Filistin’den ne haber?

Abone Ol

Filistin için suskunluk dönemi. Suriye’deki gelişmelerden sonra, belli bir alana odaklanmayla derin bir suskunluk getirdi Filistin konusunda. Genel anlamda haberlerde de bir kesinti var. Kimse şu an için Filistin’i umursamıyor. Ya da Filistin sorunu ertelenmiş gibi görünüyor.

Sadece Yemen’den fırlatılan bir füzenin İsrail’e düşmesi, İngiliz ve Amerikan’ın dikkatlerini oraya yönlendirmesi, iki Arap ülkesi Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri Yemen’e karşı bir saldırı başlattı. İsrail’in Yemen’i tehdidi ve liderlerini bertaraf edeceğini açıklamasıyla bir hafta daha geride kaldı.

Biz bu satırları yazarken İsrail tarafından bir televizyon aracının vurulduğunu, beş gazetecinin öldüğünün haberini geçiyor. Zaman zaman Siyonist saldırılarda toplu kıyımlar da öylesine haber konusu oluyor. Artık dikkatler İsrail’den çok Suriye üzerinde odaklanıyor.

Hizbullah artık suskun. İran, kabuğuna çekildi.

Trump, Filistin lehine gösteri yapan öğrencilerin Amerika’dan uzaklaştırılacağını açıkladı bu arada. Panama Kanalı ile ilgili hamlesi de bir ara haber olarak geçiyor.

Suriye’nin özgürleşmesi, halkının kendini bulması önemli. Önemli de modern, laik ve güdümlü bir Suriye ilk hamlelerini gösterdi. Yılbaşı tatili ve kutlamaları bunun ilk adımı. Şu güne kadar Filistin konusunda kılını kıpırdatmayan Ürdün, Suriye’ye dönük desteklerini açıkladı. O zamanki çabalar boşa çıktı.

Arap/Amerikan fırtınasının ardında yaşanan hayal kırıklıkları ve sonuçları bilinirken şimdilik Suriye konusunda bilinçli olarak susuluyor veya susuyoruz. Gönlümüz Müslümanların huzur içinde özgürleşmeleridir. Henüz çok sıcak olan gelişmelerin giderek Batı güdümlü bir hâle doğru evrilmesi bizi şaşırtmıyor. Türkiye’den Kuzey Afrika ülkelerine giden İslamcı aydınların Jakoben Fransız laikliği yerine Anglo-Sakson laikliği önerilerinde bulunuyorlardı. Oysa süreci başlatanlar, sistemleri ve oluşları kendileri kendilerine göre kurguluyorlar.

Suriye’deki gelişmeleri şu sıra sağlıklı değerlendirmek oldukça güç. Aslında nereye doğru yön alacağını kestiriyoruz. Şu hengâmede söylenenlerin karşılık bulması zordur.

Süreç ile ilgili iki gücün gözlerinin içine ya da onların tutumlarına bakmak yeterli. Bölgedeki diğer ülkeler Siyonizm ile Amerika’nın uyduları. İsrail daha bir rahatlamış görünüyor. Suriye’ye son dönemde yaptığı saldırılar sonrasında, Suriye’nin uzun süre kendini toparlaması güç görünüyor. Askeri mühimmatların bulunduğu alanlar ile deniz donanmasının imha edildiği biliniyor. Zaten uzun süredir büyük bir yıkım yaşayan Suriye’nin kendine gelmesi on yıllarını alacak gibi görünüyor.

Abbas’ın polisleri veya güçleri HAMAS’a karşı saldırılarda bulunuyor. Yani Siyonizm’e hizmet ediyor durumda. İsrail esaretinde bir hayat tercihidir bu. Siyonizm onlara ne kadar yaşama alanı bırakacak ya da bırakmayacak mı bundan sonrası önem kazanıyor onlar açısından. Abbas, zaten bunu baştan beri kabullenmiş durumda.

İnsanlık tarihinin yeni bir dönümüdür bu. Tarih boyunca sürgüne uğramış, Hıristiyan Batı’nın kapılarında, varoşlarında yaşayan Yahudiler, bundan böyle onların da desteğini alarak bölgeye olan egemenliğini oluşturma sürecinde. Adım adım ilerliyor. Kimi durumları ise zamana bırakıyor.

Israrla vurguladığımız şudur. Bu savaş İslâm’a karşı yapılmaktadır. Tek yanlı. İçeriden kuşatılmış, köle olan Müslüman devletçikler zaten devre dışıdırlar. İstendiği gibi kullanılmaktadır. Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri’nin tutumu başka nasıl izah edilebilir ki?

Filistin, asıl sorun bu. Son nefeslerini mi alıp veriyor, tamamen imha mı edilecekler, el-Fetih gibi teslim mi olacaklar? Bunu zaman gösterecek.