Kelime bize Arapçadan geçmiş. Geçerken baş harfinin harekesi yanlışlıkla “Feraset” diye geçmiş.
Arap, “Feraset” kelimesini at biniciliği için kullanmış.
Sevgili Peygamberimizin mübarek dilinden bize nakledilen o meşhur hadiste “Firaset” olarak nakledilmiş.
Ebu Said el-Hudri’nin (Allah ondan razı olsun) rivayetine göre Sevgili Peygamberimiz:
“Müminin firasetinden sakınınız, çünkü o, Allah’ın nuruyla bakar” dedikten sonra “Şüphesiz bunda işaretten anlayanlara ibretler vardır.” Ayetini okumuş. (Hicr süresi ayet 75)
Tirmizi, Sünen, K. Tefsir’ul Kur’an, babün min süretil Hıcr)
Firaset, önceden olacak şeyleri kesin olmamak kaydıyla sezme, öngörme halidir.
Doktorun, bilgi ve tecrübelerine dayanarak hastası hakkında söyledikleri, sesine, koşuşuna, kavga edişine, çizgi çekişine göre kişi hakkında bir kanaate varmaya firaset denir.
Bu tür firaset, aklı başında olan Müslüman ve kâfir herkese verilmiştir.
Hadiste bahsedilen Firaset ise yalnız Müminlere Allah’ın bir lütfudur.
Kuşeyri’nin Risale’sinde, İbni Kayyim’in Medaridüssalikin’de haber verdiğine göre Cüneyd-i Bağdadi (Rh), konuşma yaparken onu tiksinerek dinleyen bir Hıristiyan delikanlısı, “Ya şeyh, peygamberin “Müminin firasetinden sakınınız, çünkü o, Allah’ın nuruyla bakar” sözünün anlamı nedir ” diye sorar.
Cüneyd (Rh.) başını bir müddet eğer, sonra kaldırır ve delikanlıya “Müslüman ol, İslam’a girme vakti geldi” der ve o delikanlı da Müslüman olur.
Bu olay, Rabbin lütfu olan Firaset olarak kabul edilmiştir.
Şimdi bu bir haldir.
Bu hale erişmek için bilgi hazinenizde Kur’an bilgisi bütün bilgilerin üstünde olacak.
Allah sevgisinin önüne mal, makam, şöhret, şehvet sevgisi geçmemiş olacak.
Yaratılmışlar arasından Peygamber sevgisinin önüne hiç bir yaratığın sevgisi geçmemiş olacak.
Böyle bir hali, hayat olarak yaşamaya başlarsanız gayri size korku da yoktur, keder de yoktur.
Gönlünüz, kötülerin pis kokusunu alır ve onu kendinize sırdaş edinmezsiniz.
Düşmanı dost, dostu düşman gibi görmezsiniz.
Her defasında “Yanılmışım” mazeretiyle sıkıntılı bir ömür geçirmezsiniz.
Siz, bir konuşma yaparken sorulan sorunun doğru cevabını vereceksiniz.
Cevap verirken hakaret içeren kelimeler kullanmayacaksınız.
İyi niyetlerle sorduğu kanaatini taşıyacak ve o cevaptan faydalanacağını ümit ederek cevap vereceksiniz.