Gariplerin galibiyeti

Abone Ol

Bir saat bizimle beraber oturuyor, ağzını açmıyor. Yanımdakiler, konuşmalarıyla Başbakana kal veriyorlar, yapılması gerekenleri söylüyorlar, yapamadıklarını söylüyorlar, tırstığı için başına bunlar geldi diyorlar ama o konuşmayan yine konuşmuyor.

Öbürleri "Ben olsaydım" diye başlayan cümlelerini tekrarlıyorlar, o sessiz duran ise hiç oralı olmuyor.

Hiçbir şey söylemediniz" denildiğinde

Herkes görevini yapmalı. Burada elli sene bu konuda konuşsak değişecek hiçbir şey yok. Söz burada kalır. Ama geçen sene biz, arkadaşlarla kendi şehrimizde 5436 çocuğa Kur an okumasını öğrettik. Her mahallede sevdiğimiz dostlar, evlerinin bir odasını Kur an okutmaya açtılar, biz de her eve öğretici gönderdik ve bunu başardık. Benim elimden ancak bu gelir" deyiverdi.

Biz, görevimizi yapalım.

İlk nazil olan ayetlerde  "Oku" emrinden sonra "İnsanı alakdan yarattı" diyerek bütün insanların aynı yerden aynı kanuna tabi olarak yaratıldığını haber verir.

Mekke nin zenginlerinden Ebu Cehil ile Mekke nin kölelerinden Bilali Habeşi arasında insan olma bakımından hiçbir fark yoktur. Onun zenginliği onu üstün yapmaz, berikinin fakirliği onu alçaltmaz.

İslâm, Mekke de her eve girmeye başlayınca Bilali Habeşi de Müslüman olur,  müşriklerin kölesi olmaktan kurtulur. Ve kıyamete kadar gelecek insanların efendisinin dostları arasına girer ve günümüzde Amerika da "Bilaliler" hareketini meydana getirirken iktidara doğru yürürler.

Mekkeli müşrikler fazla önemsemezler. Peygamber Efendimizin yanındaki imanlı insanların çoğunluğu fakirlerden ve gençlerden meydana geldiği için parasız ve tecrübesiz insanlardan bir şey çıkmaz diyorlardı.

Nuh Aleyhisselâma iman etmeyenler de aynı gerekçeyle karşı çıkıyorlar ve: "Bizim ayak takımımız ve basit görüşlülerden başkasının sana uyduğunu görmüyoruz." diyorlardı. (Hud 27, Şuara11)

Hakkın, güçlülerin yanında olduğuna inanıyorlardı.  Güçsüz insanların haklı olması veya haklı bir şey söylemesi mümkün değildi onlara göre.

Ama "Nuh"  deyip de "peygamber" demeyen o kalburüstü şımarıklar tufanla yok oldular. Şu anda altı milyarı geçen insanlık ailesi o şımarık zenginlerin beğenmediği, hafife aldığı insanların neslidir.

İnkarcılar bütün servet ve saltanatlarına rağmen yok olup gittiler ama gariplerin nesli kıyamete kadar devam edecek.

Gözleri görmeyen Abdullah b. Ümmü Mektum, Bilali Habeşi, Ammar, Suheyb gibi gariplerin gönlünde kök salan İslâm bu güne kadar geldi.

Almanya da bir araştırmacımız Almanya daki cami derneklerini kuranların, yaygınlaştıranların kültür yapılarını araştırmış.  Çoğunluğu ilkokul mezunu değil. Şimdilerde üniversite mezunları da var.  Ama o ilk günlerde ilkokul mezunu olmayan insanların başardığını üniversite mezunlarının başarması mümkün değil diyor.

"Sayıları ikiyüzbine varan Alman Müslümanlarının Müslüman olmasına sebep de yine bu ilk giden insanlarımız" diyor.

"Eğitimini Almanya da tamamlamış Almancası ana dili haline gelmiş okuryazarlarımızın henüz Müslümanlığına sebep olduğu bir Alman yok" "diyor.

Mekke nin zengin ve kültürlü insanı Ebu Cehil Bedir de geberip gider ama iki gözü görmeyen Abdullah, İran ın fethinde hazır bulunur.

Medine nin gariplerinden Ebu Eyyub  el-Ensari  İstanbul un fethine katılır ve  surların önünde şehid olur.

Biz, namazı dosdoğru kılalım. Rızkımızı helal ve temiz yollardan kazanalım. Söylediğimize kendimiz uyalım.  Gücümüz yettiğince arabulucu olalım. Arabozucu olmayalım. Allah a tevekkül edelim.

Bu yaz boyu okul öğrencileri için açılan Kur an kurslarına katılalım. Öğrenelim, öğretelim, öğretime yardımcı olalım.

Sızlanma yerine iş yapalım

Hatalarımız için Allah tan af isteyelim. Merhametli olalım, sevgiyle dolalım.