Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı Nihat Özdemir, “Ligler 12 Haziran’da başlayacak” (şimdilik) açıklamasını yaptı.
Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca, “Karar TFF’yi bağlar bundan sonra olacakların sorumlusu onlardır” diye görüş belirtti. Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Mehmet Kasapoğlu da Bakan Koca’nın görüşlerine katıldığını ifade etti. Bilim Kurulu, “Alınan kararlar AVM ve TFF Yönetim Kurulu kararlarıdır. Biz bu yönde bir karar vermedik ve kararlar alınırken bize danışan olmadı” dedi.
Soru şu; TFF yönetimi ve başkanı yeni Türkiye’nin yeni yönetim şekline baktığımızda bu kararı tek başına alabilir mi?
Cevap; yine yeni yönetim şekli dikkate alındığında bu mümkün değil!
O zaman bu açıklamalar ne için?
Yıllardır sayısız örneklerini gördüğüm için aslında sorunun cevabı çok basittir.
Spor özellikle futbol siyasi erkin kısa zamanda popülerlik kazanmasında büyük rol oynar. Ekonomik ve politik alanda görülen başarısız reçetelerin sonuçlarını perdelemeye yardımcı olur. Fakat futbol bir o kadar da tehlikeli oyuncaktır ve tehlikeli sulardır. Doğru zamanda doğru hamleler ve açıklamalar yapamaz iseniz oklar siyasi erke döner. (Bkz; 2006 Dünya Kupası Eleme Grup maçlarında Ersun Yanal-Fatih Terim değişikliği. Bkz; 3 Temmuz süreci ve hiç uygulanmadan Sporda Şiddet Yasası değişikliği. Bu örnekleri yıllar öncesinden Özal ve Çiller için de oluşturabiliriz. Özal’ın Başbakan iken Şanlıurfa Mitingi’nde toplu açılışını yaptığı iş, aş konuşmasını küme düşen Şanlıurfa’yı, “Şanlıurfa’yı Birinci Lig’e çıkaracağız” diye değiştirmesi, Özal’dan ilham alan Çiller’in Samsunspor gafı ve Sarıyer’in Türkiye Kupası maçı için Yüksekova’ya gitme kararından sonra yaptığı, “Türk-Kürt sportif kardeşliği” açıklamaları bu durumu özetleyen güzel örneklerdir.)
Dolayısı ile Cumhurbaşkanı Erdoğan da futbolu gençlik yıllarında oynamış, yakından ilgili biri olarak spora yerinde ve doğru dokunuşlar yapmıştır. Bazen bizzat kendisi, bazen de dolaylı yoldan aracılar kullanarak idare etmiştir.
TFF, bakanlar ve Bilim Kurulu’nun, “Tehdit sürüyor. İyileşme yolunda adım adım ilerliyoruz. Fakat en ufak bir yanlış tüm emekleri heba eder. Normalleşme diye bir şey yok. Sadece tedbiri elden bırakmayarak, bazı yaşamsal alanlarda kısmi gevşetme var” demelerine rağmen bu kararı alamaz. Bu kararı kim Nihat Özdemir’i TFF Başkanı yapmış ise o aldırtmıştır.
Zaten Sayın Özdemir “şimdilik” diye bir kelime kullandı ve ayrıca maçların oynanabilmesi için alacağımız tedbirleri Bilim Kurulu’nun onayına sunacağız dedi. Yani o da zamanı gelince topu Bilim Kurulu’na atacak! Tam bir kısır döngü yaşanıyor.
Olası bir korona salgını artışındaki tedbirleri gevşeten ülkelerde ikinci artış dalgası yaşandı. Bakanlar ve dolayısıyla hükümet bu sorumluluktan kendini izole etmek için, “TFF’nin kararıdır” dedi. Bilim Kurulu da aynı görüşte birleşti. Hani kulüp başkanlarının başarısız sonuçlar alan teknik adam için “arkasındayız” demeçleri misali Nihat Özdemir ve yönetimi olası bir vaka artışında sorumluluğu göze alan “günah keçisi” yani arkasında durulan teknik direktör rolünü üstlenmiştir. Zaten başka da seçeneği yoktur. Kim TFF Başkanı ol dedi ise, şimdi de bu kararı açıkla demiştir. TFF’nin aldığı bu kararın arkasında tabii ki beinsports’un Katarlı yetkililerinin, “Para kazanamıyorum. Çekilirim” tehdidi, UEFA’nın isteği, kulüplerin mali portreleri, gelişmekte olan ülkelerin sporu ve futboluna katkı sağlayan diğer unsurların zor günler yaşaması da etkili olmuştur.
Fakat tezat ve çelişkili ifadeler bizleri bir hayli düşündürmektedir. “Önce sağlık” yerini “top TFF’de” açıklamalarına bırakmıştır. Olası bir hatada kesilecek parmak TFF’dir. Risk alınmalı mıdır? Alt ligler bana göre çok risklidir. Sadece Süper Lig önlem alınabilir gibi görünüyor. Eğer risk alınıp oynatılacak ise tüm liglerin oynaması gerekecektir. Çünkü silsile halinde hepsi bir birine bağlıdır. Süper Lig’de de futbolcular ve yönetimleri kararsız ve çekincelerini dile getiriyorlar. Trabzonspor Başkanı Ahmet Ağaoğlu’nun tutarsız demeçleri kafalarda soru işaretleri bırakıyor. İnsan hem Golf Federasyonu Başkanı, hem de Trabzonspor Başkanı olursa bir nalına bir mıhına vuruyor! O da bir yerlere gönderme yapabiliyor. Konunun Bakanlar Kurulu’nda görüşülmesini istiyor! Ali Koç şimdilik izliyor. Beşiktaş her karara saygılıyız diyor. Galatasaray seyircisiz oynanmaktansa ertelenmesinden ve sağlıktan yanaydı. Gelişmeler ışığında öyle veya böyle artık şu maçları bitirelim diyor. Rıza hocanın çekinceleri var. Futbolcuları hakkında şüpheleri var. Spor medyası taç atışları, topa herkesin değmesi, futbolun mücadele kısmının sahaya yansımayacağını konuşuyor. Spor endüstrisinin paydaşları ve maç günü gelir elde edenlerine yine bir şey yok. Çünkü maçlar seyircisiz oynanacak. Öte yandan hayatın akışının da iyileşme süreciyle birlikte yavaş yavaş etkin hale geçmesi gerek. Kalan 8 maç için olan çekinceler yeni sezon için de geçerliliğini korumayacak mı?
O yüzden ben TFF Başkanı olsam, mademki kararlarımı kendim alıyorum ve günah keçisi benim. Riski alırım ve tüm takımlara hazırlıklarınızı yapın derim. İşin bu kadarki kısmı zaten şimdilik ibaresiyle yapıldı. Tüm takımlara bu hazırlıkların yapılabilmesi, korona tedbirlerinin en üst düzey alınabilmesi için ek kaynak sağlarım. Bu ek kaynağın içinde kulüp çalışanlarına destek amacıyla ayrıca bir bölüm açarım. Haziran’ın ilk günlerinde alınan tedbirleri, kural ve yönetmelikleri son kez Bilim Kurulu ile paylaşırım. Tamam derler ise madem riski aldım. Maçları belirli sayıda seyircili de oynatırım. Fakat en ufak itirazda ise tüm ligleri bu yıl yok hükmünde sayarım ve iptal ederim. Bu sezonu sil baştan oynatırım. Gerekirse kuralları lig başında adaletli bir şekilde değiştiririm. Bu sezon yaşanılanlar iptal olduğu için UEFA’ya gidecek takımları da inisiyatif kullanarak TFF’nin bağımsız, özgür iradesiyle adil kriterlere sadık kalarak belirlerim. Tekrar ediyorum iptal olduğu için puan durumunu Trabzonspor, Başakşehir ve Galatasaray haricinde dikkate almam. Ve sadece adaletli olsun diye Şampiyonlar Ligi’ne gidecek takımları belirlemek amacıyla (şampiyonu belirlemek için değil. Sivas niye yok derseniz, Sivas 3 takım ile de maçlarını oynamış. Trabzon ve Başakşehir ile eşit, Galatasaray karşı ekside) sadece Başakşehir-Galatasaray, Galatasaray-Trabzonspor maçlarını oynatırım. Bir de Fenerbahçe-Trabzonspor ile Antalya-Alanya yarı final maçları ile final maçını da oynatır Türkiye Kupası’nı tescil ederim. Bu 5 maç UEFA’ya isim vermek için oynanacak. Kriterlere göre diğer isimleri belirler (Beşiktaş-Fenerbahçe kesinlikle olmalı) UEFA’ya yollarım. Gelecek sezonun planlamasına, naklen yayın ihalesi görüşmelerine bakarım. Fakat ben TFF Başkanı değilim. Şu an için de olmak ister miyim tartışılır. Benim gibi dürüst, ilkeli, ahlaklı, kimseye mavi boncuk dağıtmayan, eyvallahı olmayan birini TFF Başkanı yaparlar mı? Şu an için hiç sanmıyorum.