Hemen her gün Filistinlilerin katledildiği haberleri geliyor. Son olarak Nablus’u kuşatan İsrail’in altı Filistinliyi öldürdüğü haberi medyaya yansıdı. Haberde İsrail güçlerinin Batı Şeria’da bulunan bazı mahallelere ve Ramallah’ın kuzeyindeki bir kasabaya baskın düzenlediği belirtilerek bu saldırılarda 5 kişinin Nablus’ta 1 kişinin de Ramallah’daki baskınlarda hayatını kaybettiği, bu arada çıkan olaylarda 33 kişinin de yaralandığı belirtiliyordu. Bu olaylar üzerine İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) İsrail saldırısını şiddetli(!) bir şekilde kınadı. Kınadı da ne oldu diye sormayın. Çünkü İsrail için yapılan açıklamalar ve kınamalar bir şey ifade etmiyor. Bırakın kınamaları BM’nin aldığı kararları bile İsrail dikkate almıyor ve buna karşılık dünyadan da hiçbir ses çıkmıyor.
Bu noktada hemen belirteyim ki, Haçlıların İsrail saldırıları karşısında sadece seyirci kalmasını, bunun ötesinde bir adım atmamasını yadırgıyor değilim. Ancak, İslam dünyasının Filistinlilerin uğradığı saldırılar karşısında laftan başka bir şey yapmayan, yapamayan İslam dünyasının bu hali insanı üzüyor. Sanki İslam dünyasına narkoz verilmiş, hareket kabiliyetini yitirmiş görüntüsü ortaya çıkıyor. İsrail’in böylesine barbarlığı ve kan içiciliğine karşı Batı dünyası sessiz kalmayı tercih ederken İslam dünyasından yapılan kınama açıklamaları da öylesine cılız bir ses ton ile dile getiriliyor ki, söyleyenlerden başkalarının duyması mümkün olmuyor. Sanki yanlış bir söz söylemiş gibi söylediklerinden utanan bir hava estiriliyor İslam dünyasında. Bunun da ötesinde İsrail cenahından yapılan açıklamalarda Avrupa’nın gaz ihtiyacını İsrail’in karşılayacağı haberleri geliyor. Hatta bu hususta İsrailli yetkililerle görüşmenin başladığı belirtiliyor. Bu haberlerin medyaya yansımasının Avrupa’nın gaz ihtiyacının ülkemizde oluşturulacak bir merkezden karşılanacağı haberleri ve çalışmalarının başlatıldığı haberlerinin hemen arkasından gelmeye başlaması dikkat çekici değil mi?
Böyle olunca ister istemez İsrail ile başlatılan normalleşme hamlelerinin nasıl yorumlanması gerektiği sorusu cevap bekliyor. Başta da dikkat çektiğim gibi Avrupa’nın gaz ihtiyacının İsrail tarafından karşılanacağı çalışmalarının özellikle bu günlerde gündeme gelmiş olması ister istemez İsrail’in Avrupa’nın gaz ihtiyacını Türkiye’nin karşılamasını engellemeye yönelik bir adım olarak nitelendirmek de yanlış olmayacaktır.
İsrail devletinin kuruluşu genellikle bölgemize saplanmış bir hançer olarak değerlendirilir. Bu hançeri saplayanlardan İsraillilerin Filistinlilere karşı saldırılarını engellemesini beklemek sanıyorum tam bir saflık olacaktır. Çünkü İslam ve Müslüman düşmanı dünya üzerinde tam bir Haçlı-Siyonist ittifakının olduğunu görmeyenin kaldığını sanmıyorum. Belki görmezden gelenler var. Ancak, tüm bu gelişmeler karşısında artık samimi olarak kim ya da kimler gerçekten Filistinlilere sahip çıkmak istiyorsa laf üretmekten vazgeçerek ayağa kalkması, İslam düşmanları karşısında ortak bir cephe oluşturmaları gerekiyor. Öyle bir birliğin oluşmamasının, oluşturulamamasının sebebi ise İslam ülkelerinin birbirleri ile çatışma ve kavga etmesi. Çatışma ve kavga etmeyi bir kenara bırakarak ortak düşmanları karşısında dimdik durmalarının sağlanması lazım. Bu olmadığı sürece bölgemize saplanmış kanlı hançer İslam dünyasının canını yakmaya, akan kanlarının devamına hizmet etmekten öte geçilmeyecektir. Bu bakımdan Müslümanlar birbirlerini düşman belleyip birbirleri ile çatışarak tüm imkân ve enerjilerini harcamaya devam ettikleri sürece bir avuç İsrailli, Müslüman kanı dökmeye devam edecektir.