Filler tepişmesinde niçin yokuz?

Abone Ol

Bu Ramazan ayında, her zaman olduğu gibi, ittihatçı geleneğin uzantısı medya öteden beri kişileri merkez alarak bir milletin değerleriyle gene bir savaş başlattı. Oruç ayı, insanların en duyarlı oldukları zamanları. Bu ibadetin doğası gereği böyledir. Toplumun, insanların, bu manevi dünyadan fazlasıyla etkilendikleri bilinir. Müslümanlar arasına gelen yabancılar bile bu manevi dünyadan fazlasıyla etkileniyorlar.

İttihatçı geleneğin yapısı kavmî bir ruhtan geliyor. Kökenlerinde Siyonist Yahudilerin yön vermesi, beslemesi söz konusu. Ramazandan Ramazana, bayramdan bayrama yapılan bu atak savaşların hangi amaca dönük olduğu biliniyor. Medyanın belli bir kesimini elinde tutan bir egemen güç, öteden beri iktidarları da yönlendiriyor. İktidarlarla çıkarları bakımından iç içedir. Medya belli bir zamandan beri holdinglerin ve belli sermaye guruplarının elinde. Abdi İpekçi nin öldürülmesi bir dönüm noktasıdır. Medyanın gazetecilerin elinden alınıp holdinglerin kontrolüne verilmesi olayıdır bir bakıma.

Medya zaman zaman bazı kampanyalar yürütüyor. Zamanlamaları rastlantılara bağlı değil. Her hamlenin bir hesabı var. Önemli bir güç. Türkiye de siyasal iktidarlar ittihat ve Terakki izleğinde iken fazla bir sorun yoktu. Fakat yakın zamanda, 1980 sonrasında İttihatçı izleğin dayanaklarını yitirmesi, halkın desteğinden kopması, Millî Görüş geleneğinin merkez hale gelmesi birçok çevrede olduğu gibi medyada da önemli bir tedirginlik oluşturdu. 1980 sonrası darbelerin arka planında bu durum yatıyor. Artık ne yapılırsa yapılsın Milletin ruhunu temsil etmeyenler iktidar olamıyorlar. Yamalı bohçalar gibi, solundan sağına, liberalinden milliyetçisine hepsini bir araya getirilmesi de bir sonuç getirmedi. Bu sefer bir taktik değişiklikle iki önemli hamle yapıldı bu zamanda. Bunların ilki 1983 Turgut Özal, ikincisi ise 28 Şubat süreci sonrası uzun araf döneminden sonra AKP iktidarı. Her iki iktidar da Millî Görüş alternatifi olarak sunuldu. Bu her iki dönemde de stratejistler büyük ölçüde amaçlarına ulaştılar.

3 Kasım seçimlerinde AKP iktidara geldiğinde Hürriyet gazetesinin o günkü tavrı, sevinç çığlıkları gazetenin manşetindeydi. Hedef Erbakan ve Millî Görüş tü. Millî Görüş seçimden %2.5 ile çıkmış, artık bu onlara göre Millî Görüş ün sonu idi. Büyük bir zafer kazanılmıştı. AKP iktidarı zamanında Doğan grubu servetine servet kattı. En kritik dönemleri atlattı. Bir çok önemli başarılar elde etti. Uzanların çökertilmesi, Karamehmetlere ait en önemli kurumların ele geçirilmesi, POAŞ, Demirbank ın satılışı, vergiler, devlete olan borçların azaltılması, silinmesi vs. gibi çok önemli engeller de aşılmış oldu. Aydın Doğan grubu AKP iktidarı zamanında nasıl bir büyüme gerçekleştirdi ve neler oldu Bunların üzerinde durulmuyor. Aydın Doğan grubu büyük ölçüde düze çıkmıştır. Hiçbir iktidar döneminde bu kadar rahat olmamıştır.

Millî Görüş geleneğinin, izleğinin bugüne kadar olan mücadelesinde en rahat olduğu konuların başında yolsuzluklar sorunudur. Birçok kere iktidara ortak olmuş, iktidar olmuştur. Hemen hepsinde de alnının akıyla çıkmıştır. Millî Görüş geleneğinin başarı sırrı da burada gizlidir. Bu yönüyle çökertemeyecekleri anlaşılınca yapay yollara başvuruldu. RP nin kapatılma davası sonrası, hazinden alınan paranın [yaklaşık 875 milyarın] iadesi bir yolsuzlukmuş gibi sunularak karalanmaya çalışılmıştır. Dünyadaki mazlum Müslümanlara yapılan yardımlar yolsuzluk gerekçesi gösterilerek üzerine gidilmiş, yardım yolları kesilmiştir. Bütün bunlar belli bir amaca göre yapılıyor.

Türkiye de iktidarların öncelikli sorunu yolsuzluklardır. En güçlü iktidarların başına bela olan bir musibet. AKP Millî Görüş ruhundan uzak durduğu, kendi ifadeleriyle [Millî Görüş gömleğini çıkardıklarından], 22 Temmuz seçimlerinde de kendi içindeki Millî Görüş geleneğinden gelenlerin tasfiyesi uçurumları olmuştur. AKP yi çökertecek, alaşağı edecek en temel sorun da budur. Çünkü İttihatçı medya ve siyasal Müslümanları hedef aldıkça batmış güven yitirmişlerdir. AKP nin bulaştığı yolsuzluklar sadece AKP ye mal olmayacak. Bundan sonra siyasa yapacak İslâmî izlekteki her harekete gölge olacak, karabasan olacak. Erbakan Hoca nın AKP ile Millî Görüş arasına çektiği kalın çizgilerin, ayrıştırma çabasının ne anlama geldiği bugün daha iyi anlaşılacak.

En kritik zamanlarda Ertuğrul Özkök ile Başbakanın otel odalarında yaptıkları uzun görüşmeler önemlidir. Asıl biz bunları bilmek, öğrenmek istiyoruz. Oralarda neler konuşuldu, ne pazarlıklar yapıldı

Bunun için biz bu filler tepişmesinin dışındayız.