıdan gerilen yüzü.

Benim dünyam yıkılmış şunların haline bak dercesine toprağa dikmekte gözlerini, onlar adına utanarak.

Bir su birikintisi etrafında sessizce oyun oynayan çocuklar.

Yüzlerinde sevinç ışıltıları gezinmeden.

Suya bıraktıkları kâğıttan gemilerini yüzdürürken,

Gözlerinden hüzün damlamakta yüreklerine.

Klaksonlara, gürültüye, patırtıya dönüp arkalarını çamurlu su birikintisinde aramaktalar umudu.

Elbet yaralar zamanla sarılacak,

Yaradan sabrını verecek,

Çok güzel günler de görecekler,

Lakin acıların çok taze olduğu şu günlerde,

Biraz daha edep, empati, vicdan.

Görmüyor musunuz,

Konuşmasalar da,

Duruşları ile,

Susuşları ile,

Biz yaşamaktan geçtik,

Siz şu yaralı hayatımızdan geçmeyin demekteler.