Gazze’nin durumu bugün ümmetin birliğini gerektiriyor

Abone Ol

Esselamu aleyküm ve rahmetullahi ve berekatühü…

• Hepinizin bildiği gibi, Gazze'de insanlığın tanık olmadığı olaylar yaşanıyor. İşgalci Siyonist güç, halkımızın özgür iradesini yok etmeyi ve aslında ümmetin tüm halklarının iradesini hedef alan en acımasız silahlarını kullanıyor. Bu silahlar arasında yıkım silahları, etnik temizlik, zorunlu göç, aç bırakma ve kaos oluşturma çabaları bulunuyor.

• Bu suçla dolu silahlara rağmen, Gazze'deki halkımız hâlâ topraklarında kararlılıkla duruyor ve direnişleri savaş meydanında yaratıcı bir şekilde mücadele ediyor. Ancak bu manzaranın diğer bir yüzü de halkımızın gerçek anlamda acı çektiğidir. Onlar acıların en acısını yaşıyor, ancak ümmetin kendilerine aktif ve etkili bir şekilde destek vermesini umuyorlar, çünkü Gazze halkı, ümmet ile derin bir bağ içindedir.

• Bugün ulusumuzun durumu, Gazze halkı için geniş olan bu dünyada bile daralmış durumdadır, zalim milletler onlara karşı birleşmişken, bu zor dönemde "hakkı savunmak", bu büyük ümmetin evlatları için en yüce ve en zorunlu görev haline gelmiştir.

• Burada tek bir ümmet fikri ön plana çıkıyor. Ümmet düşüncesi birkaç temel noktaya dayanır: İlk olarak, hak ile batıl arasındaki mücadele; sonra İslam’ın varlığı ve Müslümanlar olarak dünya liderliğine sahip olmak için Allah'ın bize verdiği nimetler.

• Müslümanların batılla yüzleşmesi, hakkı savunmak için bir güce sahip olana kadar çalışması gerektiği bir gerçektir, aksi takdirde hak çöker.

• İslam ümmeti, Allah’a iman ettiği sürece "insanlık için en hayırlı ümmet"tir. Ümmetin çeşitli güçleri vardır: Allah’a, Kur'an-ı Kerime, Peygamber Muhammed’e (s.a.v.) imanidir vb.
Biz, İslam ümmeti olarak her türlü güce sahibiz ve bu güçleri doğru ve sağlam bir şekilde kullanmalıyız ki ilerleyebilelim.

• Allah, ümmetimizi İslami şeriatımızdan ve yetiştiğimiz değerlerden ilham alarak, ahlaki ve medenî bir güçle şereflendirdi. Bu değerler, ilkeler ve gelişmelere ayak uydurmayı, geri kalmamayı ve diğer uluslarla birlikte ilerlemeyi hedeflemektedir. Arap-İslam medeniyetinin gelişmesi için hazırlık, donanım, gelişim ve değişime odaklanmamız gerekmektedir.

• Müslümanların tarihi boyunca sahip olduğu güç, peygamberlerin ve medeniyetlerin yurdu olan bu topraklarda, fedakârlık, mücadele ve dinimize ve vatanımıza ihanet etmeyi kabul etmeme üzerine kuruludur.

• 2 milyarlık Müslüman nüfusu, yarım milyarı gençlerden oluşmaktadır. Bu gücün doğru kullanılmasıyla durumlar ve şartlar tamamen değişebilir.

• Kurumların gücü ve insanî yönü, hayır kurumları ve yardım kuruluşlarının toplumları geliştirme ve ümmetin meselelerini ele alma konusundaki hayati rolünü vurgulamaktadır. Dinimiz iş birliği, yardımlaşma ve destekleyici güçlerin teşvik edilmesi üzerine kuruludur.

• Coğrafi güç; çevresel kaynaklar, su kaynakları, arazi yapısı, deniz kaynakları ve balıkçılık gibi kaynaklar, ümmetimizi önde gelen bir ulus yapma potansiyeline sahiptir.

• Mali ve ekonomik güç, ümmetin sahip olduğu büyük servetlerle, ancak bunların doğru kullanılması ya da değerlendirilmemesiyle ilgilidir.

Örneğin, dünyadaki en büyük petrol ve doğal gaz rezervlerine sahibiz. Ümmetin sanayi ve ekonomi alanına dikkat etmesi ve dünyayla rekabet edebilmesi, sanayi şehirleri kurma konusunda katkılar sunması gerekir.

Tüm bu nimetler ve güçler, doğru kullanılıp yönetilirse ümmetimiz dünyaya liderlik ederdi. Çünkü biz, kaynaklara, tarihe, coğrafyaya ve başka vasıflara sahip olan bir ümmetiz. Ancak iradesi elinden alındığı için biz ölü bir cesede dönüştük. Ümmetimiz yeniden canlanmalı ve dünya sahnesindeki liderlik rolüne geri dönmelidir.

Gazze’nin durumu bugün ümmetin birliğini gerektiriyor. Umutsuzluk, ihmalkârlık ya da geri çekilmeyi bir kenara bırakıp Gazze'yi desteklemek için ayağa kalkmalıyız. Çünkü Gazze, ümmetin zalimlerin saldırılarından koruyucu kalkanıdır. Bu kalkan düşerse -ki Allah’ın izniyle düşmeyecek- ümmetimiz değersiz kalır ve bayrağı bir daha dalgalanmaz.

Son olarak, Allah’tan hepimize düşüncelerimizde ve davranışlarımızda isabetli kararlar vermemizi diliyorum. Farklı konumlarınızdan Gazze'ye destek sağlayarak hayırlı işler yapmanızı, zayıflık ve ihanetle mücadele etmenizi, Allah’a sığınıp her türlü eksiklik ya da ihmalkârlıktan korunmanızı niyaz ediyorum.