Fuat Sezgin’in hatırlattıkları

Abone Ol

Eserleri beş yüz yıl sonra bile referans olacak olan Fuad Sezgin (24 Ocak 1924 Bitlis-30 Temmuz 2018 İstanbul) hocaya Allah rahmet eylesin.  27 Mayıs 1960 darbesini yapanlar, onu 147’likler arasına katıp İstanbul Üniversitesi’nden atılınca Almanya’nın daveti üzerine oraya gitti ve o kalıcı eserlerini orada yayınladı. Darbeciler onu üniversiteden atmasalardı, bu eserler yazılmayabilirdi. Hatta 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980, 28 Şubat 1997 darbelerinde paşalar, onu da üniversite gardiyanı olarak kullanmaya kalkabilirlerdi. Üniversite kapısında başörtülüleri kovalama, ikna odalarında, beyin kirletme görevi verebilirlerdi.  Başınıza ne gelirse gelsin, hiçbir zaman kötümser olmayın.

Gül, dikenler arasından güler,

Kolaylık, zorluğun arkasından gelir,

Gündüz, geceyi izler,

Yokuşun ardından iniş görünür.

Mart 1983-Nisan 1984 yılında vaiz olarak görev yaptığım Balıkesir Edremit şehrinde her Cuma İzmir’den gelerek benim Cuma vaazlarıma katılıp İzmir’e geri dönen, 12 Eylül öncesi hızlı solcu olan, bakanlık ihaleleri alan ve 12 Eylül’den sonra bakana rüşvet vermekten içeri alınan büyük bir müteahhit, “Allah askerlerden razı olsun. Bizi içeri aldılar. Koğuşta bir de hoca vardı. O ne yaptı etti bizi İslami çizgiye çekti. Asker-hoca işbirliğiyle biz, haramdan ve yanlış yoldan kurtulduk” demişti.

Şimdi bürokrasinin tepelerinde görev yapan bir zat, “Bayan Çiller’in başbakanlığı döneminde bir yıllığına İngiltere’ye gönderilen kaymakam adaylarından elli kişi beş vakit namazlı idi.

Dört tanesi yalnız Cuma namazı kılardı.

Bir tanesi hiç kılmazdı.

İngilizleri gördükten sonra o hiç namaz kılmayan bir kişi, bizi teheccüd namazına kaldırmaya başladı” demişti. 07/08/2008/ tarihli makalemde Ege Denizi kenarında bir köyde İslami hizmetlerde öncülük yapan bir kadının hikâyesini anlatmıştım. Kurtuluş Savaşı’nda Yunanlı, denize dökülünce, yerli Rumlar da kaçmaya başlarlar.

İki Rum aile gece vakti bir sandala altınlarını ve çocuklarını alırlar ve Midilli’ye doğru kürek çekerler.

Dalgalar kabarınca sandalın batmasından korkarlar ve sahile geri dönerler.  Sahilde altınlarına ve erkek çocuklarına kıyamayan bu iki aile, iki kızı sahilde bırakıp kaçarlar. O iki kız aylarca dağlarda gizlenirler. Sonunda denize kulaç atarak açılmayı ve Midilli yolunda ölmeyi kararlaştırırlar.

İki kız, kulaç atarken biri ölür, öbürü geri döner. Tek başına dağlarda dolaşırken bir avcı onu bulur. Onu himayesine alır. Kızı gibi ona bakar ve büyütür. O kız sonunda Müslüman olur. Evlenir. Çocukları ve torunları o bölgede en iyi dini hizmet vermeye hâlâ devam ediyorlar. Buyurun, Midilli’ye geçen oğlan çocuğu mu şanslı, yoksa sahilde bırakılan kız mı daha şanslı?  Sonu gelmez senelerde cennette yaşamak varken cehennemi seçme akıl işi değil.

Hz. Aişe validemizden gelen bir rivayette, kâfir insanlar elinde köle olan zenci bir kadının anlattığına göre evin çocuğunun boynundaki deriye işlenmiş incili gerdanlık kaybolunca zenci köleye “Sen aldın” diyerek baskı yaparlar ve bacak arası dahil her yerini ararlar.  Daha sonra kapıp kaçan karga, yenmeyeceğini anlayınca, gerdanlığı geri getirince kabiledekiler hatalarını anlarlar ve zenci köle kadını serbest bırakırlar.  O da Medine’ye gelir Müslüman olur. Sevgili Peygamberimiz, onun için Mescid’de bir çadır kurar ve onun içinde kalır.

O kadın sahabe, Hz. Aişe’nin yanına her gelişinde:

“Gerdanlık olayı Rabbimizin şaşılacak olaylarındandır. Karganın gerdanlığı çaldığı o olay beni hem kâfirlerin elinden kurtardı hem de Müslüman olmamla cehennemden kurtardı” şiirini okurmuş. (Buhari, sahih, Ebvab-ül mesacid, bab 5, hadis no 458, Fezail-üs sahabe bab 56, hadis no 3623)

(Buhari K. Ebvab-ül mesacid no 428, Fezail-üs sahabe bab 56, hadis no 3623)  Fazla söze ne hacet, Rabbimiz en doğrusunu söylüyor: “Hoşunuza gitmediği halde savaş size farz kılındı. Olur ki, hoşunuza gitmeyen şey sizin için hayırdır ve yine olur ki, sevdiğiniz şey sizin için şer olur. Allah bilir siz bilmezsiniz.” (Bakara Sûresi ayet 2/216)

Biz, her yerde ve her zaman, Rabbin emir ve yasaklarını, Sevgili Peygamberimizi örnek alarak yaşamaya dikkat edeceğiz, ondan sonra başa gelen her ne ise göğüsleyerek yolumuza devam edeceğiz.