Dünya

Gazze'de bir doktor ölürken dünya neden susuyor? Doktor Husam Ebu Safiyye'yi çok geç olmadan kurtarın

Gazze'de yaşanan trajedi artık yalnızca bombalarla, yıkılmış binalarla ya da açlıkla anlatılamaz. Orada bugün insanlığın vicdanı da ağır bir sınavdan geçmektedir. Bu sınavın en acı sembollerinden biri ise, aylar boyunca hastalarını terk etmeyen, ölüm tehlikesi altında bile görevini bırakmayan Filistinli doktor Husam Ebu Safiyye'dir.

Abone Ol

Gazze'nin kuzeyindeki hastaneler sistematik biçimde hedef alınırken, pek çok sağlık çalışanı güvenli bölgelere gitme imkânı buldu. Ancak Doktor Husam, mesleğini yalnızca bir iş değil, insanlığa karşı ahlâkî bir sorumluluk olarak gördü. Bombardıman altında yaralıları tedavi etmeye devam etti; ilaçların tükendiği, ameliyathanelerin harabeye döndüğü, elektriğin ve suyun kesildiği günlerde bile hastalarının başından ayrılmadı.

Bu fedakârlığın bedeli ağır oldu. İsrail güçleri tarafından gözaltına alındı; o günden bu yana kendisinden gelen haberler, sadece fiziksel işkenceyi değil, aynı zamanda insan onurunu hedef alan sistematik kötü muameleyi de ortaya koymaktadır. Uluslararası insan hakları kuruluşlarının ve çeşitli tanıkların aktardıkları bilgiler, sağlık durumunun her geçen gün daha da kötüleştiğine işaret etmektedir.

Bir Doktoru Kurtarmak, İnsanlığı Savunmaktır

Doktor Husam Ebu Safiyye'nin hikâyesi, yalnızca bir Filistinlinin ya da bir doktorun hikâyesi değildir. O, savaşın ortasında Hipokrat yeminine, meslek ahlâkına ve insanlık değerlerine sadık kalmanın sembolüdür. Silah taşımadı; yalnızca stetoskopunu taşıdı. Cepheye gitmedi; ameliyathaneyi terk etmedi. İnsanları öldürmedi; hayat kurtarmaya çalıştı.

Tam da bu nedenle onun bugün maruz kaldığı muamele, yalnızca bireysel bir hak ihlali değildir. Aynı zamanda tıp mesleğine, insancıl hukuka, sağlık çalışanlarının dokunulmazlığı ilkesine ve ortak insanlık vicdanına yönelmiş ağır bir saldırıdır.

Eğer bugün böyle bir doktor sessizlik içinde ölüme terk edilirse, yarın dünyanın herhangi bir yerinde görev yapan hiçbir sağlık çalışanı kendisini gerçekten güvende hissedemeyecektir. Çünkü mesele artık tek bir kişinin kaderi değil; insanlığın ortak ahlâkî sınavıdır.

Dünyanın Sessizliği: İkinci Bir Yara

Bugün mesele artık yalnızca bir doktorun tutuklanması ya da gördüğü kötü muamele değildir. Asıl soru şudur: Hayatını başkalarını yaşatmaya adamış bir doktor böylesine ağır bir kaderle karşı karşıya bırakılırken dünya neden sessiz kalıyor?

Uluslararası insan hakları kuruluşları, sağlık örgütleri, akademisyenler ve dünyanın farklı ülkelerinden vicdan sahibi insanlar defalarca Doktor Husam Ebu Safiyye'nin serbest bırakılması çağrısında bulundu. Yapılan açıklamalarda, sağlık durumunun giderek ağırlaştığına dikkat çekilirken, bu koşullar altında tutulmasının uluslararası insancıl hukukun ve sağlık çalışanlarını koruyan temel ilkelerin açık bir ihlali olduğu vurgulandı.

Buna rağmen uluslararası toplumun büyük bölümü hâlâ ürkütücü bir sessizlik içindedir. Sanki bazı doktorların hayatı diğerlerinden daha az değerliymiş gibi… Sanki insan onuru, coğrafyaya ya da kimliğe göre değişebilen bir hakmış gibi…

Bu sessizlik yalnızca Doktor Husam'ı değil, aynı zamanda insan haklarını korumakla yükümlü uluslararası sistemin güvenilirliğini de derinden yaralamaktadır.

Bir Doktoru Savunmak, Medeniyeti Savunmaktır

İnsanlık, büyük savaşların ardından sağlık çalışanlarının korunmasının vazgeçilmez bir ilke olduğunu kabul etti. Çünkü doktorlar savaşın tarafı değildir; onların görevi yaşamı korumaktır. Bu nedenle uluslararası hukuk, hastanelerin ve sağlık personelinin korunmasını özel güvence altına almıştır.

Eğer bugün bir doktor, yalnızca yaralıları tedavi ettiği için işkence görüyor ve dünya buna sessiz kalıyorsa, tehlike yalnızca bir kişiyi ilgilendirmez. Bu durum, tıp mesleğinin evrensel ahlâkını, insanlığın ortak vicdanını ve hukukun temel ilkelerini hedef alan ağır bir tehdittir.

Dünyanın neresinde olursa olsun her doktor, görevini yerine getirirken insanlığın desteğini arkasında hissedebilmelidir. Aksi hâlde zarar gören yalnızca bireyler değil, bütün insanlık olacaktır.

Çok Geç Olmadan…

Doktor Husam Ebu Safiyye'yi kurtarmak için hâlâ zaman vardır; ancak bu zaman her geçen gün daralmaktadır. Her geçen saat, onun hayatı açısından geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurabilir.

Bugün artık sessiz kalma zamanı değildir. Başta Türkiye Cumhuriyeti olmak üzere, insan haklarını ve insan onurunu savunmayı ilke edinen bütün devletlere; uluslararası kuruluşlara, tabip odalarına, üniversitelere, medya kuruluşlarına ve vicdan sahibi sivil toplum örgütlerine önemli sorumluluklar düşmektedir.

Bu vesileyle, Filistin halkının haklarını uluslararası platformlarda kararlılıkla savunan Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a da saygıyla çağrıda bulunuyoruz. Doktor Husam Ebu Safiyye'nin hayatını kurtarmaya yönelik güçlü diplomatik ve insani girişimlere öncülük edilmesi, yalnızca bir hekimin değil, insanlığın ortak vicdanının da savunulması anlamına gelecektir.

Bu çağrı herhangi bir siyasî tarafı destekleme çağrısı değildir. Bu, insan hayatını koruma, hekimlik mesleğinin onurunu savunma ve evrensel insani değerlere sahip çıkma çağrısıdır.

Eğer dünya bugün Doktor Husam Ebu Safiyye'yi sessizce ölüme terk ederse, yalnızca fedakâr bir doktoru kaybetmiş olmayacaktır. Aynı zamanda insanlığın ortak vicdanından da geri dönülmesi güç bir parçayı yitirmiş olacaktır.

Doktor Husam Ebu Safiyye'yi Çok Geç Olmadan Kurtarı