Geç de Olsa Merz, Gazze’yi Gördü

Abone Ol

Bu köşede, bir Türk asıllı Alman vatandaşı olarak, Avrupa’da yaşayan toplumumuzun güncel meselelerini, Türkiye-Avrupa ilişkilerinin seyrini ve siyasetin her iki yakasındaki gelişmeleri gurbetçinin gözünden değerlendireceğim.

Amacım, Avrupa’daki Türklerin sesine tercüman olmak; hem içinde yaşadığımız ülkelerdeki siyasi atmosferi hem de anavatandaki gelişmeleri gurbet penceresinden samimi bir dille sizlere aktarmak.

GEÇ DE OLSA MERZ, GAZZE’Yİ GÖRDÜ

Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in İsrail hükümetine yönelik sözleri, ülkede uzun süredir duyulmayan bir vicdan sesini gün yüzüne çıkardı. “Uluslararası hukuk ihlal ediliyor” demesi, yalnızca siyasi bir tutum değil; insani bir uyanışın göstergesidir. Bu sözler, savaş enkazı altında kalan çocukların sessiz çığlıklarının Berlin’de ilk kez yankı bulduğunu göstermektedir.

Merz, “Son günlerde giderek artan şekilde görüldüğü üzere sivil halka bu kadar acı çektirilmesi artık Hamas’a karşı mücadeleyle gerekçelendirilebilecek bir durum değildir” diyerek İsrail’i sert şekilde eleştirdi. “İsrail hükümeti, en iyi dostlarının bile kabul edemeyeceği şeyleri yapamaz” diyen Merz, “İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ndeki eylemleri hangi hedefe yöneliktir, dürüst olmak gerekirse ben artık anlayamıyorum” sözleriyle diplomatik ezberi bozdu.

Aylarca süren bombardımanlarda Gazze’de okullar, hastaneler ve siviller doğrudan hedef alındı. Almanya ise bu insani trajedi karşısında sessiz kalmayı tercih etti. Oysa insan hakları, koşulsuz sadakatle değil; evrensel vicdanla savunulur.

Zira hâlâ Gazze’ye bir şişe su bile ulaştırılamazken, Almanya’nın İsrail’e silah göndermeyi sürdürmesi büyük bir çelişki olarak ortada duruyor. Ölüm artık haber bile olmuyor; adalet ise derin bir sessizliğe gömülmüş durumda. Almanya, bu sessizliği kırmak ve tarih karşısında sorumluluk almak zorundadır.

Sayın Merz’in çıkışı umut vericidir. Ancak umut, eyleme dönüşmediği sürece etkisini yitirir. Bu nedenle çağrımız açıktır: Cesur sözlerin arkasında durun. Almanya artık sessiz kalamayacağını yüksek sesle ilan etmelidir. Çünkü mesele yalnızca dış politika değil; insanlıktır.