Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, iki cihan saadetimiz için bizlere İslamı ihsan eden, Allah(c.c)a hamd, muallimimiz, liderimiz, Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)ya salât ve selam olsun.
Müslüman kardeşim;
İçinde yaşadığımız dünya bizim imtihanımız için tanzim edilmiş bir gezegendir. Bu dünyayı ebedi görmek, ölüm sonrası hayattan habersiz olarak yaşamak, Kuran ve sünnet çizgisinden kopmak bizim için hayra alamet bir durum değildir. Bu hal ilahi gazaba davetiye çıkartmaktır.
Allah, rahmeti her şeyi kuşatan olduğu gibi gazabı da hak ve şiddetli olandır. Allah İslama tabi olmayan kâfirlere, münafıklara, müşriklere, fasıklara, facirlere gazap edeceğini bildirmiştir. "Size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yeyiniz, bu hususta taşkınlık ve nankörlük de etmeyiniz; sonra sizi gazabım çarpar. Her kim ki kendisini gazabım çarparsa, hakikaten o, yıkılıp gitmiştir." (Taha: 81) İnsanların ve toplumların kendilerini Allahın gazab duvarına toslatacakları işler yapmaları akıllılık değil zavallılıktır.
Tarih boyunca nefislerini ilah edinip, arzularının esiri olan bütün toplumlar helak olmuştur. Kuran bize bunlardan bazılarının kıssalarını haber vermiştir. Bizim başımıza gelecek olanlarda genellikle haddi aşmaktan ve günahlar üzerine inşa edilen bir hayata rıza göstermemiz sebebiyle olacaktır. Peygamberimiz bozulmalardan dolayı toplumu kuşatacak fitne ve fesadın her çeşidinden bizleri uyarmıştır. Peygamberimiz: "Zina zuhur edinceye, akrabadan ilgi kesilinceye, kötü komşuluk zuhur edinceye, emin kimse hiyanet edinceye kadar kıyamet kopmaz..." buyurmuştur. (Bezzar) Yine Peygamberimiz buyurmaktadır: "Ümmetimden bir kavim gelecek, zina yapmayı, ipek giymeyi, şarap içmeyi ve çalgı¬yı helal sayacaklar. Bir takım zümreler bir da¬ğın eteğinde konaklayacaklardır, hizmetçi ka¬dınları onlara hizmet edip rahatlatacaklar. Bir hacet için bir fakir adam onların yanına geldiğinde ona diyecekler ki: "Haydi şimdi git, yarın gel." Onlar o ak¬şam orada geceleyecekler. Sabahleyin bir de bakacaklar ki Allah bir kısmını helak etmiş ve (sağ kalan) diğerlerini de maymun ve domuz şekline sokmuş." (Buhari)
Bizim bugün yaşadığımız olayların ne anlama geldiğini doğru kavramamız için hadis kitaplarında "Fitneler, savaşlar, kıyamet alametleri" gibi başlıklarla sunulan hadisleri dikkatlice okumamız gerekir. Bu hadisleri okuyup doğru sonuçlar çıkarmaz isek kendimizi kahredici fitne, savaş ve helaklardan korumamız imkânsız olacaktır.
Peygamberimiz haber veriyor: "Yemek yiyenlerin büyük tabağa üşüştük¬leri gibi insanların size karşı birleşip üşüşme¬leri yakındır." Biri sordu: "Acaba o zaman biz sayıca az mı olacağız " "Hayır, bilakis siz o zaman sayıca çok ola¬caksınız. Fakat siz selin sürüklediği çer çöp gibi dağınık olacaksınız. Allah düşmanlarınızın kalbinden sizin korkunuzu çıkartacaktır. Sizin kalplerinize de vehen atacaktır" buyurdu. "Vehen nedir, ey Allahın Resulü " diye sorduklarında şöyle buyurdu: "Dünya sevgisi ve ölüm korkusu." (Ebu Davud) İslam âlemi olarak bugün biz bu süreci yaşıyoruz. Bu hadis İslam ve insanlık düşmanlarına karşı gerçek zaafın dünya sevgisi ve ölüm korkusu olduğunu, gerçek gücün ise ahireti öne almak ve Allah yolunda mal ve can fedakârlığı ile cihad olduğu vurgulanmaktadır. Allah dünyevileşen bir topluma hidayet etmeyeceğini ve onlar için uygun gördüğü akibeti beklemelerini beyan etmiştir. "De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım ve akrabanız, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allahtan, Resulünden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez." (Tevbe: 24)
TEŞHİS
Bilmeliyiz ki, İslamın hâkim olmadığı ve ilahi ahkâmın uygulanmadığı bir dünyada huzur ve barıştan söz edilemez. Bu insanlık tarihi boyunca kimsenin değiştiremediği bir gerçektir. Tarih boyunca insanlık tevhidden şirke saptıkları için helak olmuşlardır. Tartı ve ölçüde, yani ekonomi ve ticarette ADİL DÜZENİ bozdukları için helak olmuşlardır. Faizi yürüttükleri, kumarı yaygınlaştırdıkları, karaborsacılığı, rantiyeciliği gelir kaynağı haline dönüştürdükleri, rüşvet, haksız vergi ve benzeri şeylerle insanların mallarını batıl olarak yedikleri zaman helak olmuşlardır. Zinayı doğallaştırıp yaygınlaştırdıkları, fuhşun her türlüsünü yasallaştırdıkları, eşcinsellik(lutilik) ve benzeri sapık ve insanlık dışı ilişkileri normalleştirdikleri zaman helak olmuşlardır. İçki içmeyi, domuz eti yemeyi, haramlarla beslenmeyi, haram eğlenceyi, açılmayı saçılmayı meziyet saydıklarında da helak olmuşlardır.
Birlik ve beraberliğini bozup tefrikaya düşen bütün topluluklar da helak olmuştur. Peygamberimiz buyuruyor:"İsrailoğulları üzerine gelen şeyler, aynıyla ümmetimin üzerine de gelecektir. Öyle ki onlardan aleni olarak annesine gelen olmuşsa, ümmetimden de bu çirkin işi mutlaka yapan olacaktır. Nitekim İsrailoğulları yetmiş iki millete (dine, fırkaya) bölünmüştü. Benim ümmetim de yetmiş üç millete bölünecektir. Bunlardan bir tanesi hariç hepsi ateştedir." "Bu fırka hangisidir " diye soruldu. "Benim ve ashabımın üzerinde olduğu şeyden ayrılmayanlardır!" (Tirmizi)
Ülkemizde geçmişte milletlerin helakine sebep olan ne kadar şey varsa hepsi işlenmekte ve meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır. Bunlar şunlardır: 1- Türkiye müşrik batının inşa ettiği bir birliğin içine girmeye çalışmaktadır. Bu, İslamın temel esasları karşısında batı değerlerini üstün değerler saymaktır. Hak olanı terk edip, batıl olana bağlanmaktır. 2- Ülkemizde Faiz dünya gerçeği sayılmakta ve milletimiz faizin kahrediciliği altında yok olmaya doğru sürüklenmektedir. 3- İçki, kumar, açıklık sacıklık meziyet sayılmakta ve meşrulaştırılmaları için hertürlü gayret gösterilmektedir. Devlet spor toto teşkilatı, milli piyango ve jokey kulübü kanalıyla kumar oynatmakta ve gelir temin etmektedir. Her mahalleye açılan İDDAA oyunu mekânıyla gençlerimiz kumar oynamaya teşvik edilmektedir. 4- Türkiyede toplanan bütün vergiler üretimden değil tüketimden alındığı için zulümen toplanmakta ve devlet milletin malını batıl yollardan kasasına gelir olarak aktarmaktadır. 5- Cinsel özgürlükler adı altında evlilik dışı ilişkiler, zina, eşcinsellik gibi ne kadar sapık ilişki çeşidi varsa hepsine meşruiyyet kazandırılmaktadır. Aile kurumu tahrip edilmektedir. Birliklerine girmeye çalıştığımız yedi batılı ülkede, erkekle erkeğin birlikteliğine resmi vesika vermekte bir sakınca görülmemektedir. 6- Toplum, İslamdan uzaklaştırılıyor. Bu uzaklaştırma dinler arası diyalog, medeniyetler ittifakı, ılımlı İslam çalışmalarıyla yapıldığı gibi, eğitim müfredatları, televizyon programları, sinema flimleri, diziler, gazeteler ve kültürel etkinlikler yoluyla da yapılmaktadır. Bu uygulamaların hepsi fitnedir ve Irkçı Emperyalizm tarafından tasarlanmış milletleri imha planının bir parçasıdır. Bu ve benzeri uygulamalar bir toplumun helakı için yeterlidir ve biz bu uygulamalarla büyük bir felakete doğru sürükleniyoruz.
TEDAVİ
Allahın insanlara emrettiği yol İslamdır. İslama sarılmak saadet ve esenliktir. İslamdan ayrılmak ise cehalettir, karanlıktır ve ilahi gazaba müstehak olmaktır. Fitnelerden kurtulmak ancak İslamın emirlerini yerine getirmekle mümkündür. Peygamberimiz buyuruyor: "Karanlık gecenin parçaları gibi olan fitnelerden önce, hayırlı ameller işlemede acele edin. O fitneler geldiğinde; sabahında mümin olan kişi akşamında kâfir, akşamında mümin olan kişi sabahında kâfir olur. Dinini basit bir dünya menfaatine satar." (Müslim ve Tirmizi)
Hz. Ali (r.a) anlatıyor: "Resulullah (s.a.v) bir gün: "Gençlerinizin fıska düştüğü, kadınlarınızın azdığı zaman haliniz nice olur " diye sormuştu. Yanındakiler: "Ey Allahın Resulü, yani böyle bir şey mi olacak " dediler. "Evet, hatta daha beteri olacak!" buyurdu ve devam etti: "İyiliği emretmediğiniz, kötülükleri engellemeye ve yasaklamaya çalışmadığınız zaman haliniz nice olur " diye sordu. Yanındakiler: "Yani buda mı olacak " dediler. "Evet, hatta daha beteri olacak!" buyurdular ve sormaya devam ettiler: "Kötülükleri emredip, iyilikleri yasakladığınız zaman haliniz nice olur " Yanındakiler daha da hayretlenerek: "Ey Allahın Resulü! Bu da olacak mı " dediler. "Evet, hatta daha beteri de olacak!" buyurdular ve devam ettiler: "İyiliği kötülük, kötülüğü de iyilik saydığınız zaman haliniz nice olur " Ashab: "Ey Allahın Resulü! Buda mı olacak " diye sordular. "Evet, olacak!" buyurdular." (Razin)
Peygamberimiz buyuruyor: "Ardınızda fitneler olacaktır. O zaman mal çoğalacak, Kurân açılacak, mümin, mü¬nafık, erkek, kadın, köle, hür, küçük, büyük herkesin elinde Kurân olacak. İçlerinden biri şöyle diyecek: "Neden ba¬na onlar tabi olmuyorlar Ben Kuran okuyo¬rum, yine de kimse bana uymadı. Ben onlara Kurandan başka bir şey uydurmadıkça bana uymayacaklar." Böyle bir kişinin uydurdukla-rına tabi olmaktan sakının! Zira onun ortaya attıkları dalâlet ve sapıklıktır. Ben sizi bilgili kimselerin ayaklarının sürçmesine karşı uyarıyorum. Çünkü şeytan, ilim sahiplerinin dili ile dalalet ve sapıklığa davet edecektir. Münafık da bazen doğru söz söyleyebilecektir." Yine dedi ki: "Sen bilgili kişinin o şöhret kazanmış sözlerinden kaçın ki, o sözler seni saptırıp yanıltmasın. Kim bi¬lir belki o bilgili kişi bu sözlerinden döner. Sen; hak ne ise onu kabul et, onun üzerinde ol, çünkü hakkın üzerinde nur vardır." (Ebu Davud)
Ey Müslüman kardeşim! Bugün hakkı Milli Görüş temsil etmektedir. Milli Görüşe bağlan ki, İslamın doğru sözünü söyleyenlerden birisi olarak sen de sahili saadete ulaşabilesin vesselam.