Gayr-ı Müslimlerdeki Hürriyet Müslümanlarda yok!

Abone Ol

Ülkemizdeki gayr-ı Müslim azınlık, yani Hıristiyan ve

Yahudi vatandaşlar, nüfusun yüzde 99 unu teşkil eden Müslümanlardan yüz misli

daha fazla hürriyete sahiptirler. Nasıl mı Şöyle ki: Ülkemizdeki gayr-ı

Müslimler beşikten mezara kadar dinî inançlarında hürdür ve çocuklarına her

safhada bu dinî inançlarını öğretebilirler. Gayr-ı Müslimlerin dinlerine âit

hükümlerin hilâfına bir muâmeleye tâbi tutulamazlar. Oysa Müslümanlar aynı

durumda değildir. İslâmiyet yalnızca camilerin açık olmasından ve ezanın serbestçe

okunmasından ibaret değildir. Bugün İslâm ın hükümlerinden binden biri bile

tatbik edilememektedir. Oysa çıkarılan bütün kanunlarda ve tüzüklerde

Hıristiyan ve Yahudi azınlığın inançları göz önüne alınmaktadır.

Gayr-ı Müslimlerin sahip olduğu bu sınırsız ve engelsiz

hürriyetin kaynağı Lozan Anlaşması dır. Geliniz önce bu anlaşmanın konumuzla

ilgili maddelerine bakalım:

Madde 37: Ekalliyetlere [azınlıklara] tanınan din ve

vicdan hürriyeti, matbuat hürriyeti, dinî cemiyetler teşkil etme, dinî

tedrisatta bulunma ve dinî neşriyatı idare etme hürriyeti, hiçbir surette

tahdit edilemez [sınırlanamaz].

Madde 38: Ekalliyetler din ve vicdan hürriyetine

sahiptirler ve bu hürriyet mucibince, serbestçe âyinler yapabilirler.

Madde 39: Devlet, ekalliyetlerin dinî neşriyatına mâni

olamaz. Bu hususta tahditler, takyitler [sınırlamalar ve kayıtlar, engeller]

koyamaz.

Madde 40: Ekalliyetler. Serbestçe müessesât-ı Hayriye

[hayır kuruluşları] açabilirler, gayesi dinî olan cemiyetler kurabilirler.

Madde 42: Devlet, ekalliyetlerin dinî okullarını tahdit

edemez, buralarda din dersi okutulmasına mâni olamaz. İcabı halinde devlet

bütün bu teşkilatı himaye etmeyi tekeffül eder.

Devlet, Hıristiyanlara İslâm hukukunu tatbik edemez.

Ekalliyetler kendi örf ve âdetlerine ve din telakkilerine göre kanunlar yapar.

Nizamnâmeler teşkil eder.

Gayr-ı Müslimler dinlerine ait bütün hükümlere serbestçe

riâyet ederler. Dinlerine ait hükümlerin hilâfına bir muâmeleye tâbi

tutulamazlar. Kanunlar ekalliyetlerin itikatlarına muhalif olamaz.

Madde 44: Yukardaki hükümlere Türkiye Cumhuriyeti

Devleti riayete mecburdur. Aksi takdirde bu husustaki hakemliği Cemiyet-i Akvam

[Birleşmiş Milletler Cemiyetinden önceki kuruluş] yapar. Cemiyet-i Akvam ın

kararı ise lâzımü l icra ve lâzımü l-ittibadır [mutlaka yerine getirilir ve uyulur].

Lozan Anlaşmasındaki bu maddeleri bir de azınlık

ibaresi yerine Müslüman ibaresini koyarak okuyun, ne demek istediğimizi

anlarsınız. Burada açıkça aba altından sopa gösterilmekte ve bu hükümleri

uygulamazsanız BM gereğini yapar! denilmektedir.

Müslümanların hukukunu tâkip edecek bir Hilâfet

müessesesi yok. Peki, Müslümanlar bütün bütün sahipsiz mi Müslümanların

reyleri ile işbaşına gelen iktidarlar niçin Müslümanların hukukunu koruyamıyor

Müslümanlar, Ben çocuklarımı bütünüyle İslâmî terbiye

ile yetiştireceğim deseler bunu yapabilirler mi Ben Müslüman ım. İnancıma

göre Allah-u Teâlâ nın koymuş olduğu hükümler var. O hükümlere inanmasam,

imanım gider. Peki, o hükümleri niçin hayatımda tatbik edemiyorum Meselâ

evlenme, boşanma, miras meselelerinde ve hayatın diğer safhalarında niçin

Allah ın hükümlerini uygulayamıyoruz deseler ne cevap verilir .. Bu hamur çok

su götürür. Ortada net bir gerçek var: Ülkemizde gayr-ı Müslimlerin sahip

olduğu hürriyet Müslümanlarda yok