Fransız isimli Türklere de boykot

Abone Ol

Fransa, Türkiye yi "soykırımcı" ilân ettiği dakikalarda, entirakada bir benzeri daha olmayan batı medeniyeti, ağzımıza çalınacak bir parmak balı hazırlamış bile. Türk topraklarının hararetle beklediği Nobel ödülünü bir Türk romancısının eline alelacele tutuşturuyor. "Ağlama, bak senin de Nobel in oldu" aşağılamasını da bu millet içine sindirebiliyor.

O Fransa ki Türklerin hayat diyarı, aydınların Kâbe ilan ettikleri Paris i ile bütün toplumsal rol modellerin aparıldığı bir masallar ülkesi idi. Mimarisinden, edebiyatına; hukukundan, lisanına; lâikliğinden giysilerine değin, eş gömlekler biçilen önderi idi. Markalarına mal bulmuş mağribi gibi heves etti. Yoktu birbirlerinden farkı; ulusalcısı da, Müslümanı da, milliyetçisi-solcusu da; her alışveriş ettiğinde "La Fayette den", büyük onur duydu. Kadınlar, aynaları önüne dizip, gururla seyrettikleri tonlarca avuç para ödedikleri kozmetik ve kremlerle Fransızları maddî olarak hep destekledi. "Vichy" kırışıklıklarını düzeltmiyordu. Ne gam. Milyarlık "Darphin" kremleri peynir ekmek gibi gitti. Ne çocuk maması, ne bebek arabası kaldı Fransızların servet yapmaktan geri kaldığı. Türkleri bir kenara iterek market reyonlarını bile becerikli elleri ile düzenleyen Fransızlar, acep dünyada bu kadar saf ikinci bir halk bulabilir miydi Almanya ya her gidişimde ısrarla arıyorum; marketlerinde Fransız malı yok denecek kadar az. Güya AB ülkesi ikisi de. Ve biz sözde Avrupa Birliği nde değiliz. Adamların malını tüketmekte Avrupa birinciliğine oynuyoruz, bu konuda verseler kaç madalya alırız, kimbilir.

Türklerin bulduğu yoğurdu Fransa; allayıp pullayıp reklam bombardımanı ile bizim bebelere tonlarca yedirmekte.Çocuklar artık, "anne bana yoğurt değil danone al" derken, sömürge tarihimizin başlangıç öyküsü ile karşılaşmak ne kadar da acı. Ankara nın taşına bak, gözlerimin yaşına bak, marşı ile hıçkıran ulusalcılar, bir asırdır hangi Fransız yatağında uyumaktalar. Çok milliyetçiler, önünde sıra oldukları; "Total" benzin istasyonlarının ülkeyi hoyratça işgal ettiğinin farkında değiller mi Sömürüye  hep karşı gelmiş, özgürlük söylemcisi islâmcılar; Fransız peynirleri ile iftar edebilmenin huzurunu duyabildiler mi Yeni döndüm Fransa dan. Market reyonlarına baktım. Derde derman bir Türk malını beyhude aradım. Bir nebze kırılan gururumu onarır sandım. Raflarda tek Türk markasına rastlamadım. Irkçı Batı, ya toptan yasak koymuştu, ya da suç yine bizimdi. Kaliteli mal üretmeyerek, en büyük kötülüğü kendimize yapıyorduk. Bizleri bir asırdır muasır milletler seviyesine çıkarma masalı ile avutan bütün ulusalcılara, solculara kahrettim Müslümanların, milliyetçilerin ayakta uyumalarına isyan ettim.

Sonra her zamanki acizlikler. Git Fransız elçiliği önünde bayrak yak, gömlek, gravat ateşle. Atı alan Üsküdar ı geçmiş. Sanki Fransa, Ermeni soykırımcısı yaftasını boynuna asmadan önce, çok özgürmüş gibi, ekonomisine sahip çıkıp, Millî markalarını koruyormuş gibi; efelenmeler komik kaçmakta. Dahası Fransız markaları, satışları düşecek kaygısı ile; göstermelik de olsa, Fransa hükümetini kınayan açıklamalar yaparken; bir komedi de isimleri Fransız, kendileri Türk firmaların kopardıkları yaygarada yaşanmakta. "Valla biz Türküz. Sakın bizi boykot etmeyin yoksa yanarız" ağlayışları da dünyanın en büyük aptallığı olarak kayıtlara geçti. Bence sayın tüketici, eğer boykota karar verdiysen, bu aşağılık komplekslileri de behemahal listene almalısın. Nerede görülmüştür, bir ülkede kurulan firmalara, yabancı bir ülkenin lisanı ile isimler verildiği. Oğlum, siz kendi elinizle ülkenizi, lisanınızı, kültürünüzü adamlara peşkeş çekmişsiniz. Şimdi niye şikayet ediyorsunuz. Tam bir asırdır bu milletin değerlerine batılıdan daha cevval bir acarlıkla saldırarak yerliliği yerin dibine batırmak için elinizden geleni yaptınız. Halkın dinini, inancını, örtüsünü batılıdan daha azgın bir acımasızlıkla alaya aldınız. Yasaklarla, baskılarla yerlileri canından bezdirdiniz. Şimdi kızdığınız Fransa nın lâikliğini, dünyada bir tek siz, tuzu benden diye hevesle kaptınız. Yüzyıllık yanılgınız, köylere Fransızca kuaförler kurdurdu. Saf Anadolu çocuğu açtığı bakkala bile Fransızca tabela taktı. Ok yaydan çıktı. Bir asırda, gönüllü bir sömürge itaati, çok kavi yerleşti.

Liste uzun. Acaba hangi milletten bir yazar böyle pervasızca; "Biz bir milyon Ermeni, otuz bin Kürt öldürmüş bir milletiz" deyip şike ile Nobel i aparır. Öğretmenine rüşvet verip iyi not alan öğrenci gibi gönül rahatlığı ile ödülünü öpüp başına bırakıyor Pamuk. onu tebrik etme, ödülü içine sindirme kolaylığı yaşayanları izleme bedbahtlığı ile yetişen yeni kuşaklardan hangi onurlu tavıralışları bekleyebiliriz bundan böyle. Tebrik etmeyenler içinse Pamuk, yine zeytinyağı olup suyun üzerinde kalabilmekte: "Yüz yıldır beklenen ödülü almak kolay iş değildir. Erkek kıskançılığı işte."

Doğmamış çocuklarımıza bile onursuzca bir sömürge gömleği biçilmekte. Hükümet cesaretli olup, halkının başını eğmeyebilir. Fransızların binlerce Cezayirli yi katledişini soykırım olarak ilan edebilir. Afrikalı sömürgelerine "İnsan safarisi" düzenleyip vahşice öldüren Frnasızları deşifre edebilir. Soykırım dosyalarını açmışken İsrail in de Filistin de Lübnan katliamlarının hesabını sorabilmeli. Çin in Türkistan da, düz ölüm bile değil, işkencelerle Türk bebekleri annelerinin karnında öldürdüğünü, dünyaya ilan edebilmeli. Bosna nın, Çeçenistan ın akan kanlarının hesabını tarihinden aldığı güçle sorabilmeli. Amerika nın Somali de, Afganistan da, Irak ta işgal ile yaptığı soykırımında çetelesini tutabilmeli. Ancak o zaman gelecek nesillerin başları dik, onurla ayakta durabilmeleri gerçekleşebilir.