Filistinli zaten uyumuyor ki !..

Abone Ol

Kuruluşundan bu yana geçen 58 yıl boyunca İsrail sürekli etrafına saldıran, sınırlarını genişleten, kısacası kan döken ve kendinden olmayanları öldüren bir politika izledi. Ne var ki, İsrailin bu tutumu karşısında İslam Dünyası -Batı dünyası demiyorum. Çünkü, batılılar İsrailin gerek kuruluşuna gerek daha sonraki katliamlarına hep destek verdi ve oluşan tepkilere karşı da koruyucu bir tavır sergiledi- yeteri kadar Filistinli kardeşlerinin yanında yer alamadı... Bir iki defa Mısır ve Suriye gibi ülkeler harekete geçtilerse de bu ülkeler  ABDtarafından öylesine cezalandırıldı ki, bir daha kımıldayamaz hale geldiler.. Bu arada ABDnin güdümüne girmiş bir takım liderlerin desteği ise sadece bir takım demeçlerden ibaret kaldı.. Filistin davasına en fazla destek verenler ise para yardımı ile yetindiler.

Bir ülkesi ve devleti olmayan insanların içinden bazı gruplara maddi destek yapmış olmak o insanların gasbedilmiş topraklarına geri dönmelerine ve orada bir devlet oluşturmalarına yetmedi.Tabii ki hayatta kalabilmek ve mücadeleyi sürdürebilmek için dünde,bugün de maddi desteğe ihtiyaç var.

İsrailin kurulmasında bir yanda ABDöbür yanda İngiltere ve diğer Avrupa ülkeleri önemli bir rol oynadılar.. ABD, Yahudi lobisinin yönlendirmesi ve zorlaması sonucu kendisini İsrail devletinin kuruluşuna destek vermeye mecbur hissetti. Buna karşılık İngiltere, Almanya ve Fransa gibi ülkeler ise bir yandan yoğun soykırım propagandasının ezilmişliği altında İsrailin kuruluşuna gönüllü olarak destek verirlerken aynı zamanda Avrupalılar ülkelerinde tüm köşebaşlarını tutmuş, özellikle ekonomiyi ele geçirmiş olan yahudi azınlıktan kurtulmak adına İsrailin kuruluşu için ellerinden geleni yaptılar.

Diyebeliriz ki, İsrailin kuruluşuna katkı sağlayan, ABD, İngiltere, Almanya ve Fransanın desteği hala sürüyor. Niçin sürdüğünün cevabı ayrı bir konu olmakla birlikte İslam Dünyasının üzerine ölü toprağı serpilmişcesine katliamlar karşısında sessiz kalışını anlamak ve izah etmek mümkün değildir. İslam Dünyasının tümüne dönük değerlendirmeyi bir kenara bırakıp ülkemize dönecek olursak, insanımızında sanki Filistin ve dünyanın diğer köşelerinde yaşayan kardeşlerimizin sıkıntılarına karşı duyarlılığı azalmış gibi görünüyor. Söz gelimi 12 Eylül 1980 darbesinden 6 gün önce Konyada düzenlenen Filistin Mitingi ne Türkiyenin çeşitli köşelerinden yüzbinler katılmıştı. Heyacan ve coşku müthişti. Madden bir yardım söz konusu olduğunda insanımız bir anda harekete geçebiliyor, elindeki bir ekmeği ikiye bölerek müslüman kardeşleri ile paylaşabiliyordu.

Bu hassasiyet ve biranda ayağa kalkabilme özelliği sanıyorum İsrailli yöneticilerin uykularını kaçırabiliyordu.  Ancak aradan geçen zaman özellikle ABDnin öncülük ettiği İslam ülkelerinde buldukları taraftarların öncülüğü ile müslümanlara şırınga etmeye başladıkları Ilımlı İslam afyonu sanki müslümanların hassasiyetlerinin azalmasında ve duyarsızlaşmalarında etkili oldu. Bu bakımdan bir an evvel bu Ilımlı İslam afyonunun tesirinden kendimizi kurtarmak zorundayız. Yoksa içine yuvarlandığımız zilletten kurtulmamız mümkün olmaz. İslam Dünyasına yutturulmuş olan bu Ilımlı İslam afyonu sebebiyle İsrail Başbakanı Olmert orduya "Harekete geçin..Bomba seslerinden Gazzede kimse uyuyamasın" talimatı verebiliyor..Elbette Gazzeye atılan bombalar çıkardıkları gürültü sebebiyle Filistinlilerin sadece uykusunu kaçırmayacak, düşen her bomba çocuk, kadın demeden canlar almaya devam edecek.. İsrail zulmüne dur diyebilmenin tek yolu vardır  Başta Olmert olmak üzere İsrailli tüm yöneticilerin uykusunun kaçırılması şarttır.. Bir bakıma Filistinlilere karşı uygulamanın terse döndürülmesi gerekiyor.. Bu ise tüm müslümanların boynuna borçtur.