ABD Başkanı Donald Trump, seçildikten kısa süre sonra ilk yabancı ziyaretçi olarak Beyaz Saray'da İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'yla görüştü. Görüşme sonrasında yaptığı basın açıklamasında Trump, bir kez daha tartışmaların merkezine oturdu. ABD Başkanı Gazze’de ateşkes ile ilgili süreç devam ederken, sanki süreci baltalar gibi Gazzelilerin Gazze'den gönderilmesi planını ileri sürdü.
Trump Gazze'lilerin kalıcı olarak Mısır veya Ürdün'e gönderilmesi gerektiğini ve İsrail’in Gazze'yi Amerika'ya devredeceğini, Amerika'nın da Gazze'yi yeniden imar edeceğini söyledi.
Trump'ın bu açıklaması tüm dünyada doğal olarak şok etkisi oluşturdu. 2 yıla yakın bir süredir İsrail ile göğüs göğse çarpışan Gazzeliler şimdi ABD Başkanı'nın planıyla kendi vatanlarını terk mi edecek sorusu herkes tarafından konuşulur oldu. Tabi 470 gün İsrail’in soykırımına ve katliamlarına rağmen Gazze’yi terk etmeyi aklının ucundan geçirmeyen Filistinliler, Trump’ın bu açıklamasını dikkate bile almadılar.
Şu nokta çok açık ki, Gazzeliler vatanlarından zorla çıkarılırsa bölgedeki bütün koşullar sadece Filistin halkının değil, İslam dünyasının tamamının aleyhine işlemiş olacak.
İsrail'in istek ve talebi Gazze'nin bütünüyle insansızlaştırılmasıdır. Eğer Gazze boşaltılırsa Siyonist İsrail, Orta Doğu'daki işgallerini daha da genişletecek. Öncelikle Mescid-i Aksa'yı tamamen ele geçirmek ve yıkmak isteyecek. Daha sonra Doğu Akdeniz'deki gaz ve petrol yataklarının tamamını kontrol etmek için her şeyi yapacak. Ondan sonra büyük ihtimal Lübnan’ın güneyine, Suriye'nin Golan bölgesine veya Mısır'ın Sina bölgesine doğru yeni bir işgal harekâtı daha başlatacak.
İsrail eğer 1 trilyon dolara yakın doğal gaz ve petrol rezervini ele geçirmeyi başarırsa bugünkünden çok daha güçlü siyasi ve ekonomik aktör olmayı hedefleyecek. Bölgemiz zaten bölük pörçük durumda. Arap Baharı sonrası oluşan manzara maalesef İslam dünyasının zaten zayıf olan birlikte hareket etme ve bir araya gelme arzusuna ağır darbeler vurdu.
Bugün Mısır ekonomik kriz içerisinde. Lübnan'da adeta devlet buhranı yaşanıyor. Suriye'de halk bir diktatörü devirdi ancak hâla net bir şekilde ülke yönetimi yerli yerine oturmuş değil. Ürdün'ün ise tek başına İsrail'e karşı koyabilecek bir kapasitesi yok. Durum böyle olunca tüm bölge ülkeleri olarak Gazze'yi birlikte düşünmek zorundayız. Çünkü her zaman belirttiğimiz gibi Türkiye'nin güvenliği de Gazze'den başlar. Eğer biz bugün Gazze'de işgalin önüne geçemezsek, Siyonist işgal bütün bölgeye yayılmayı deneyecektir.
Sahada kaybeden İsrail masada güçlü bir şekilde geri dönmeye çalışacaktır. Arkasına ABD Başkanı Donald Trump'ın fütursuz çıkışlarını alan Netanyahu gücünün yetmediği ve yetmeyeceği hedeflerine ABD ile ulaşmak istiyor.
Peki, Donald Trump gerçekten de Gazze'yi neden boşaltmak istiyor? Öncelikle Trump iktidara gelmeden önce Siyonist kesimlerden ciddi bir destek aldı. Kendisini o desteğin bedelini ödemek zorunda hissediyor. Diğer taraftan Trump da kendisini bir evanjelik Siyonist olarak tanımlıyor. Trump bugün Gazze'yi boşaltarak İsrail'e adeta bir teşekkür etmek istiyor. Son G-20 zirvesinde Hindistan’ın Mumbai kentinden başlayan Ürdün, Suudi Arabistan, İsrail-Hayfa limanı ve Yunanistan üzerinden Avrupa ulaşan ticaret yolunu Gazze’yi boşaltarak güven altına almayı düşünüyor. Çin ile ticaret yolları rekabetinde bölgeyi bir kart olarak elinde tutmayı hedefliyor.
Bununla birlikte Trump bilindiği gibi bir emlak tüccarı. Eski siyasileri, kanaat önderlerini tanımak için onların eski konuşmalarına, zihin yapılarına eğilmek faydalı bir şeydir. Ancak Donald Trump bu konuda istisnai bir durum. Çünkü ABD Başkanı’nın siyasi bir geçmişi yok. Kendisi bir emlak tüccarı ve her konuya ticari bir mesele olarak yaklaşıyor. Her zaman konuşmalarında, yazdığı "Büyük Düşün" kitabında genel olarak büyük oynamayı, karşı tarafı korkutmayı ve açıklarını yakalamayı sevdiğini söylüyor.
Nitekim Donald Trump bugün İslam dünyası liderlerinin açıklarını yakalamıştır. İktidarda kalma arzularını çok iyi bilmektedir. ABD ekonomisinin, ordusunun, politik gücünün çok fazla olduğu iddiasını gözlere sokarak sonuç almak istiyor. Ayrıca İsrail'in yanında olduğunu öyle diplomatik yolla falan değil açıkça ilan etmekten de geri durmuyor. İslam dünyasının liderlerini doğrudan tehdit ediyor. Nitekim daha önce Türkiye'yi, Suudi Arabistan'ı ve diğer İslam ülkelerini tehdit etmişti. Trump bugün İslam ülkelerinin zaafları üzerinden Gazze konusunda bastırdıkça bastırmaya çalışıyor.
Peki, biz bu emlak tüccarının karşısına nasıl çıkmalıyız?
Öncelikle korkutarak sonuç almaya çalıştığını ve yüksek bir blöfle adeta kumar oynadığının farkına varmalıyız. Trump’ın bu kadar pervasızca konuşması önünde asla geri adım atmamalıyız. Onun ölümü gösterip sıtmaya razı etmek taktiğine asla boyun eğmemeliyiz.
Bunun yanında Gazze'nin imarı konusunda İslam dünyasının İslam İşbirliği Örgütü çatısı altında, koordineli bir şekilde hareket etmesi gerekiyor. Gazze'yi İslam dünyası imar etmelidir. Gazze’nin güvenliğinin de İslam ülkeleri tarafından sağlanması şarttır.
Bir an önce “Gazze Barış Gücü” kurulmalıdır. İslam ülkeleri her türlü zorluğa, oyunlara, tuzaklara rağmen birlikte hareket etmek zorundadır. Bugün sorun gibi görünen birçok konunun kaynağı iletişim eksikliğinin sonucudur. Özellikle İslam ülkeleri bir araya gelemesin diye stratejiler yürütülmektedir. Oyun bozamayanlar kurulan oyunların figüranına dönüşürler. Başkalarının senaryolarında gönüllü, gönülsüz oyuncu olanlar mutlaka kaybederler.
Hiç kimse şunu unutmasın, Amerika'ya devredilmiş Gazze asla bir daha Gazzelilerin olmayacaktır. Gazze’yi teslim eden, görmezden gelen, bize dokunmasın da ne yaparsa yapsın diyen sadece Gazze’yi gözden çıkarmamış, aynı zamanda kendi topraklarını da sıraya koymuş demektir. Ve biz eğer bugün Gazze'yi kaybedersek yarın Anadolu için mücadele etmek zorunda kalırız.