Gazze İçin Acil Yardım Çağrısı

Abone Ol

Bismillâhirrahmanirrahîm!

KIŞ, bütün sertliğiyle soğuk yüzünü gösterdi. Kar ve yağmur yağışı, fırtına, ayaz… Bu kışın sert geçeceği söyleniyor. İmkânı olanlar çoktan hazırlığını yaptı. Doğal gaz veya kalorifer kullananların kıştan zaten şikâyeti yok. Ya evleri yıkılanlar, enkazda yaşamak zorunda bulunanlar, çadırlarını sert kasırgaların söküp götürdüğü insanlar, çadırları defalarca sular altında kalanlar…

Kardeşlerim! Gazze’de yaşayan kardeşlerimiz bu anlatılanların hepsiyle karşı karşıyalar. Savaşın, soykırımın, bombaların mağdur ettiği bu insanlar, şimdi de sert geçen kış şartlarının mağduriyetini yaşıyorlar. 27 aydır savaş onların peşini bırakmadı. Yeteri kadar çalışıp kazanamıyorlar. Şehirler harap oldu; evler yıkıldı. İslâm dünyası bir yolunu bulup Gazze’ye acil yardım gönderme görevini ihmal etmemelidir.

Gazze’de çadırlarda yaşamak zorunda kalan kardeşlerimizin acil olarak “prefabrik evler”e ihtiyacı var. Onlar için kaderin imtihanı böyle! Bizlerin imtihanı ise onların yaralarına ne kadar merhem olabildiğimiz ile ilgili! Allah Rasülü (s.a.v.) buyurur: “Kul, din kardeşine yardımcı olduğu sürece, Allah da onun yardımcısı olur.” (Müsned)

Rabbimiz, Müslümanları birbirine “kardeş” yaptı. Her birimize karşılıklı görevler yükledi. “Bunlar birlikte yaşama”nın yüklediği sorumluluklardır! Birbirimizle kenetlenmeli; zor zamanlarında onları “kesinlikle” desteksiz bırakmamalıyız. “Kardeşlik görevi”dir bu! İşte, Peygamber sözünde ifadesini bulan görevlerimiz: “Müslüman, Müslüman’ın kardeşidir. Ona zulmetmez, haksızlık yapmaz. Onu düşmana teslim etmez. Müslüman kardeşinin ihtiyacını giderenin, Allah da ihtiyacını giderir.” (Buharî)

YÜREK YAKAN MANZARA

SON haftalarda, şiddetli yağış ve rüzgârların hızını artırması yüzünden Gazzeli kardeşlerimiz çok zor günler yaşıyorlar. Fırtınalar çadırları söktü. Yağışlar “göl” halini aldı. Tabiat şartlarıyla mücadele zorlaştı. Gazze’nin orta kesimlerinde bulunan Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yaşayanlar kendilerini ve ailelerini koruyabilmek için zor duruma düştüler. Fırtına ve yağışlar, hayatı yaşanmaz hale getirdi.

Mülteci kampında yaşayan Sami Asliye; “Çadırlar bizi yağmurdan veya rüzgârdan koruyamıyor. Kışın başından beri çadırımız üçüncü kez sular altında kaldı. Acilen prefabrik evlere ihtiyacımız var” açıklaması yaptı. Derme çatma çadırlarda kaldıklarını anlatan Filistinli Âtiyye Feracallah ise; “5 çocuğumu kaybettim. Sığındığımız çadır iki kez sular altında kaldı” ifadelerini kullandı.

Gazze’de, insan olanın yüreğini burkan facialar yaşanıyor. Bebekler soğuktan ölüyor. Ekim ayında sözde ateşkes ve barış sağlandı; ama Siyonist İsrail, bir türlü sözünde durmak istemiyor. Terörist İsrail, işgalinin yönünü Suriye’ye de çevirdiği için sanki saldırılar azalmış gibi görünüyor. Zalim İsrail, işgalini genişletmek için elinden geleni yapıyor. Başta Türkiye olmak üzere, İslâm dünyası olup biteni iyi okumalıdır.

Bu facialar karşısında, özellikle yardım kuruluşlarını bir kere daha uyarıyorum: Gazze’de hayat yaşanmaz duruma gelmiştir. Gazze için acil bir eylem planı yapılmalı; onların ihtiyaçları olan “prefabrik evler” acilen gönderilmelidir. İsrail, hâlâ insanî yardımları engellemeyi sürdürüyor. Hükûmetler uyarılmalı; insanî yardımların Gazze’ye ulaştırılması sağlanmalıdır.

MASKELERİ DÜŞÜRDÜN

O, HAMAS’ın askeri kanadı İzzeddin Kassam Tugayları’nın Sözcüsü ve Medya Komutanı’ydı. Kendini Allah yoluna adamış yiğitti. Cesaret ve atılganlığını duymayan kalmadı. Adının bile konuşulması düşmanlarını titretirdi. İyilerin can dostuydu. Yiğitliğine bütün dünya imrendi. O yiğit, 29 Aralık 2025 günü şehadeti açıklanan Ebu Ubeyde’ydi.

30 Ağustos 2025’ten beri şehadete yürüdüğü fısıldanıyordu. Ancak HAMAS savaş döneminin hassasiyeti gereği stratejik davranılıyor; Ebu Ubeyde’nin şehadetini açıklamıyordu. HAMAS’ın yeni askerî sözcüsü belirlendikten sonra, 29 Aralık 2025 günü şehadeti açıklandı. Yeni sözcü de “Ebu Ubeyde” ismini kullanacaktı. Çünkü Ebu Ubeyde’ler bitmezdi. Rabbimiz şehadetini mübarek eylesin!

Dünya, onu hep maskeli oluşuyla tanıdı. Maskeliydi ama zalimlerin, özellikle iki yüzlü Batılıların maskesini düşürdü. Bütün dünya; İsrail, ABD ve yandaşlarının kirli yüzünü yakından gördü. Aksa Tufanı Harekâtı’ndan itibaren 23 ay stratejik sebeple “maskeli” olarak görev yaptı. Şehitler için üzülmez; şehadetlerini tebrik ederiz. Ebu Ubeyde için de öyle!

Asıl adı Huzeyfe el-Kahlût idi. Defalarca bütün ümmeti Filistin cihadına davet etti. Çünkü bu savaş yalnız Filistinlilerin değil; tüm Müslümanların cihadıydı. Filistin bölgesindeki Kudüs ve Mescid-i Aksa tüm Müslümanlara aitti. Ümmet adına cihat ettiğini çok iyi biliyordu. Bu yüzden küçük kardeşi, “Ağabeyim, ümmetten cevap beklerken şehit oldu” demişti. “Allah hükmünde galiptir.” Mübarek şehit! Şehadetin kutlu olsun!