Ondokuz Mayıs Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanlığı görevinde bulunan Saadet Partisi GİK Üyesi Prof. Dr. Latif Öztek, GDO yönetmeliğinin aceleye getirilmesini eleştirdi.
Geç olmadan tedbir alınmalı
Saadet Partisi GİK Üyesi Prof. Dr. Latif Öztek, GDO‘larla ilgili yönetmeliğin aceleye getirildiğini söyleyerek, "Bu yönetmelik, mutlaka durdurulmalıdır. Yeniden gözden geçirilmelidir. Zararlarını görmeden, tedbir almamız lazım. Gelecek neslimizde zararını gördükten sonra tedbir almanın bir anlamı yok" diye uyardı.
Saadet Partisi GİK Üyesi Prof. Dr. Latif Öztek, GDO‘larla ilgili yönetmeliğin aceleye getirildiği söyleyerek, "Bu yönetmelik, mutlaka durdurulmalıdır. Yeniden gözden geçirilmelidir. Zararlarını görmeden, tedbir almamız lazım. Gelecek neslimizde, zararını gördükten sonra tedbir almanın bir anlamı yok" diye uyardı.
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanlığı görevinde bulunan Prof. Dr. Latif Öztek, belli başlı tohumculuk firmalarının dünyadaki nüfus artışını gerekçe göstererek, daha fazla ve kaliteli ürün elde etmek için Genetiği Değiştirilmiş Organizma‘yı (GDO) teşvik ettiğini söyledi.
Öztek, " 150 senedir ileri sürdükleri teorileri ise şu: Gıda artışı 1,2,3,4... gibi aritmetik giderken, nüfus artışı 1,2,4,8...şeklinde geometrik yükseliyor. Bununla bugün olmasa bile gelecekte dünyayı bir açlık tehlikesi bekliyor. Bu nedenle, ürünü daha fazla artırmak zorundayız" dedi.
Tohumculuk firmaları arasında dünyada 4-5 tane büyük firmanın söz sahibi olduğunu kaydeden Öztek, "Geneli de ABD‘lidir. Ve belli grupların elindedir. Daha fazla kazanma arzusuyla bunu piyasaya sunuyorlar" dedi.
Hangi genlerin değiştiği ticari sır
Ürünlerin verimini artırmada çevre ve genetik faktörlerin etkili olduğuna dikkat çeken Öztek, bitkisel üretimde su, toprak, gübre, doğal afetlerin sayılabileceğini kaydetti. Öztek, "Mısır‘ın verimini yükseltmek için kromozom üzerindeki bir geni alıp, yerine başka bir bitki veya hayvandan alınan geni koyuyor. Böceklere karşı korumak, hastalığa karşı dayanaklılığı artırmak için ayrı ayrı şekilde genler yerleştirilebiliyor. Bu genler, değişik canlılardan alınabiliyor. Asıl önemli olan konu, değiştirilen bu genleri sadece tohumculuk firmaları biliyor. Hepsi ticari sırdır. Kimseye, bunu söylemez. Söylerse herkes yapar çünkü" diye konuştu.
Elde edilen GDO‘lu ürünün; bir yönüyle iyileştirilirken başka bir yönünün olumsuz etkilendiğini vurgulayan Latif Öztek, "Mesela verimi artırırken, insan sağlığına zararlı olabiliyor. Konu bilinmiyor. Pek çok araştırma var. Orta Amerika ülkelerinde, bu nedenle çok küçük yaşta çocukların ergenlik yaşına geldikleri ortaya çıktı. Ne ile oluyor? GDO‘ları yiyince oluyor" dedi.
Yönetmelikte GDO‘lu ürünlerin çocuklar için zararlı olduğu tespitine yer verildiğine dikkat çeken Öztek, "Çocuklar için zararlı olan, o çocuğun annesi için zararlı değil mi? Yine anne bu ürünleri yedi. Onun sütünden, dolaylı yoldan yine emzirdiği çocuğa geçecek. Netice değişmeyecek" diye sordu.
Domates, mısır, pamuk gibi ekonomik değeri fazla olan ürünlerdeki genetik etkinin o ürünlerden elde edilen mısır yağı, glikoz şurubu ve tatlandırıcıda da görüldüğünü kaydetti.
Avrupa‘da niye yasak?
Fayda-zarar konusunda kimsenin net bir bilgiye sahip olmadığını dile getiren Öztek, "Eğer bu çok faydalıysa, gelişmiş ülkeler niye özellikle doğal gıdalara döndüler? Avrupa Birliği ülkelerinin büyük çoğunluğunda, bunlar yasak" diye konuştu.
Ürünlerin üzerine ‘GDO‘lu veya değil‘ ibaresinin yazılmasına karşı çıkılmasını da eleştiren Öztek, "Bu yazılsa, insanlar kendi tercihlerine göre alırlar veya almazlar. Ama ona da müsaade edilmiyor" dedi.
GDO‘lu ürünlerin hepsinin mutlaka analiz edilmesi gerektiğini vurgulayan Öztek, "Mısır‘ı aldın. Hayvan yemi olarak kullandın. O zaman hayvana geçiyor. Etinden, sütünden yine sana geçiyor. Nereden hangi etki yapacağını da kimse bilmiyor. Asıl sıkıntı bu" şeklinde konuştu.
Ayrıca tohumculuk yönünden de büyük zararları bulunduğunu kaydeden Öztek, "Orijinal tohumu alıp ekiyorsun. Verimli oluyor. Ancak onun tohumunu ekince aynı verimi alamıyorsun. Kısır oluyor. Aynı kısırlığın, hayvanlar üzerindeki deneylerde ortaya çıkıyor. Hayvanların iç organlarının gelişmediğine dair, sonuçlar var" diye konuştu.
Latif Öztek, "Bu konu, aceleye getirilmemeliydi. Kanun tasarısı, Bakanlar Kurulu‘nda imzaya açılmıştı. Biyogüvenlik Yasası çıkmış olsaydı, bütün düzenlemeler onun içinde yapılabilirdi. Bu aceleciliğin sebebini anlamakta zorlanıyoruz. Kanun çıkması gerekirken niçin bu yönetmelik çıkarıldı?" şeklinde konuştu.
Domateslerde tat kalmadı!
Latif Öztek, "Türkiye, dünyanın büyük gen merkezlerinden birisidir. Çok büyük bir potansiyele sahiptir. Gelişmiş ülkeler, gen potansiyelini muhafaza edebilmek için Norveç‘te büyük bir laboratuar kurdular. Bütün bitkilerin genlerini, orada muhafaza edecekler. Ama Türkiye‘ye gelip, bitkilerin genini değiştirmek istiyor" şeklinde konuştu.
Gen değişikliğinin domateslerde rahatça görülebileceğini söyleyen Öztek, "Kime sorarsanız sorun. Eskiden domateslerin tadı çok daha güzeldi. Şimdi görünüm güzel. Ama lezzet yok. Aynı durum, birçok üründe böyle" dedi.
GDO‘ların etkisinin yapılacak deneylerde 25-30 yıl sonra ortaya çıkabileceğini ifade eden Öztek, "Bir anda ortaya çıkmaz. Çernobil‘in ilk andaki etkisiyle, şu andaki etkisi bir mi? Karadeniz bölgesindeki kanser hastalığının hala yüksek seviyelerde olması ne ile açıklanabilir?" dedi.
GDO‘lu üretime geçmek için iyi bir araştırma yapılması gerektiğine işaret eden Öztek, "Bu konu aceleye getirilmiştir. Tam olarak bilinmediği içinde toplumda tartışmaya neden olmuştur. Kamuoyunun önüne çıkıp, karşı çıktıklarını söyleyenlerin hepsi haklıdır. Çünkü, daha ne etki yapacağı bilinmiyor. Olumsuz bir sonuç çıkarsa, bizim neslimiz gidecek. Tabiri caizse, bizim insanımızı deney materyali olarak kullanıyorlar" dedi.
GDO‘lu ürünün aynı zamanda toprağı da kirlettiğini söyleyen Öztek, "Ayrıca o genler, toprağa da geçiyor. Çünkü bitkilerde değiştirilen genlerin, aynısı kökünde de var. Kökünden de, toprağa geçiyor ve değiştiriyor" dedi.