Yüreklerimiz yandı, yüreklerimiz dağlandı… Siyonist kuklası Amerika’nın büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıma kararı sonrasında geçen hafta Gazze sınırında yaşanan İsrail teröründen sonra 60’tan fazla Filistinli şehit oldu, binlercesi de yaralandı. Hep söylemekteyiz… Yaşananlar aslında Büyük Ortadoğu Projesi’nin bir başka versiyonu olan Büyük İsrail Projesi’nden başka bir şey değil.
11 Eylül terörist saldırılarının ardından Amerikan Devlet Başkanı Bush, “Artık topyekûn bir Haçlı savaşı başlatıyoruz” diye beyanat vermişti. Bu beyanatın ardından Ortadoğu üzerinde masa başı oyunları başlatıldı. İlk adım, “Diktatör Saddam” nidalarıyla Irak topraklarının işgali projesiydi. “Saddam’ın elinde kimyasal silahlar var” yalanının üzerine kurgulanan bir savaş ortamıyla ABD, Irak’ı baştan sona işgal etti.
Oysa bu kuyruklu bir yalandan ibaretti. Çünkü Saddam’ın elinde kimyasal silah yoktu… Küresel medya güçleri, bir yalan üzerine kurguladıkları zihinsel dönüşüm harekâtıyla insanlığın beynini iğdiş etmiş, işgale hazırlamış ve Irak topraklarındaki kan, gözyaşı ve işgal harekâtını arkalamışlardı.
Aslında yapılanların tamamı, Ortadoğu’nun şımarık ve terörist Siyonist çocuğu İsrail’e bir güvenlik şemsiyesi oluşturmaktan başka bir şey değildi.
O tarihten sonra İsrail, hatırlarsanız, günlerce Gazze’de Filistinlilerin üzerine kimyasal silahlar yağdırdı. Maalesef, Birleşmiş Milletler yaşanan bu soykırım ve gözyaşı harekâtına sesini bile çıkarmadı.
Üstelik yapılanlar, “İsrail’in kendini koruma hakkı vardır. İsrail bu davasında haklıdır” sözleriyle arkalanarak, Siyonistlere daha da kucak açıldı, yaptıkları hoş görüldü.
Şimdi de yapılanlar, o dönemde Gazze’nin üzerine kimyasal silahlar yağdırmakla eşdeğer bir katliam ve soykırım.
Kundaktaki bebekleri bile katletmekten çekinmeyen, insanlıktan nasibini alamamış Siyonist İsrail’e acaba kim dur diyecek?
Sadece konuşuyoruz, kınıyoruz, lanetliyoruz…
Sokaklarda cılız gösteriler yapıyoruz…
İsrail’in umurunda mı?
Yaptıkları katliamları daha da üst perdeden sürdürmeye devam ediyorlar. Her gün Gazze sınırında yığılan ve ellerinde sapan taşı olmaktan başka bir çaresi olmayan Filistinlilerin üzerine gerçek mermilerle saldırıyorlar.
Sosyal medyayı aktif kullananlar, İsrail’in bu üst perdeden katliamlarına, öylesine bir kınama mesajları yayınlayarak olan bitene karşı üstlerine düşeni yaptıklarını zannediyorlar.
Ne buyurmuştu iki cihan serveri Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav), “Bir kötülük gördüğünüzde elinizle düzeltin, dilinizle düzeltin. Eğer bunları yapamıyorsanız, kalbinizle buğzedin. Kalp ile buğzetmek ise imanın en zayıf derecesidir.”
Maalesef, İsrail terörüne kalbimizle buğzetmekten başka bir şey yapmıyoruz.
Oysa, Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın İslam ülkelerinin birliği ve dirliği adına kurduğu D-8’ler daha aktif olmuş olsaydı, İsrail böylesine pervasız davranabilir miydi?
İslam ülkeleri kendi aralarındaki birlik ve dirliği D-8 idealiyle kavuşturabilmiş olsaydı İsrail, bu soykırımlarına devam edebilir miydi?