ATMIŞ beş yıllık hayatını boş işler peşinde tükettiğini
ifade eden bir hanım, tek varlığım evimdeki kedim diyor ve bu hayvana kendince
anlamlar yüklüyordu. İfadelerine göre, vakti zamanında evlilik teklifleri almış
fakat standartları yüksek olduğu için hiç birine evet diyememiş. Otuz yaşına
geldiğinde aynı iş ortamında çalışan bir kişi ile evlenmeye karar vermiş fakat
bu kişinin ailesi istemediği için vazgeçmiş. Bu dönem bekârlığın özgürlük
olduğuna gerçekten inanmış. Evlenip de ne yapacağım, hayatımı özgür şekilde
yaşarım diye düşünüp, kazandığı paraları fütursuzca harcamış. Gezmediği şehir,
alış veriş yapmadığı mekân kalmamış.
Fakat yaşı atmışı geçtiğinde gençlik yıllarında farkına
varamadığı bazı şeyleri görmeye başlamış. Bunu kendisi şöyle ifade ediyor:
Gençken insan anlamıyor ama emekli olup atmış yılı geride bıraktığınızda
kayıplarınızı görmeye başlıyorsunuz.
Sabahları kalkmanız zor oluyor, şekerinizi tansiyonunuzu
kontrol altına alamıyorsunuz. Yaşıtlarınız torunlarını severken siz evinizde
bütün gün somurtan bir kedi ile yaşamak zorunda kalıyorsunuz. Akranlarınız
çocukları ve torunları ile taze hayaller kurarken siz evinizde duvarlarla
konuşuyorsunuz.
Hayatınızı paylaşabileceğiniz bir eşiniz, bir çocuğunuz
bir yakınınız, yok ne yapacaksınız Kendisine, geçmişe dair pişmanlıklarınızı
sıraya koysanız ilk sırada hangisi yer alır diye sorduğumda hiç düşünmeden
çocuk sahibi olamamak diye cevap verdi. Belki hayırsız bir evlat olurdu
dediğimde ise, Ne olursa olsun o duyguyu yaşamak isterdim. Geçmişe döndüğümde
içimi en fazla acıtan şey bu oluyor dedi.
Yapılan araştırmalar, hiç evlenmemiş kişilerde görülen
intihar olaylarının evlilere oranla iki kat fazla olduğu ortaya koymuştur.
Uzmanlar evli kişilerin depresyon oranının diğerlerine göre daha düşük olduğunu
söylüyorlar. Yapılan bir başka araştırmada ise bekâr erkeklerin evlilere göre
daha fazla suç işlediği, kendilerini daha mutsuz hissettikleri ve daha sık
depresyona girdikleri ortaya çıkmıştır.
Günümüz gençleri evliliği özgürlüklerinin önünde bir
engel olarak görüp sürekli erteliyor ya da evlenmemeye karar veriyorlar. Lakin
evliliğin hikmetleri saymakla bitmiyor.
Sağlıklı bir toplumun inşası ancak sağlıklı evlilikler
neticesinde ortaya çıkabilir.
Bunun için evlilik ertelenmeden vaktinde yapılmalı ve
eşler hedeflerini birlikte el ele gerçekleştirmelidirler. Gençlerimiz şunu
unutmamalıdır, evlilik özgürlüğümüzün önünde bir engel değil, özgürlüğümüzün
bir parçasıdır.
Bizler sağlıklı bir aile ortamında kanatlarımızı daha
yükseklere çırpabilir ve hayallerimizi eşimiz ve çocuklarımızla birlikte daha
kolay yoldan gerçekleştirebiliriz. Bu mümkün