Bilmem Barcelona-Atletico Madrid, Şampiyonlar Ligi maçını
izlediniz mi Sanırım futbol meraklıları açık kanaldan yayınlanan bu maçı
izlemişlerdir. İzlemeyenler de olabileceği için bu maçtaki çok ama çok önemli
bir olguyu aktarmak istiyorum.
Barcelona, ilk on dakikadan sonra sazı yine eline aldı.
Yani bol ve etkili pas, tıkanıldığında dripling ustalarına çağrı ve çok
önemlisi de bu kadar yüksek teknik yapıya rağmen müthiş pres... Arda nın takımı
bunun olacağını daha önceden bildiğinden, topun arkasına tam takım geçerek maçı
kendi ceza alanının makul uzaklığında santraya yakın bir yerde kabul etti.
Böylece araya sızmalar mümkün olduğunca önlenecek ve en önemlisi de Messi gibi
dripling üstatlarına kımıldayacak yer bırakmamak. ana strateji oldu. Bunda da
bir kaç ceza alanı şutu hariç başarılı oldular. Hele hele Barselona kalesine
giden füze de onları öne geçirince hırs ve istek doruk noktaya çıktı. Bu arada
Neymar, Arda nın santraya yakın yerde yapmaya çalıştığı çalımdan kazanılan
topun kendisine gelmesiyle skoru eşitledi.
Şimdi önemli bir yere geliyorum. Baskı arttıkça ve en
büyük gol umudu ve top taşıyabilen Costa çıkınca yapılması gereken işi Atletico
çoğu zaman yapmadı. Hatta golü de yediği hataya rağmen. Yani illa ki topla
çıkmak. Nasıl olacak ki Adam sana ceza alanına kadar gelmiş orada basıyor.
Üstelik Costa da olmadığından savunmasında rahatlamış halde... O halde mi
Zamanı çalacaksın. Kendine dinlenme saniyeleri ayarlayacaksın. Rakibi belki de
tek kişilik de olsa geriye koşmaya mecbur bırakacaksın. Derlenme, toparlanma
yapacaksın, kademelerini bir kaç saniye içinde de olsa düzelteceksin. Nasıl mı
Kendi ceza alanı hemen dışında sana ikram edilen veya kaptığın topla çıkmak
yerine, mümkünse çapraz korner bayraklarına doğru uzun top kullanacaksın. Ya
da, ama bu oyuncu Atletico da yok, deparı güçlü ve mümkünse taze kuvvet bir
oyuncuyu oyuna dahil edip onu yalancı da olsa rakibin arkasına koşturmaya
çalışacaksın. Korner bayrakları bölgesine sadece iki top atılabildi. İşte bu
iki süreç bile nefes ve organizasyon şansı verdi. Çok ilkel gibi görünür ama
koşullar budur. Sporun her branşında başvurulacak çareler tükenmez. Yeter ki
akla gelsin.
Şimdi bir iki cevap yazalım. Köln den Murat kardeşim
Trabzonspor-Fenerbahçe maçının sonucunun ne zaman açıklanacağını sormuş. Eh,
Sevgili Murat acelen ne ki Burası Almanya, İspanya, İngiltere falan değil ki.
Bu arada ikinci sorusu da Aziz Bey in cezası için hapse girip, kongrenin ne
zaman yapılacağı ile ilgili... Sen de çok acelecisin be Murat... Şunun
şurasında Yargıtay kararı onaylayalı daha 3, 5 ay oldu. Sen önce Yargıtay
kararı onaylananı haftası dolmayan Deniz Seki mi girecek, yoksa Aziz Bey mi
onun falına bak! Sevgiler...
Tuncay Şahin de Trabzonspor-Fenerbahçe maçının akıbetini
soruyor. Tuncay dostum Fransa da yaşıyor. Zaten bütün kabahati de bu. Yoksa bu
soruyu sorar mı, bizim ülkede yaşasa... Sevgiler.
Bu arada hafta sonu oynanacak derbiyle ilgili soru ve
yorumlar da var. Galatasaray ın Mancini tarafından hangi şekilde doğranacağını
tahmin etmek güç olduğundan biz, meseleye Fenerbahçe kalıbı ile bakacağız.
Biraz daha bekleyelim.