Gazzeteci gözüyle El Caberinin üç dileği

Abone Ol

Geçtiğimiz Temmuz ayıydı. Fas’taydık. O’nu ilk ve son kez

orada gördüm. Meşal’in hemen arkasında oturuyordu. Bir arkadaş, “Bu kim biliyor

musun ” dedi.

Kim

 “Ahmet El Caberi.

Kassam Tugayları Komutanı”

“Gazze’nin en sevilen ismidir. Eğer, Meşal’e bir şey olursa

yerine o geçebilir”

Ondan sonra dikkat kesildim. Sessiz ve mütevazi bir duruşu

vardı. Dalmış gibi sürekli bir noktaya bakıyordu. 

Geçen hafta İsrail füzesiyle vurulduğunda, hep bu görüntüsü

dönüp durdu kafamda.

***

Gazze’de anlattılar; Eşi; “Caberi’nin üç hayali vardı” demiş.

1- İsrail zindanlarındaki Filistinli esirleri kurtarmak.

(Çünkü, kendisi de aynı zindanlarda tam 13 yıl geçirmiş)

2- Hacca gitmek

3- Şehit olmak.

Caberi, birinci dileğini; Gilat Şalit operasyonuyla gerçekleştirmişti.  İsrailli asker Gilad Şalit’i Gazze gibi

küçücük bir yerde tam 5 yıl saklamayı başarmış ve Şalit’in karşılığında 1000

Filistinli mahkumun salıverilmesini sağlamıştı.

Peki ikinci ve üçüncü dileği

Allah’ın hikmetine bakın;

Caberi, geçen hafta İsrail füzesi ile şehit edildiğinde,

Hac’dan döneli üç gün olmuştu.

Ve bu; ilk ve son Hac ziyaretiydi!

Şehitlerin yüzü neden böyle

Bir şehidin yüzünü ilk kez Beyrut da görmüştüm. 2006

yılıydı. İsrail, Beyrut’u bombalamış, çoğu çocuk ve kadın bini aşkın insan hayatını kaybetmişti.

Son şehid yüzünü ise bu hafta Gazze’de gördüm.

Kesinlikle şehitlerin yüzünde ‘Onlara ölüler demeyin” ayeti

tecelli ediyor.

Yüzleri o kadar canlı ve diri oluyor ki, sanki ölmemiş de

huzurlu bir uykuya dalmış sanıyorsunuz.

Gazzeli çocuklar ile bizim çocuklar

Adına tevekkül mü dersiniz, alışkanlık mı dersiniz, cesaret

mi dersiniz, içselleştirme mi dersiniz bilmiyorum. Ama Gazze’li çocukların füze

düşerken verdiği tepki, bizim çocukların havai fişek patladığında verdiği

tepkiden daha fazla değil.

Osmanlı Tebasından Kasım Yazıcı

Dünyanın neresine gidersek gidelim, mutlaka Osmanlı

tebaasından kalma bir Türk asıllı ile karşılaşıyoruz. Durum Gazze’de de

değişmedi. Gazze Şifa Hastanesi’nde, yaralıların tedavi gördüğü yoğun bakımı

gezdiren doktor vedalaşırken,  “Bende

Türk asıllıyım. Adım Kasım Soyadım Yazıcı” dedi. Türkiye’de Yazıcı ve

Yazıcıoğlu soyadları çok yaygın.  Mesela

biri de Bakan Hayati Yazıcı. Bilmiyorum, belki de Sayın Bakan’ın Gazze’de hiç

bilmediği bir akrabası var.

Cansuyu yetim merkezi

Gazze’de iyi şeyler de oluyor. Bunlardan biri de Cansuyu’nun

yaptıkları. 

Son saldırıda 20 tır dolusu, ilaç, gıda ve battaniye

gönderdiler.

Şehit çocuklarının bütün bakım ve eğitim masraflarını

üstlendiler.

Hepsi güzel. 

Ama Gazze Yetim Merkezi bambaşka bir şey. Gezdik, gördük.

Büyülenmemek, gururlanmamak mümkün değil. Daha iyi anlaşılsın diye söyleyeyim;

“Osmanlı’dan sonra bölgeye yapılan en büyük eser”

Ne mutlu heybesinde iyilik taşıyanlara…