Gayb bilgisi - 2

Abone Ol

"Gaybı Allah tan başkası bilmez" ifadesi, hangi anlamda kullanıldığına bağlı olarak hem doğrulanabilir, hem de yanlışlanabilir. Şöyle ki: Eğer bu ifade ile Allah Teala nın bildirmesi olmaksızın gaybı hiç kimsenin bilemeyeceği kastediliyorsa; doğrudur. "Allah, gaybı hiç kimseye bildirmez, dolayısıyla hiç kimse gaybı bilemez" anlamında kullanılıyorsa yanlıştır. Zira bir önceki yazıda soru sahibinin zikrettiği iki ayet, konuyu, "Allah ın seçtiği elçiler" istisnasıyla çerçevelemektedir. Keza yine bir önceki yazıda dipnotta gönderme yaptığım ayetler Hz. İbrahim, Hz. Yusuf ve Hz. İsa nın (hepsine selam olsun) gayb alanına giren kimi hususlara muttali kılındığını açık bir şekilde bildirmektedir.

Peki bir kısım gayba peygamberler dışında muttali kılınan başka insanlar da var mıdır

18/el-Kehf, suresinde geçen Hz. Musa-Hz. Hızır kıssası (65-82), peygamberler dışında da bir kısım gaybî bilgilere muttali kılınan insanlar olduğunu kabul etmemizi gerektirmektedir.

Bu istidlale, Hz. Hızır ın peygamber olduğu söylenerek itiraz edilebilir. Ancak peygamberlerden bahseden ayetler üzerinde bir parça düşünürsek görürüz ki, Kur an da zikri geçen peygamberlerin tamamının ya peygamber olduğu tasrih edilmiş, tebliğinin serencamından kesitler sunulmuş yahut peygamberlerin isimlerinin peşpeşe zikredildiği dizgede adı geçmiştir. Buna bir de Hz. Peygamber (s.a.v) in verdiği haberleri eklemek gerekir. Kur an da şu veya bu tarzda zikredilmiş peygamberlerin peygamberliği konusunda hadislerde daha fazla detay bulunduğu izahtan varestedir.

Bunun tek istisnası Hz. Üzeyr (a.s) dir. Kur an da bir tek yerde adı geçen ve Yahudiler tarafından haşa "Allah ın oğlu" olarak nitelendirildiği haber verilen1 Hz. Üzeyr (a.s) in de peygamber olduğu kesin değildir.2 Esasen onu zikreden ayetin ifadesi ve bağlamı da yukarıda verdiğim kriterlere uymamaktadır.

Hz. Hızır hakkında ise Kur an da, "katımızdan rahmet verilmiş ve ilim öğretilmiş bir kul" ifadesi geçmekte ve Hz. Musa (a.s) ile olan ibretamiz yolculukları anlatılmaktadır. Bunun dışında onun peygamberliğine, tebliğine, gönderildiği kavme vs. dair hiçbir ayrıntı yoktur.3 Efendimiz (s.a.v) den de onun peygamber olduğunu ifade eden açık ve kesin bir ifade nakledilmemiştir.

Dolayısıyla onun gayba dair bilgi sahibi olması, gayba muttali kılınma özelliğinin peygamberlere mahsus olmadığını açıkça göstermektedir.

Yine Hz. Süleyman (a.s) a, Belkıs ın tahtını göz açıp kapayıncaya kadar getirebileceğini söyleyen ve dediğini yapan "Kitap tan bir ilim sahibi olan" kimsenin de4 peygamber olmadığı açıktır.

Meselenin Kur an temelinde değerlendirilmesi sonucunda ortaya çıkan manzara kısaca budur. Bir de "rivayetler" vadisine baktığımızda, başta Sahabe tabakası olmak üzere gayba muttali kılınan salih ve veli kullardan nakledilenler hayli fazladır.

1- 9/et-Tevbe, 30.

2- İsmail Yiğit, Peygamberler Tarihi nde (560) Hz. Üzeyr (a.s) in peygamber olmadığı görüşünü, İbn Kesîr in Kasasu l-Enbiyâ sını referans göstererek Abdullah b. Abbas (r.a), Atâ b. Ebî Rabâh ve el-Hasenu l-Basrî ye nisbet etmişse de, İbn Kesîr in adı geçen eserinde Hz. Üzeyr (r.a) kıssasının anlatıldığı yerde (II, 324-30) bunu doğrulayacak herhangi bir ifadeye rastlayamadım. İbn Kesîr, Ebû Hureyre ve İbn Abbâs (r.anhuma) tarikiyle Hz. Peygamber (s.a.v) in, Hz. Üzeyr (r.a) in peygamber olup olmadığını bilmediğini söylediğini nakletmiş (II, 324), ilgili bölümün sonlarına doğru da (II, 328), "meşhur olan görüşe göre Hz. Üzeyr (r.a) İsrailoğulları peygamberlerinden bir peygamberdir" demiştir.

3- İbn Kesîr, adı geçen eserinde (II, 200-24) onun peygamber olduğu görüşünü destekler ve günümüze (kendi dönemine) kadar yaşadığı kanaatini çürütmek için pek çok delil ileri sürer.

4- Bkz. 27/en-Neml, 40.