Uykusuz gecelerimi hatırlıyorum. Bir dakika sonra başımıza nelerin gelebileceğini bilmeden beklemek... Ne kötüydü.
Dövülmek işkence görmek beklemekten iyiydi... Bir adım sonrasına vakıf olmadan yürümek, soğukta donmak gibidir.
O gecelerin sabaha varan ışığında, falakaya yatırılmış bedenimizin, ezanla birlikte dirilişini hiç unutamam...
Namaz dirilişti, doğmaktı adeta.
O kadar zulüm altında Allah’a açılan kapımızdı namaz... O ibadet lezzetini, bir daha aynısıyla yaşayamadım ne yazık ki...
Hücrelerinden yükselen ve yüreğime vuran zikiri, kıyamı ne yazık ki dışarıya taşıyamadık.
Hayatımıza inançlarımızı tam olarak aksettiremedik.
Arabesk bir yaşamın başrol oyunculuğuna soyunduk... Hep acele işlerin, yoğunluklu soluklarda kaybolduk.
Şuan gecenin bir vakti... Uzaktan araba homurtuları. Gecenin ağırlığı ve lal hali beni kuyunun dibine itiyor.
Düşünüyorum...
Nasıl hal, nasıl durum, nasıl bir gelecek?
Ahval nasıl? Ülke nasıl? Dünya nereye gidiyor?
Kendime dönüyorum. Sen nasılsın, ne haldesin, neredesin?
Vazifelerini tam olarak yapabiliyor musun? Ödevlerin, vazifelerin aklına geliyor mu?
Ne yapıyorsun Remzi ÇAYIR, ne yapıyorsun?
Hani davan? Hani mücadelen... Nerede?
Her halükarda doğruyu söylemeyi şiar edinen sen değil miydin?
Sadece Allah’a kul olmayı özgürlük bilen biri değil miydin?
Niye mazlum topluluklara sahip çıkmıyor, malınla, canınla mücadele etmiyorsun, neden?
Kafam düşüyor yere... Utanıyorum. Kısık sesle bir şeyler yapıyorum diyorum, İçimdeki ses bağırıyor. Ne yaptın, söyle ne yaptın?
Hakkı tutuyorum, doğru söylemeye çalışıyorum... Gariplere sahip çıkmaya çalışıyorum...
Yeterli mi?
Ülkede haksızlıklar, yanlışlıklar gırla giderken susmak niye?
Emri bil maruf nehyi anilmünker yapmak farz değil mi?
Öyleyse...
Gece ilerliyor... Aklıma Arakan geliyor... Bangladeş’te perişan herhalde yaşayan Müslümanlar ... Kudüs ’te ayakta durmaya çalışan garipler... Suriye ’den toprağından koparılmış kardeşlerimiz...
Birçok ülkede dilenen Müslümanlar...
Gece ilerliyor... Aklıma resimler üşüşüyor...
Bir vücudun azaları gibi hareket edemiyoruz.
Üşüyorum gecenin bir yarısı...
Müslüman ’ca yaşamamamızın azaplarını yaşıyoruz.
Yaşadığımız olumsuzlukların temelinde müslümanca duruş sergilememek yatıyor...
Bu karara varıyorum.
Gece ilerliyor... Hücrede kıldığım namazı ve kıyamları özlüyorum...