Paris e yapılan terör saldırılarını onaylamamız mümkün
değil. Saldırılar oldu diye sevinecek halimiz de yok. Onaylamıyoruz,
sevinmiyoruz. Onaylamıyoruz sevinmiyoruz diye illa üzülmemiz mi gerekiyor Nötr
kalamaz mıyız Bana ne Fransa dan diyemez miyiz Kestirmeden söylersek bana ne
Fransa dan demek tam anlamıyla Avrupalılıktır! Avrupalılar öyle demiyor mu;
bana ne Ortadoğu dan! Irak ta bir milyon Müslüman öldürüldü, bana ne Irak tan
demiyor mu Avrupalılar! Diyorlar! Peki, biz niye diyemiyoruz
Önce şu; Osmanlı Batılılaşması, Tanzimat dönemiyle
tamamen Fransız kültürü etkisine girmiştir. Beyoğlu Levantenlerinin kültürel
hegemonyası sonucu Tanzimat aydınlarının Batılılaşma algısı Fransızlaşma olarak
tezahür etmiştir. Devletin tekfir ettiği bir grup Türk şair ve yazarın Paris e
kaçarak orada Fransız edebiyatının etkisiyle Türk edebiyatında tamamen Batı
tandanslı yeni bir edebiyat vücuda getirmeleri edebiyatımızın Batı etkisine
girmesinin ilk cereyanlarıdır. Biliyorsunuz devletle kavgalı bir grup şair ve
yazarın Paris te bir araya gelmeleri Jöntürk hareketi olarak adlandırılmış, bu
şair ve yazarlara da Jöntürkler denilmiştir. Türk edebiyatında Tanzimat tan
1950 li yıllara kadar, Paris e gitmemiş şair ve yazarlar şair ve yazardan
sayılmamıştır. Fransızca bilmeyen de Türkçe bilmiyormuş gibi muamele görmüştür.
Kısacası Fransa ya Türk Türkiye ye Fransız şair ve yazar olmak, aydın olmanın
önkoşulu olmuştur. Yani mösyö olacaksın! Tanzimat dönemi, Türk aydınının
kaybettiği kafasını Paris te bulduğunu sanarak kesik başını araması açısından
büyük bir savruluş olmakla beraber aynı zamanda tarihten gelen sert fay
hattının da sonsuz bir şekilde kırılmasıdır. Halen bu kırılmanın üzerinde
yürümeye çalışıyoruz!
Gelgelelim, Tanzimat aydınının kurtuluş gözüyle baktığı
kafa, bugün kendi yarattığı canavar tarafından saldırılara uğramakta. Fransa
Irak, Libya, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Suriye yi bombalayarak çocuk, kadın ve
yaşlı demeden katliam yaparken Avrupa hiç tınmıyordu. Avrupalı olmak dediğimiz
tam da bu işte; başkasına yönelen namluyu demokrasi diyerek alkışlamak! Namlu
kendine döndüğünde ciyaklamaya başlamak! Avrupalı olmak budur! Avrupalı gibi
düşünmek budur! Kaldı ki Fransa halen Suriye de katliam yapıyor. Peki, bu
katliamların bir gün kendine döneceğini neden hiç düşünmüyor!
Türkiye ye gelince; Fransa nın Türkiye de yaptığı
katliamların üzerinden daha yüz yıl geçmedi! Fransa nın Maraş ta yaptığı
katliamı nasıl unutuyor bizim Müslüman siyasetçilerimiz! Unutulur mu,
unutulmaz! Unutulmamalı! Niye bizim insanımız Paris te ölenlere saygı duruşunda
bulunsun! Fransa halen dünyanın çeşitli yerlerinde katliam yapıyor ve Fransız
halkı da devletinin yanında yer alıyor! Elbette birebir ölenler öldürüyor
demiyoruz yalnız Fransız halkının desteği olmasa Fransa devleti bu kadar
katliam yapabilir mi, yapamaz! Fransa iktidarını destekleyen halk demek ki
Fransa nın dünyanın çeşitli yerlerinde katliam yapmasını da destekliyor. Avrupa
vahşetine birinin dur demesi gerek! Dinsizin hakkından imansız gelir misali Fransa
kendi ettiğini buluyor! Buluyor bulmasına da yalnız burada şüpheli durumlar
var; kendi canavarını kendine saldırtarak yeni işgallere kamuoyu desteği
oluşturuyor! Yakın zamanda Fransa nın nereyi işgal edeceği mutlaka ortaya
çıkacaktır. Paris saldırıları işgale gerekçe oluşturmak için kendi canavarını
kendine saldırtma oyunudur. Adamlar kaleşnikofla Paris in göbeğine giriyorlar!
Bu mantıksız değil mi! Fransa devletinin desteği olmasa aynı anda nasıl yedi
yerde saldırı yapabilirler, yapamazlar!
Fransa ya Türk Türkiye ye Fransız laik medya, Ankara daki
bombalı saldırıda 102 kişinin ölmesine bu kadar üzülmedi, Paris teki terör
saldırısı babalarına yapılmış gibi ciyaklıyorlar! Irak ta bir milyon Müslüman
öldüğünde, Suriye de beşyüzbin Müslüman öldüğünde, Türkiye de 102 kişi
öldüğünde hiçbir Avrupalı saygı duruşunda bulunmadı!
Yeni Jöntürklere ihtiyacımız yok! Türkiye yeni bir
Tanzimat ı kaldıramaz!