Gazze’de katliam olanca hızı ve çirkinliği ile devam ederken ülke genelinde yavaş yavaş normalleşme başlamış gibi bir görüntü var. Diğer taraftan Batı ülkelerinde eylemler şiddetini artırarak devam ediyor. Gerçekten çok profesyonel, ince ince düşünülmüş, emek dolu protestolar izliyoruz. İbretlik ve akıl dolu işlere imza atıyorlar. Milyonlar sokaklara dökülürken, politikacılar, devlet başkanları ve sanatçılar da ellerinden geleni yapmaya devam ediyor.
Bizdeki normalleşmenin aslında temelde birkaç önemli sebebi var. İnsanımızın önemli bir kısmının sağlıklı beslenecek kadar bile durumunun olmaması, işsizliğin tehlikeli boyutlara ulaşması. Önemli bir kitlenin borç içerisinde kıvranması ve artık dinden uzaklaşma konusunda her geçen gün artarak devam eden bir seyir içerisinde olmamız. İnsanlar geçim sıkıntısı yaşarken elbette başkalarının derdiyle dertlenmekte zorluk yaşar. “Açlık sofuluğu bozar” diye bir tabir vardır. Aç, işsiz, zorda ve darda kalmış insanlara başkalarının derdinden ne kadar ve nereye kadar bahsedebilirsiniz ki! Bir de işin daha can alıcı bir boyutu var ki, artık bu durumun çözümü yok gibi.
Mevcut iktidar ve yetkilileri Gazze konusunda o kadar güzel ve etkileyici cümleler kuruyorlar ki, insanlar dile getirilen metinlerin bir işe yaradığını zannediyor. Etkili bir hitabet ve heyecan dolu sözlerle Gazze’de bir şeylerin değişeceğini ya da düzeleceğini zannediyorlar. Bu illüzyon sürdükçe de sanki bazı olumlu gelişmeler meydana geliyor diye bir algı da oluşmaya devam ediyor. Böylelikle zaman içerisinde ister istemez bir normalleşme havası oluşuyor. Hâlbuki hiçbir şeyin normalleştiği yok. Hiçbir şeyin düzeldiği yok. Aksine her şey gün geçtikçe daha da kötüye gidiyor. Tabii iktidarda abdest alıp namaz kılan, eşleri başörtülü insanlar olduğu için toplumun tepkisi de bir yere kadar ulaşabiliyor. Sivil toplum kuruluşları sağda solda toplanıyor, oraya buraya yürüyor ama kimse asıl yürünmesi gereken istikamete yönelemiyor.
Sayın yetkili, “Allah’ın izniyle zafer Gazze halkının olacaktır” diye bir açıklama yapıyor. Milyonlarca vatandaşımız bu cümleyi paylaşıyor, bu açıklama üzerine heyecanlanıyor, sayın yetkiliye methiyeler düzüyor ama kimse “Siz Gazze’nin Allah’ın izniyle kazanacağı zafer için ne yaptınız, şu an ne yapıyorsunuz ve yarın ne yapacaksınız, neler planladınız?” diye sormuyor. Allah takdir ettikten sonra zafer muhakkaktır. Tabii ki, kimsenin itiraz edemeyeceği cümleler etrafında kitlelerin toplanması çok kolay, çok güzel ve aşırı konforlu. Zaten yıllardır bu şekilde yürümüyor mu işler? Daha önceki Gazze katliamlarının hangisinde İsrail, İslâm ülkelerinin sözlerinden çekinerek durdu? Hangi basın açıklaması, hangi yürüyüş, hangi miting İsrail’i durdurmaya vesile olabildi? İsrail’i Gazze’nin yiğitlerinden başka kimsenin durduramayacağını artık görmeyen gözlere bizim söyleyecek çok bir sözümüz kalmadı.
Son olarak şunu da açık bir şekilde ifade etmek isterim. Eğer bugün benim gönül verdiğim, mensubu olduğum ya da direkt aktif olarak görev aldığım parti iktidarda olsaydı ve bugünün iktidarı gibi hareket etseydi, o sessizliğin çığlık attığı, süslü sözlerin havada uçuştuğu, etkili hitabetle çepeçevre sarılmış genel merkezi başlarına yıkmak için elimden geleni yapardım. Tanıdığım kim varsa ulaşır, ne gerekiyorsa yüzlerine söylerdim. Geçmişi, seçimlerden önce konuşulanları hatırlatırdım. Bize ne oldu da konuşmaktan öte gidemiyoruz diye haykırırdım. Sonunda istifa eder ve istifa etmekle kalmaz, büyük bir istifa kampanyası başlatmak için harekete geçerdim. Hazır bunları buradan ifade etmişken, açık yüreklilikle tüm AK Partili kardeşlerimi Gazze için somut adımlar atılana kadar istifa etmeye davet ediyorum. İnanın bu, şu an Gazze için yapabileceğiniz en etkili hareket olabilir.