Garip ödüller ve çelişkiler dünyası

Abone Ol

Garip Olayların Perde Arkası:

Medyada manşetten haber haline gelen bir olaydan bahsetmek gerekiyor. İki hafta kadar önce manşete düşen haberde  " Hollanda hükümetinin, Aralık 6 da,  Bosna-Hersek savaşında Srebrenica da bulunan tabur mensuplarına yüksek hizmet ödülü  vereceği" duyurulmaktadır.

Birçok kişinin bilemeyeceği ve tamamen unutmuş olacağı bir olayın son gelişmesi olan bu tören, aslında çok dikkatle incelenmeyi gerektiren bir durumu yansıtmaktadır. Olayı hatırlatmakta fayda vardır:

w Bosna savaşının en ateşli bir dönemimde, Hollanda hükümeti de NATO gücü içinde Bosna ya 600 kişilik bir kuvvet göndermişti.

*Hollandalılara, Srebrenica şehrinin korunması görevi verilmişti. Burası sürekli Sırpların taaruzuna maruz kalan kritik bir yöre olup, BM Güvenli Bölgesi (safe area-zone )ilan edilmişti. Yerli halkın elinde kendini savunacak son derece basit ve eski moda silahlar vardı. Sırplar ise kendilerine Rusya ve Yunanistan kanalı ile gelen en son model silahlarla techiz edilmiş durumdaydılar.

* Srebrenisca halkı Müslüman Boşnaklardan oluşuyordu. Ortodoks Sırplar onların can düşmanıydı. Sırplar, Bosna nın tümünü, Boşnak ve Müslümanlardan "temizlemeye" yeminliydiler. Bunu da dünya bilmekteydi.

*Srebrenisca yı çeviren Sırplar, Hollandalılara şehir halkına asla zarar vermeyeceklerine söz vererek,onlardan halktaki silahları toplamalarını isterler. (nedendir bilinmez, savaşın tam ortasında Hollandalılar, Boşnakların can düşmanı olan Sırplara inanırlar (! !) ve halkı silahsızlandırırlar)

*Sırplar tüm kadın ve çocukları vasıtalara doldurup, iç savaşın devam ettiği tehlikeli yollara zorla atarlar.

* Hollanda birliği kendiliğinden geri çekilme ve bölgeyi terk etme kararı alır ve başka takviye gücü gelmeden bu "güvenli bölgeyi" terkederler. Böylece bu talihsiz şehri, koruma zırhından mahrum bırakırlar. Yani kendilerine emanet edilen şehir ve insanları kimseye sormadan ve onay almadan kaderlerine terk ederler.

* Herkes gittikten sonra Sırplar, tarihe geçecek bir katliam ve soykırımı  yani etnik temizleme  gerçekleştirirler. Sırplar çılgınlar gibi adam katlederek o gün 5000 den fazla  Boşnak erkeği öldürürler. Sokaklardan oluk oluk kanlar akar ve Sırplar sevinç naraları atarlar. Halkın tek suçu Boşnak ve Müslüman olmak ve silahlarını Avrupalı koruyucularının sözlerine kanarak bırakmalarıdır.

* Savaş sonrasında Birleşmiş Milletler nezaretinde yapılan incelemelerde bulunan toplu mezarlarda 7000 kadar ölü bulunmuş, bunlardan 5000 tanesinin teşhisi yapılabilmiştir.

Bugüne kadar, kimse neden Hollandalıların bunu yaptığını anlayabilmiş değildir. Onlar da hiç bir açıklama yapamamışlardır. Bu 600 kişilik taburdan 150 sinin hâlâ psikiyatrik tedavi görmekte olduğu söylenmektedir. Yani yaptıkları cinayet ve sebep oldukları akıl almaz katliam sebebi ile ruh hastası olmuşlardır.

Hollanda askeri gücü böylesine profesyonellikten uzak, tüm etik ve askeri kuralları hiçe sayan, sağduyu ve insaftan uzak kararı alıp, uygulayarak 7000 küsur kişinin ölümüne sebep olmuştur. Hollanda hükümeti, tabur mensuplarına, 6 Aralık ta, zor şartlar altında yapmış oldukları görevleri dolayısıyla üstün hizmet ile ödülü vereceğini duyurmuştur.

Şimdi gelin de bu acayip ödüllendirme karar ve uygulamasına garip ve çelişkili olay demeyin. Bundan daha kışkırtıcı ve medeniyetten uzak bir davranış düşünülemez.

Aktörlerin Tarihi Geçmişi:

Hollandalılara baktığınız zaman da "Çelişkiler Dünyası"  demeden yapamayız. Bir taraftan küçük bir ülke olmalarına karşın büyük ticaret filoları ile koskocaman sömürgeler kapmayı başarmışlardır. Mesela kendisi küçük bir ülke olmakla beraber Endonezya gibi koskocaman bir ülkeyi ve diğerlerini çok uzun zaman sömürmeyi başarmıştır.

Bir taraftan Hugo Grotius gibi dünyaca ünlü hukuk dehalarını yetiştirirken, diğer taraftan Endonezyalıların ekonomisini ( o zamanlar bunlar çeşitli baharatlar ve tekstil sanayii idi) yıkmak için, Avrupanın ihtiyacından fazlasını eken çiftçilerin ürünlerini hatta bazı parmaklarını kestirerek kendi program ve kanunlarını uygulamışlardır.

Bir taraftan sözde daha liberal bir din anlayışı olan Protestanlığı seçerken, bu yeni din içinde geliştirdikleri okullar da inanılmaz katı uygulamalar yapmışlardır, mesela Reformed Duch Church gibi.

 Koskocaman ve çok zengin Güney Afrika yı ele geçirmiş, daha sonra oralara gelen, Alman ve bazı Fransızlarla beraber Afrikaan denen bir grup meydana getirmişlerdir. Toprakların tümü, alt ve üst zenginlikleri ile beraber Afrikalıların ve özellikle Zuluların olmasına rağmen, oralarda beyaz adamın üstünlüğünü iddia ederek yıllarca siyahları köle yapmış ve bu toprakları sömürmüşlerdir. Güney Afrika nın en zengin elmas madenlerinden çıkan taşlar hep Hollanda da işlenmiş ve dünyaya satılmıştır. Dolayısıyla Hollandalılar çok müreffeh bir hayat yaşamışlardır.

Esasen, başkalarının servetini iyi geliştirip, çok iyi kullanmayı bilen bir grupturlar. Aynen Osmanlı nın meşhur Lale lerinin, bir Cizvit papazı tarafından gizlice Hollanda ya  götürülüp, ondan sonra tüm dünyada "Hollanda Lalesi" olarak ün yapması gibi.

Almanlarla benzer ırktan gelen Hollandalıların toprağı 41,5 26 Km2 olup, 16 milyon nüfusa sahiptir. Bunların yüzde 83 ü Hollanda asıllı olup, diğerleri dışardan gelen çoğu Avrupalı olmayan göçmenlerdir. Nüfus un yüzde 31 i Katolik, yüzde 20 si ise az değişiklikle Reformist ve Kalvenisttir. Dikkat edilecek husus da yüzde 41 nin ise hiç bir dine ait olmadığını ifade etmesidir.

Bugün başta ecstasy olmak üzere birçok sentetik uyuşturucu maddesinin ana üreticisi bir ülke haline gelmiştir. Bu sentetik uyuşturucuların yanı sıra kokain, eroin ve esrar gibi tabii uyuşturucuların işlendiği,dünyaya dağıtımının yapıldığı yerler, Hollanda limanlarıdır. Özellikle en büyük ihraç da ABD ye yapılmaktadır. Bu bilgilere Interpol un kamuya açık bilgilendirme kanallarından ve internet kaynaklarından rahatça ulaşılabilinir.

Geçtiğimiz aylarda yaşanmış olan büyük Karikatür Krizi (Peygamberimize hakaret içeren karikatürlerin çizilmesi) sırasında bu ülke Danimarka ya arka çıkmış, tam destek vermiştir. Kendi yazarlarından bir tanesi yine İslam a dil uzattığı ve aşağıladığı için hayatını kaybetmiştir. Kısa bir süre önce, Hollanda seçimlerinde adaylığını koyan 3 Türk ten zorla "sözde Ermeni soykırımını" tanımaları istenmiş, onlar da böyle bir şeyin Ermeni propagandası olduğunu ve bahsedilen  olayın soykırım değil sadece bir tehcir olayı olduğunu söyledikleri için de adaylıkları düşürülmüştür.

Hollandalılar, kendileri için istedikleri herşeye inanmak veya inanmamak hürriyetine sahip olmakla beraber, başkalarına kendi inanç ve düşüncelerine sahip çıkmak hakkını bile onlara tanımamışlardır.

Türkiye nin AB üyeliğine hiç de sıcak bakmayan ve konuyu mutlaka halk oylamasına götüreceğini söyleyen Hollanda, Fransa ile birlikte AB anayasasını da reddetmiştir. Kısacası, resimlerdeki asude Değirmenler ve Laleler ülkesi olmaktan başka her şeydir. İnsanı şaşkına çeviren tezatlar ülkesidir.

Toplum yaşamları içinde son derece bireyci olan Hollandalıların, aşırı pinti olmaları Avrupa da "herkes, Alman usulü, kendi ödesin" cümlesini meşhur etmiştir. Sözün esası "To go Dutch" veya "Hollandalının yaptığı gibi yap" anlamından türemiştir.

Srebrenica nın kaderi:

Zavallı Srebrenica halkı. Böylesine güzel imajlarla tanıdığı Hollanda askerinin, NATO görevini böylesine yalnış kullanacağını nereden bilebilirdi. Hiç bir etik kurallara uymayan, bırakın askeri mesuliyet ve görev duygusunu, bir insan olarak bile suçsuz, silahsız, masum insanları düşmana bizzat teslim etmek gibi bir davranışı ne Boşnaklar ve ne de diğer Avrupalılar tahmin bile edemezlerdi. Bu onların tarihinden asla silinemeyecek kara bir leke olarak kalacaktır.

İşin en garib, hayır, aslında en zavallı tarafı da bunu yapan birliğe olaydan yaklaşık 12 sene sonra üstün hizmet ödülü verilmesi gibi bir girişimin olması. Acaba, bunu yapmayı düşünen Hollanda hükümeti, kendi halkının bu olayın geçmişini unuttuğunu mu düşündü Yoksa Avrupa nın ve dış ülkelerin çoktan Bosna olaylarına bir sünger çektiğini mi farz etti Yoksa, yoksa, için için kaynayan o Müslüman düşmanlığını o günlerde Sırplar tatmin ediyordu. Şimdi ise 2001 den beri su yüzüne çıkan İslam düşmanlığı içinde bu da ayrı bir jest olarak mı düşünülmüştü

Bunların hepsi de son derece yalnış ve tehlikeli ihtimallerdir. Bütün Avrupa nın, hatta o savaşa müdahil olan her devletin böyle bir hatalı "ödüllendirmeyi"  önlemek için gerekli her şeyi yapması lazım. Yoksa meydana getirilen bu örneğin, önümüzdeki yıllarda meyveleri çok acı ve tehlikeli sonuçlar verebilir.