Orman yangınlarıyla yüreklerimiz yandı, ciğerlerimiz kavruldu. Derin bir oh çekmişken, Batı Karadeniz’de Bartın, Kastamonu ve Sinop’ta tabiri caizse Nuh tufanı yaşandı. Kastamonu Bozkurt ve Sinop Ayancık’ta felaketin boyutu çok büyüktü. Bozkurt’tan bağlanan muhabirler felaketi, “Sel suları ilçe merkezini bastı” diyerek tasvir ettiler. Sel suları ilçe merkezini basmamıştı. İlçe, Ezine Deresi’nin yatağına doğru genişletilmiş, daraltılmış, uyduruk bentler yapılarak 15 metreye düşürülmüştü. Yerel yönetim kapitalist zihniyetle, imar-iskân politikalarıyla gözü açlara dere yatağını peşkeş çekmişti. Bendinde akması gereken dere, insanoğlunun gasp ettiği yatağa dönmüştü. Ölüler var, kayıplar var. Birçok yerde köyler haritadan silindi. Ben, Bartın Ulusluyum. Hayatımda memleketime 400 kg yağmur yağdığına şahit olmadım. Afet büyük. Bartın-Karabük yolunda köprüler çöktü, yollar delik deşik oldu. Ayancık’ta köprüler yıkıldı, ulaşım yok, tahliyeler helikopterlerle sağlandı. Bölgede incelemeler yapan Erdoğan, “Yananın yerine yenisini dikerek, yıkılanın yerine yenisini yaparak yolumuza devam ediyoruz” dedi. Hayret ettik, Erdoğan, afetzedelerin üstüne bu kez çay fırlatmadı. “Gözü açlara dere yataklarını peşkeş çeken yerel yönetimlerin hatalı imar politikalarının tepesine binerek hesap soracağız” demesini de beklerdik. Mağdurlara şefkat eli uzatılacak. Yıkılanın yerine yenisi yapılacak ama baştan önlem almak, yerel yönetimlerin kapitalist, rantiyer imar-iskân politikalarını da denetlemek, peşkeşin önüne geçmek, her an tepelerinde olmak gerek. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı denetim, kontrol ve ceza mekanizmaları kurmalı. Felaketler sonrası TOKİ eliyle konut yapmak marifet ve çözüm değil! Böylesine büyük bir afet öngörülemez ama tedbir, tevekkül bizden, takdir Allah’tan (C.C.). İktidarın felaket sonrası IBAN politikasına ayrı parantez açalım. Devlet, sel felaketi sonrasında da AFAD eliyle yardım kampanyası başlattı. Altını çizerek yazıyoruz: Devlet yardım toplamaz, IBAN vermez. Devlet vergi toplar. Topladığı vergilerle eğitim, güvenlik, sağlık hizmetlerini gerçekleştirir, felaketlerde mağdurlara şefkat eli uzatır, yaraları sarar. AK Parti, geçilmeyen otoyol-köprü, gidilmeyen havaalanı-hastane müteahhitlerine ödediği milyar dolarların yüzde 20’sini felaketler için ayırsa şefkat eli uzatılmayan, yaraların sarılmadığı hiçbir felaket kalmaz! Devlet, felaketlerde krizi kendi parasıyla yönetir!
DİPNOT 1: Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, toplumdan gelen şikâyetler ve tepkiler üzerine kadınların suiistimal edildiği evlilik programlarını geçen dönem kaldırmıştı. Evlilik programlarının yerine cinayet, cinsel istismar, aile içi şiddet ve kayıpların bulunduğu mahremiyet kurcalayan, maraz merakları gıdıklayan, özel hayatlardan beslenerek reyting damıtan programlar geldi. RTÜK’ün insanların yargılandığı, sorgulandığı, aile yapımızla ve toplumun değerleriyle örtüşmeyen bu programlarla ilgili düzenlemeye gideceği kaydediliyor. Gündüz kuşaklarını ahtapot gibi kuşatan, özel hayatların posasını çıkaran bu programların kaldırılması için geç bile kalındı. Saatlerce türlü rezillikleri konuşan, özel hayatın gizliliğini deşifre eden, ahlâk ve maneviyatımıza hançer sokan, toplumdaki çürümeden reyting devşiren kepazelikleri acilen ve hemen tasfiye edin.
DİPNOT 2: Mültecilere vicdan iksirimizle şefkat gösterelim ama güvenlik noktasında problemler ortaya çıkarken çözüm için Sığınmacı Bakanlığı kurulmalı. Fatura şişirip sığınmacıları kovacağını zanneden zihniyet ne kadar arızalıysa, memleket Dingonun Ahırı olurken, yaşananlara çeki düzen vermeyen iktidarın tutumu da arızalıdır. Altındağ olayları bir kıvılcımın memleketi yakacağını gösterdi. Taliban, Afganistan’da Kabil’e girdi. Zaten sınırlarımız kevgire dönmüşken, yeni sığınmacı dalgası kapımızda. Acilen önlem alınmalı. Afganistan’da Mehmetçik’e yüklenen misyondan vazgeçildiğini öğrendik. Türkiye emperyalistlerin emir eri değildi. ABD’nin kaçıp gittiği yerde bizim işimiz neydi?