Gazze Feryadına Sessiz Kalmak

Abone Ol

Ortadoğu coğrafyasındaki gelişmelerle birlikte, zengin

enerji kaynaklarının kontrolden çıkabileceği korkusuyla hareket eden

Washington,  Suudi Arabistan da petrol

akışının başladığı 24 Ekim 1950 de, ABD Suudi Büyükelçisi olarak güven

mektubunu Kral İbn Suud a sunan ve bir dönem ABD nin Yakın Doğu ve Güney

Asya dan sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı olarak ta görev yapan Raymond

Arthur Hare nin; Ortadoğu petrol yataklarının sıcaklığından uzak duramayız

sözünü doğrular nitelikte yeni kargaşa ortamları oluşturarak, tetiklenmeye

hazır hassas fay hatları üzerinden yeni nüfus alanları oluşturmayı

amaçlamaktadır.

İsrail ise, `de facto (fiili) olarak Amerika nın bu

politikasıyla birlikte hareket etmek suretiyle bölgedeki hâkimiyetini

etkinleştirmeye çalışmaktadır. Ortadoğu daki durum vahim boyutlarda

seyrederken, uluslararası kamuoyunun gündemini işgal eden ve hukuken (de jure)

bir türlü çözüme kavuşturulamayan Filistin deki `diplomatik cerahat ,

İsrail in son Gazze operasyonuyla yeniden çatışma perspektifini seçmesi aslında

despotizm anlayışının bir ürünü olsa gerek.

Haaretz tarafından düzenlenen son `İsrail Barış

Konferansı arifesinde yeniden şiddet yönteminin tercih edilmesi düşündürücüdür.

İsrail de en son yapılan kamuoyu anketinde; `iki-ülke çözümüne göre barış

görüşmelerini sürdürme isteği ile ilgili Başbakan Benjamin Netanyahu nun

yaklaşımına inanıp inanmadıkları şeklindeki soruya İsraillilerin cevabı; %54

hayır, %37 evet ve % 9 ise kararsız olmuştur. Bir başka soruya verilen cevap

ise; Yahudilerin %28 i iki devletli, %25 i mevcut durumun sürdürülmesi, %23 ü

tek devlet ve Filistin halkına sınırlı hakların tanınması, %10 u Yahudi ve

Filistinlilerin eşit temsil edileceği ve Kiniset te Filistinlilerin oy hakkının

da olacağı tek devlet çözümünü desteklerken, % 14 ise kararsız kalmıştır.

Filistin ve İsrail arasında 29 Temmuz 2013 `te başlayan

barış görüşmelerinde öngörülen dokuz aylık süre içerisinde hiçbir ilerleme

kaydedilmemesi ve bu aşamada İsrail Hükümeti nin işgal altındaki Filistin

topraklarında 55.000 yeni yerleşim alanı inşaatını sürdürmesi, Benjamin

Netanyahu nun barıştan ne kadar uzak durduğunun en belirgin göstergesidir.

İsrail in barış görüşmelerini askıya almasının en büyük nedeni ise, Filistin de

FKÖ ile Hamas ın yakınlaşması olmuştur. ABD Başkanı Barak Obama nın da, FKÖ ile

Hamas arasındaki yakınlaşma ve uzlaşıya barış sürecine yardımcı olmayan bir

tutum olarak yaklaşım göstermesi, ABD nin Filistin sorununun çözümü

konusundaki belirsizliğini ve kararsızlığını ortaya koyması bakımından

önemlidir.

Filistin sorununun çözümünde, Birleşmiş Milletler

Güvenlik Konseyi nin 242, 338, 1397 ve 1515 sayılı Kararları muvacehesinde

nihai çözüme gidilmesi amacıyla öngörülen `toprak için barış (land for peace)

için Hamas ın da FKÖ ile yakınlaşması aslında sorunun kökten çözümü konusunda

önemli bir adım oluştururken, FKÖ yü tek meşru muhatap görmeye çalışan

İsrail in, Gazze ye yönelik saldırıları Hamas ı saf dışı bırakmaya ve Filistinlilerin

birlikte hareket etmelerini önlemeye yöneliktir.

Hatırlanacağı üzere,Baron Edmond James de Rothschild ın

öncülüğünde ve maddi desteğinde,  `Hibbat

Zion (Siyon Âşıkları) hareketine mensup yüz Romanya asıllı Siyonist i Hayfa nın 35 km güneyinde satın aldığı arazi

üzerine kurduğu `Zikhron Ya akov (Hz.Yakub un Anısı) adlı yerleşim yerine

yerleştirmiş ve daha sonra kurduğu şarap fabrikasıyla Filistin e göçü

özendirmeye çalışmıştır. Baron Edmond, 1882 de bu hamleyi gerçekleştirirken, o

dönem Filistin in demografik yapısını %85 ile Filistinli Müslümanlar, %4 ile Yahudiler, % 1 ile Hristiyanlar

oluşturuyordu.

Şimdi ise, `Eretz Israel (Büyük İsrail) projesi gereği

uygulanan soykırım ve göçe zorlamalar sonucunda, Filistinlilerin nüfusu azalmış

ve toprak bakımından da gün geçtikçe daha da dar bir alana hapis edilmeye

çalışılmaktadırlar.

Bugün, Baron Edmond gibi hareket etmekten aciz Müslüman

kapital sahipleri ve Petro dolar zengini Müslüman ülkeler,   eylemde değil söylemde varlık göstermeye

çalışmaları yüzünden sadece Filistin değil, Suriye, Irak, Mısır, Libya, Tunus,

Rohingya, Doğu Türkistan, Dağlık Karabağ, Kıbrıs gibi sorunlar yumağı ile

cebelleşen coğrafyanın acılarına her gün yeni acılar eklenmektedir.

1914 te yeniden Zikhron Ya kov a gelen Rothschild,

oradaki `Hibat Zion mensuplarına seslenirken; bakınız Filistinliler inançları

gereği bizleri dışlamıyorlar, bu nedenle hedefe varabilmek için, artık çok uzak

yerleşim yerlerinde değil, bizzatî Filistinlilerin içerisine nüfus etmemiz

gerekir diyordu. Şimdi ise, durum tam aksi istikamette gelişiyor. Yüz yıl önce

onları kanatları altına alan Filistinlilere, İsrailliler yüz yıl sonra Gazze yi

bombalamakla karşılık veriyorlar.