Gazze cihadı neleri öğretti?

Abone Ol

Bismillâhirrahmânirrahîm;

ŞER olarak gördüğümüz her şeyin hayra bakan bir tarafı da vardır. Bu anlayışı, Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri ne kadar güzel anlatır: “Hak şerleri hayreyler, / Zannetme ki gayreyler / Ârif onu seyreyler.” 7 aydır Filistin’de yaşananlara biraz da bu gözle bakmaya ne dersiniz?

Allah Rasülü (S.A.V.), “Namaz dinin direği; cihat, ibadetlerin zirvesidir” buyurur. İmam Matüridî, cihat ibadetinin amacını özetler: “Cihat, savaşa giden yolları kapamaktır.” Yine, “Cihat, daima taze ve yeşil kalacaktır” sözünü naklederiz. Yaşadığımız dönemde bütün bu sözlerin pratik uygulamasını Gazze cihadında gördük. Filistinli kardeşlerimizin Allah’a olan tevekkül ve teslimiyetine hayran kaldık.

Fiilî uygulama, göstererek anlatma çok etkili oldu. Bu konuda Seyid Kutub’un şu sözünü hatırlıyorum: “İnsanlık, özellikle günümüzde; pratik hayatta doğruluğunu görmediği soyut fikir akımlarına itibar etmemektedir.” Kassam Tugayları’ndan bir avuç askerin Siyonist İsrail’e karşı onurlu duruşu, vatanlarını işgalden kurtarmak için direnişleri dünyanın dikkatini çekti. Onlara imrendiler.

İslâm, dünyada ilgi odağı haline geldi. İslâm’ı incelemeye aldılar. Globe Eye News’in haberine göre, “Gazze soykırımından bu yana İslâm’ı kabul edenlerin sayısı yüzde 50 arttı.” Prof. Dr. Zakir Naik, günde 400’den fazla gayrimüslimin İslâm’a girdiğini açıkladı. Bu gelişmeler cihat ibadetinin bereketiydi. Mazlumlardan dökülen şehit kanları, binlerce insanın uyanmasına, İslâm’ın model olarak tanınmasına yol açıyordu.

KAMPÜSLER CANLANDI

AGD, 7 Ekim’den bu yana Gazze cihadını canlı tutmaya çalıştı. Miting, yürüyüş ve basın açıklamalarıyla halkımızı bilgilendirdi. Şehirlerimizin merkezi yerlerinde açtıkları standlarla “Gazze nöbeti” etkinlikleri başlattı. Bunlar dünyada yankılandı. Dünya üniversiteleri harekete geçti. Kampüsler canlandı. 29 Nisan’dan itibaren de 81 il, yüzlerce üniversitede, “Kampüs İntifadası Çadır Nöbetleri”nin startını verdiler.

Dünyanın benzerini görmediği acımasız, vicdansız, insafsız katliam ve soykırıma karşı gençlerin ve halkın vicdanı harekete geçti. İsrail ve işbirlikçisi Batılı yöneticilerin siyasi, askerî ve ticarî ilişkileri sorgulanmaya başladı. Kampüsler ve meydanlar bu amaçla hareketlendi. Siyonizm’in insanlık için bir tehdit olduğu seslendirilmeye başladı. Sömürgeciler lânetlendi; mazlumların ayağa kalkmasına selâm duruldu.

Dünyanın en saygın ve köklü üniversiteleri de çocuk ve kadınlarla savaşılmasına, insanlığın ölmesine, Filistinlilerin açlık ve susuzluğa mahkûm edilmesine şiddetli tepkiler gösterdiler. Katliam ve soykırımın “suç ortağı” olmayacaklarını ilân ettiler. Fransa’nın Sorbonne Üniversitesi öğrencilerinin “Gazze’ye destek, soykırıma hayır” gösterisine binlerce öğrenci katıldı.

Katliam ve soykırımı protesto etmek amacı ile dünya ayağa kalktı. Yöneticilerinin işgale destek verdiği ABD’de, öğrencilerin tepkileri de yüksek oldu. Amerika’nın George Washington Üniversitesi öğrencileri kampüs ve çevresinde çadırlar kurdu. Bölgeyi etkisi altına aldı. Polis ve okul yönetimi kontrolde zorlandı. ABD Yale Üniversitesi öğrencileri de Gazze’ye destek gösterileri yaptı. New York’ta, öğrencilere hocaları da destek verdi.

“ABD’DEN UTANIYORUM”

ABD’Lİ Yahudi Senatör Bernie Sarders, CNN’in “State of Theunion” programına konuk oldu. İsrail Başbakanı Katil Netanyahu’nun Gazze’de etnik temizlik yaptığını açıkladı. Gazze’de yapılanın insanî facia olduğunu anlattı. 6,5 ayda Gazze toplumunun yüzde 5’ini öldürdüğünü, yüzde 80’ini yerinden ettiğini söyledi. Bunun modern savaş döneminde görülmemiş bir olay olduğunu ifade etti. Netenyahu’nun yaptığının hesabını vermesini istedi. (Millî Gazete, 30.4.2024)

ABD’li Bayan, eski Asker ve Diplomat Ann Wright de, Amerika’nın katliam ve soykırımı desteklemesini onaylamadığını şöyle anlattı: “İsrail 33 binden fazla insanı öldürür; 75 binden fazlasını yaralar ve binlerce insanı enkaz altında ölüme terk ederken, İsrail’i destekleyen rolü nedeniyle ABD’den utanıyorum.”

Dünyanın her yerinde insanlık uyanıyor. Filistinlilere cehennemî hayat yaşatan terörist İsrail’e nefret yağdırıyor. İsrail uşağı olan sözde yöneticiler sussa da insanlığın temiz vicdanı susmuyor. Dünya özgürlük sevdasından vazgeçmiyor. Hem de bedelini ödemek pahasına! Zalim yöneticiler bilmelidir ki, zulümle âbâd olunmaz. İnsanın içindeki özgürlük ışığı sönmez. Kampüslerden yankılanan sesler; yapılan siyasi, askerî, ticarî yanlışların sorgulanacağının müjdecisi!

İnsanlık uyanıyor; hak ve adalete dayalı bir dünyada yaşamak istiyor. Terörist, katil, insafsız, vicdansız yöneticilerin yerine; âdil, hakbilir, şefkatli, merhametli insanların yollarını gözlüyor. D-8’in ilk prensibi olan, “Savaş değil; barış!” dünyasının kurulmasını arzuluyor. Topyekûn başlayan özgürlük mücadelesinin sonunda, insanlık hak ettiğine ulaşacaktır.