Gavuru görünce imanın tadına daha fazla varıyoruz

Abone Ol

2003 yılında İngiltere’de bir tıp profesörü, para karşılığında beş yüz kadar hastayı öldürüverdiği ve ortaya çıkınca tutuklandığı haberi yayınlanmıştı.

O günlerde kendi kendime “Bu nasıl olur?” demiştim ve epeyce kafa yormuştum.

Daha sonra birçok habere baktıkça ve kötü olayların bile o suçlu adam tarafından kendince mantıklı bir açıklamasını duydukça İslam’ın değerini daha iyi anladım.

Kral, çaresiz bir hastalığa tutulur.

Doktorlar ümidi keserler. Yunanlı bir doktor, bir çocuk öldürülür ve onun ödü krala içirilirse iyi olacağını söyler.

Yeni doğan bir köylü çocuğu bulunur ve adil kral, çocuğun anne-babasına hayal ettiklerinin üstünde para teklif eder.

Aile kabul eder.

Yüksek mahkeme reisi, “Sultanın sağlığı, bütün ülkenin ve vatandaşların sağlığı demektir. Vatan ve vatandaşların huzur ve mutluluğu için bir tek canın alınması kanuna uygundur” der.

Çocuk kesilmek üzere masaya yatırılınca gözlerini göğe diker ve güler.

Kral neden güldüğünü sorunca,

Çocuk: “Ailem, dünyanın geçici malı için beni ölüme teslim etti. 

Mahkeme başkanı, kanımın dökülmesinin kanuni olduğunu söyledi. 

Kral, kendi sağlığını ölümümde gördü. 

Allah’tan başka sığınağım kalmadı. Bu yüzden göğe baktım ve esirgeyiciliğine sığındım, acıyacağını ve adaletle davranacağını bildiğim için sevindim.” Dedi.

Kralın gözleri nemlendi, çok etkilenmişti, “Ölümüm, böylesi bir masumun kanının dökülmesinden iyidir” dedi. Kucakladı, çocuğu gözlerinden öptü. Servet sayılabilecek bir lütufta bulundu ve çocuğu bıraktı.

Şeyh Sadi der ki: Bu hikâyeyi anlatanlar, birkaç gün sonra Sultan’ın iyileştiğini söylerler.

Gülistan’ın bu hikâyesini şunun için hatırladım, sen bir kötülüğü işlemeye karar ver, gerisini, gerekçesini, mantığını, hukukunu buluverecek çok insan çıkar.

Hitler’in öldürdüğü ve yaktığı beş milyon insan, generaller, doktorlar ve hukukçularla gerçekleşmişti.

Ahiret yoksa yapılamayacak kötülük de yoktur.

Ülkeleri soyanların, soyulmamakta direnenleri öldürenlerin, organ ticaretiyle nice demokrasi krallarının ve patronlarının sağlına kavuşması için nelere katlandıklarını ve topluma nasıl bir iyilik yaptıklarını onlardan bir dinleseniz.

Amerika’nın en zenginlerinden David Rockefeller, 6 defa kalp nakli, 3 defa böbrek nakli, iki defa ciğer nakli yaptırdıktan sonra 20 Mart 2017’de 101 yaşında ölür.

“Kalpler de, böbrekler de, ciğerler de, çocuklar da ona feda olsun” diyen nice kapitalist, eğitimli insan vardır.

Sanayiye katkısı, yüz binlerce insana ekmek kazandırması gibi… Sözlerle organ mafyası da hayır kuruluşları arasına alınabilir bu mantıkla.

Adam dünyanın jandarmalığını yapıyor. Dilediği devlete girmeye, arama yapmaya, tutuklamaya, para trafiğini kontrol etmeye  hakkı vardır mantığıyla yetiştiriliyoruz.

Yüzbinlerce insanı ekmek derdine düşürerek emeğini sömürdüğü, milyarlarca insanı açlığa mahkûm eden bir sistemi savunduğu, ahlaksız bir eğitimden sonra insanlığı tabutlarla cehenneme taşıma işi yaptığı gözlerden ve gönüllerden uzak tutuluyor.

Ve biz:

“…Bizi buraya kavuşturan Allah’a hamd  olsun. Eğer Allah bize hidayet vermeseydi, biz doğru yolu bulamazdık…” (A’rafsûresi ayet 7/43) ayetini okuyarak teselli buluyoruz.