Fuhuş ve Zina Ulus?a Dayandı

Abone Ol

Ulus ta fuhuş patlaması yaşandığı ve semtin fuhuş pazarı

haline dönüştüğü ile ilgili haberleri takip ettiniz mi, bilmiyorum. Millî

Gazete den Mehmet Şevket Eygi, halkı Müslüman bir ülkede yaşanan rezaleti şöyle

anlattı: Ankara Ulus, hani şu meşhur heykelin olduğu semt açık hava fuhuş

pazarı haline gelmiş. Oradaki esnaf çok şikâyetçi, gören halk da Yüz karası,

utanç verici bir manzara. (29. 5. 2014)

Millî değerlerimize göre değil de, Avrupa normlarına

uygun bir hayat arayışı içine girmemizin getirdiği ağır faturayı görüyor

musunuz Sayın Başbakan 23. 9. 2004 günü Brüksel de AB Müzakere Takvimi alma

karşılığında Türkiye de Zinayı suç kapsamından çıkarma sözü vermişti. (24. 9.

2004 tarihli gazeteler) Hem de hiç kimseye sormadan. Bakanlar, milletvekilleri,

parti teşkilâtı ve halka danışmadan. Daha sonra verilen söz kanunlaştı. (11. 5.

2005)

Bu yönteme demokrasi diyenler varsa, böyle demokrasi

sizin olsun. Demokrasi halkı aldatma ve kandırma yöntemi midir Bu

ikiyüzlülükten dolayıdır ki, bu kavrama hiç içim ısınmamıştır.

Söz konusu kanun çıktıktan sonra Türkiye de fuhuş ve zina

patlaması yaşandı. İfsat artarak devam etti. Pek çok otel ve iş yeri fuhuşla

anılır hale geldi. İsminin başında millî olan okullar bile bu işlere hazırlık

yapan mekânlar olma görüntüsü vermeye başladı.

Mahallemizin tek bahçıvanı Almanya dan emekli Ali Ağabey

öğrenci evleri ve apartların kızlı erkekli birlikte yaşama yerleri haline

geldiğinden yakınarak bir hatırasını anlattı: 2000 yılında askerdeki oğlumun

yemin töreni için Balıkesir e gittik. Akşam vakti şehre ulaştığımız için otelde

kalmamız icap etti. Bir otelde yer sorduk. Bizden evlenme cüzdanı istedi. Eşim

çarşaflı olduğu halde, yalnız benim kimliğimle otele kabul edilmedik.

Nereden nereye

Bugün hangi noktaya geldiğimizi yaşayarak görüyoruz. Daha

ilkokulda, öğrenciler sosyalleşsin, ekip çalışmasına alışsın gibi masumane

gerekçelerle başlayan karma eğitim uygulamasının evlâtlarımızı kademe kademe

hangi noktaya getirdiğinin farkında mıyız

İlkokuldan başlayan kız erkek ilişkilerinin geldiği

noktayı açıklamak için bir örnek vermek istiyorum: Geçtiğimiz günlerde bir

büyük şehrimizde Vali, Rektör, İl Emniyet Müdürü, İl Millî Eğitim Müdürü,

merkez ilçenin Kaymakam ve Millî Eğitim Müdürleri gibi önde gelen bürokratları,

birlikte üniversiteye ziyarete gidiyorlar. Yemekhane, kantin vb. yerleri

dolaşıyorlar.

Bu ekipten biriyle görüşme fırsatı buldum. Diyor ki:

Kantinde erkek öğrenci, kucağına oturan kız arkadaşının her tarafına okşamaya

devam ediyordu. Bürokratların hepsi manzaradan rahatsız oldular. Ama kimse bir

şey diyemedi. Bir yetkili şöyle yakındı: Bir işlem yapamıyoruz, yasalar

onlardan yana.

Üç yıl önce Bursa Emniyet Müdürü nün yakınması da basına

yansımıştı: Her ağacın altı yatak odası gibi. Bir şey yapamamak onuruma

dokunuyor.

İki hafta önceki Soma ziyaretim sırasında Turgutlu

istikametinden Manisa ya giriyordum. Gözlerime inanamadığım bir olaya şahit

oldum. Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi nin tam karşısındaki DDY ya ait çimenlik

yerde bir kız, bir erkek anlattığım amaçla faaliyet halinde idi. Her an onlarca

aracın geçtiği bir yol kenarında. Bu işin sonu nereye varır Şehitlerin ülkesi

bu günleri de mi görecekti

Denizli de üniversite semtindeki nice aile söz konusu

görüntü kirliliğinden dolayı evini satıp mahallesinden uzaklaşmak zorunda

kaldı. Bunlardan biri de İl Millî Eğitim Müdürü. Halk, her yere yayılmaya

başlayan bu görüntülerden bîzar olduğu için ülkesini mi terk etsin

Akıl sahipleri nerede

Yöneticilerimiz kendi dertlerine düşmüş. Yeni makam ve

mevkiler elde etmenin peşindeler. Bu konu ile uğraşmaya vakitleri yok: İki aç

kurdun koyun sürüsüne daldığında verdiği zarar; kişinin mal ve mevki kazanma

hırsının dinine vereceği zarardan daha ağır değildir. (Tirmizi)

Sayın Eygi, söz konusu yazısında şöyle diyordu: Zinayı

ve fuhşu tenkit ve protesto etmek istiyoruz ama partimize zarar gelir diye bunu

yapmıyoruz diyenler en hafif tabiriyle beyinsizdir.

Ya Diyanet! Bu konuda Müslümanları niçin uyarmazlar

acaba İşte Muhammed (s.a.v) ümmetinin özelliği: Siz, insanların iyiliği için

ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülükten men eder

ve Allah a inanırsınız. (Al-i İmran, 110)

Bu görevi yapmayanlar tehdit ediliyor: Onlar,

işledikleri kötülükten, birbirini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Andolsun

yaptıkları ne kötüdür. (Mâide, 79)

İfsat karşısında kılları kıpırdamayanlara Akif in diliyle

hatırlatalım: Merhametin yok diyelim kendine / Merhamet etmez misin evlâdına.

Neden bu kadar hissiz ve duyarsızlaştık dersiniz Ne oldu

bize Fuhuş ve zina Ulus a dayandı. Yakında evlere dayanması ihtimal dışı

değil. Hiçbir tedbir almayacak mıyız Yöneticilerimizi ve ilim sahiplerini

göreve davet etmeyecek miyiz

Hükümet, AB ev ödevlerini yerine getirmekle meşgul.

Dinimizi değil, AB normlarını önceliyor. Halk, TV lerdeki pembe dizilerle

uyutuluyor. Daldığımız uykudan kıyamette mi uyanacağız Hükümet, yüz senede

yapılmayanları yaptık, sözüyle Batı nın emirlerini yerine getirmeyi mi kast

ediyor yoksa Akıl sahipleri sorumluluklarını ne zaman kuşanacaklar