Dünya Kupası maçları bitti, etkisi devam ediyor; şimdi de lig futbol maçları başladı…
Yarım yüzyıllık hocam, çok ama çok nadir olarak bana soru sorar ve bilmediği, daha doğrusu aklının ermediği şeyleri benden öğrenmeye çalışırdı; bunlardan biri de futboldu…
Bir gün futbol ile ilgili soruyu kendince yaptığı açıklamalardan sonra sordu ve dedi ki:
“Futbolu spor ve oyun olsun diye oynayan 22 kişiyi yani iki takımdaki kişileri anlıyorum diyeyim; onlar spor yapıyor veya oyun oynuyorlar diyelim… Ama onları seyreden yüzlerce veya binlerce kişiyi anlamıyorum, anlayamıyorum… Hele oynanan bir maç ile ilgili olarak koca koca adamların televizyon programlarında veya kişilerin kendi aralarında günlerce bir maçı konuşmalarını hiç ama hiç anlamıyorum, anlayamıyorum… Adına futbol denen bu oyun vesilesiyle olanları ve yapılanları sen bana izah etsene…”
O gün kendi değerlendirmelerimi de katarak açıklamaya çalıştım ama yine anlamadı!
O gün için ‘birçok şey gibi Sermaye (yani bütün ülkeleri ve insanlığı sömüren Sömürü Sermayesi’ni kastediyorum) futbolu da futbol, spor ve oyun olmaktan çıkardı; kendi çıkarları amacıyla halkı oyalamak üzere farklı bir oyuna dönüştürdü’ demiş olabilirim…
Kendim de ilk gençlik yıllarımdan itibaren birkaç spor ve özellikle voleybol, biraz da futbol oynadığımdan, askerliğimi de komando olarak başlayıp yedek subay olarak bir buçuk yıl süreyle tam olarak yaptığımdan dolayı, fiziki olarak futbolun ve sporun ne olduğunu biliyorum.
Hatta imam hatip okulunun orta ve lise yıllarını altı yıl boyunca yatılı olarak okurken, sadece bir voleybol sahası büyüklüğünde olan okul bahçemizde neredeyse her gün voleybol oynardık. Lise son sınıfta ise voleybol takımımızın hem kaptanı hem yöneticisiydim ve o sene okulumuzu tarihinde ilk defa liseler arası şampiyon yapmayı başardım.
Lise sonrası Almanya’da öğrenci olduğumda, yaşadığım köyün takımında amatörce futbol oynadım ama her maç başına elli mark ücret verildiği için bunu yaptım! Çünkü hem öğrencilik hem işçilik yapmaya çalışıyordum ve geçimimi sağlamak için çalıştığım fabrikadaki on saatlik mesaimin iki mislini oynatıldığım bir maçta kazanıyordum!
Otuz yaşımda Arabistan’da Riyad Üniversitesi’nde öğrenci olduğumda, yedek olacak oyuncu olmadan, sadece altı Türk öğrenciden oluşturabildiğim voleybol takımımızı fakülteler arası üçüncü yaptım ve bunu da verilen bursa ilaveten verilecek spor ile sosyal faaliyet mükâfatına hak kazanmak için yaptım, çünkü yeni evliydim ve ek gelire ihtiyacım vardı…
Yani sporun, spor çeşitlerinin, futbolun ve futbol adı altında oynanan oyunların yabancısı değilim, bizzat kendimin de üç ülkede yaşadığım yıllarda yaşanmış tecrübeler var…
Bir futbol haberi ile devam edelim…
“Ronaldo'ya 500 milyon euroluk teklif iddiası” başlıklı bir haber…
Haberin çok kısa detayı şöyle: “İspanyol spor gazetesi Marca, Suudi Arabistan'ın El Nassr Kulübü'nün Cristiano Ronaldo'ya 2,5 sezon için 500 milyon euro teklif ettiğini iddia etti. Gazete tarafların anlaşmaya çok yakın olduğunu yazdı.” Yani yarım milyar dolar!
Haberin devamı da var: “Ronaldo'nun Al Nassr ile 2030 yılına kadar sözleşme imzalayacağı ve bunun 2.5 yılının futbolculuğunu kapsadığı ifade edildi. 37 yaşındaki Portekizli yıldızın, 2.5 yıl sonrasında ise Suudi Arabistan'ın 2030 Dünya Kupası'na ev sahipliği için futbol elçiliği yapacağı belirtildi.” Yani 2030’a kadar daha neler kazanacağı belli değil! Cumhurbaşkanı Erdoğan bile geçen gün bu konuda da konuştu ve yorum yaptı…
Yani Ronaldo’nun 2030’a kadar daha neler ve ne kadar kazanacağı belli değil!
Katar’daki Dünya Kupası maçları sonrasında, şimdi Suudi Arabistan da Mısır ile birlikte bir Dünya Kupası organizasyonu gerçekleştirmek ve bunun için milyarlarca doları bu futbol oyunlarına feda etmek niyetinde; Ronaldo’ya yapılan teklifin bir sebebi de buymuş…
Bu arada günlük okumalarımda futbolla ilgili yazılanları da okumaya çalıştım…
Özellikle iki yazarın o günkü yazılarına ek olarak Katar’daki Dünya Kupası ile ilgili yazdıkları dikkatimi çekti; gelecek yazımızda da o yazılanlar üzerinde duralım…
Futbol zaten sadece futbol değildi; anlaşılacağı üzere artık hiç değil…